|
Hayatımda "son dublelerin" ve "yolluk" kelimesinin önemi gerçekten çok büyük.
Bazı kelimeler vardır, bakıldığı zaman anlaşılması zor; ama hayatın içinden geçtiği zaman bir o kadar zor olan kelimeler.. Benim de en zor anlarımın ve belki de beni hayata birkaç adım önlere doğru kaymamı sağlayan iki kelime.
Annem ve babam bundan tam 11 sene önce ayrılmıştı. Çocukluk aşamasında verdiğim karar gereği, babamla yaşamaya devam etmiştim. Annem ise İstanbul'a yerleşmişti. Hayatımda belli kısıtlamalar vardı tabii ki, eve geç gelmeme, çok fazla dışarılarda dolaşmama gibi..
Bunları daha ayırt edemiyordum. Önemli şeyler mi değil mi diye. Evimizde yemek yapacak ve babamın da yemek konusunda, yemeyi yemek hariç, pek fazla bir bilgisi yoktu. O yüzden hep dışarıda yemek yiyorduk. Babam balık severdi ve yanında rakı içerdi. Çok güzel balık yapan yerlere giderdik; ama gittiğimiz yerlerde, bizim istemeden oynadığımız bir oyun vardı.
"Son Duble"
Pür neşe kahkaha yemeğe başlardık babamla. Babam önce benden, günün özetini alırdı. Sonra bilgilerini paylaşırdı. Fakat babamın benimle paylaştığı her bilgi, bir yudum rakıya denk geliyordu. Bilgiler arttıkça, yudumlar da artıyordu. Güzel başlayan bu oyun, seyirci için gülmeli ve anlamsız bakışlarla bitime gelse de, benim için hep aynı buruklukla bitiyordu. Derslerimin iyi olmasına rağmen, babam; "bak ali, derslerin kötü gelirse." deyip, eliyle, o hep bizim evden, camdan, uzaklara bakınca görülen sanayiyi gösteriyordu, yemek yediğimiz sanayi manzarası olmamasına rağmen, sanayiye gidersin." diyordu. O derken, "Baba bari bu sefer tadıyla yiyelim yemeği" diye içimden söyleniyordum. İster istemez çok etkileniyordum ve bu cümleleri hep "tamam babacım" diyerek geçiştiriyordum. Babamın yanına gelen garson "Tuncay bey, son duble alır mısınız?" diye sorduğunda, babam da" e hadi ver bakalım, yolluk olsun" diyordu.
Garson'un verdiği yolluk, bizi kültürel ve sosyal bilgilerden alıp, bambaşka bir diyara götürüyordu. Babam gözlerini kısıp öne bakıyordu. Zannetmiyordum kafasından benimle ilgili korkutucu senaryolar getirsin. Son duble'nin etkisi, tamamen gerçekçi. Babamın konuşmaları bazen, sanki benim dersler dibe vurmuşta, hakikaten son rötuşları yapar gibi ağır geliyordu. Kaldıramadığım zamanlar da, gözyaşlarımı bırakıyordum.
"Gel Yamacıma"
Babamın, alkolün etkisinden oluşan hafif sızma ve uykulu anını yok eden tek şey benim gözyaşlarımdan sonra, hafif burnumu çekmemdi. Hemen anlıyordu. Bunu anlaması beni çok sevindiriyordu. Ben alkolün, sadece güzel sözleri değil, duyguları da kitlediğini zannediyordum. Bana üzülmesine de üzülüyordum. "Gel yamacıma." deyip, beni yanına çağırıyordu. Rakının etkisi değiştikçe, babam da değiştiriyordu. "Verme son dubleyi" diye dua eder olmuştum, garson için..
O zamanlar hayatımı gözümün önünden geçirme gibi bir özelliğe yarı-sahiptim. Şimdi ise eskiye dönüp baktığımda, değişen tek şey, babamın alkolü bırakması. Şimdi yemek yediğim babamla, bundan yıllar yıllar önce yemek yediğim babam arasında pek çok fark var. Eksik olan, sadece bir garson.
Ben 21 yaşına, babam da 54 yaşına geldi. Ben alkol kullanmıyorum, babam beyaz içeceği bıraktı, beyaz saça başladı.
Ali Biçim
Haber Yorumları (1 adet)
constantine
|
|
hissetmek..
|
ewet hissetmek,okurken seni de içine alan yazılar vardır okursun ve yaşarsın sanki.. tebrikler ali çok güzel bir yazı ile bizi o eski günlere götürdün,babamızı özledik,senle beraber hisssettik. kalemine güveniyorum,saygı duyuyorum.. |
| 29.05.2008 16:18:16 |
|