|
Müzik hakkında derinlemesine araştırmalar yapan ve günde 10 yakın albüm dinleyen birisi olarak, Türkiye'de bu işe nasıl önem veriliyor, ondan bahsetmek isterim. Dinlemek ister misiniz beni?
Müzik yazarı olmak, müzik hakkında konuşmak, ne dinlediğini bilmek, dinlediğinden bir şeyler çıkarmak, bunlar herkesin, her yiğidin harcı değil. Tabii ki her yiğidin farklı bir müzik dinleyiş tarzı vardır; ama korkunç olan şu ki, artık müziğe önem vermeyen, bir anda sözler tarafından akılları çelinen, "aman canım, müzik benim hayatımı niye değiştirsin ki, müziğe hiç kaptırmam o kadar kendimi" diyen, "ne olursa dinlerim ağabey", "O an kendimi nasıl hissediyorsam onu dinlerimci" bir yeni nesil geliyor.
Şimdi, müzik yazarının buradaki görevi çok büyüktür. Öncelikle şunu cümlelerimin arasına katayım. Müzik hakkında yazı yazmak ve müzik hakkında konuşmak, arkadaşlar arasında "ağabey şu grubun son albümü dinledin mi? Berbat bir albüm!" demeye hiç benzemez. Müziği türlerini kavramış, tüm müzikleri dinleyen bir birey müzik yazarı olabilir. Yani burada tüm müzikleri dinlerken kastettiğim şey, bir müzik yazarının iyi müzik ve kötü müzik arasındaki farkı bulabilmek için, tüm dünya, evrensel müziği dinlemesi gerekir ki, okuyucuyu da, dinleyiciyi de ona göre yönlendirir. Yanlış yönlendirilmiş bir müzik dinleyicisi, müzikal duyguları en kısa zamanda yitirmeye başlar.
Türkiye'deki müzik yazarlığı aslında, sinemadaki yazarlık gibi çok da vurdumduymaz değildir; ama hiçbir etki altında kalmadan da albüm, şarkı, sanatçı eleştiri yapmak da her baba yiğidin harcı değildir.
Türkiye'de düzgün müzik eleştirisinin olmamasının bir nedeni ise de, Düzgün Müzik'in olmamasıdır. Düzgün müzik'in olmadığı yerde de, düzgün dinleyicinin olmaması çok doğal görünmektedir. Türk Müzik Piyasası, eskisi kadar üretken değil; sanatçılar piyasaya oynamaktadır. İşte o "Yaa yine yapmış yapacağını, bana Mete'yi hatırlattı bu şarkı"cı nesle hitap eden piyasa, gitgide büyümekte, hatta büyümesi durdurulamamaktadır. Bu durumdan bizi kurtaran sanatçılar çıkmazsa, bunun nereye gideceğini ben size söyleyeyim;
Ajanslarla sürekli irtibat halinde olan biri. Birçok dizide bölüm oyunculuğu yapmış ve kendisine "Bu zamana kadar kariyerinizi nasıl değerlendiriyorsunuz, neler yaptınız?" diye sorulduğunda, "Birçok dizide oynadım. Bölüm oyunculuğu yaptım..vs. vs. vs. vs." bilinen, bilinmeyen birçok şey sayacak ve "işte benim kariyerim bu" diyecek. Fakat asıl sorulması gereken soru "kariyeriniz boyunca ne yaptınız?" değil, "bu hayatta kalıcı olan bir şey yaptınız mı?
İşte müzik piyasamızda artık kalıcı eserlerden ziyade, önümüzden hızla geçen arabalar gibi "gelip-geçici" işler ortaya çıkmaktadır.
Uzun paragrafların kısası, hem müzik piyasasında hem de müzik yazarlığı konusunda, Müziği ciddiye alanın müzik yazarlığı yapması hususunda şiddetle kararlıyım.
Yazara inanın, büyüye inanmayın.
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|