Milli Voleybolcu Tesettüre Girdi Gazeteler
                                            Artık bir şeyler değişiyor...  
 
 

Çok Okunanlar
Devamını Oku Hristiyan Suyumuzu Kirletmesin!
Devamını Oku soL: Özkan'ın Televizyon Solculuğu Bitti
Devamını Oku Gül'e Şovalye Nişanı
Devamını Oku TRT'nin "Yayıncılık Başarısı"
Devamını Oku Ayşe Arman Feci Yüklendi

Son Yorumlananlar
Devamını Oku Ülkücüler Üniversite Şenliğine Saldırdı
Devamını Oku Erdoğan'a Adana Şoku
Devamını Oku Kanaltürk Çalışanından Mektup Var
Devamını Oku Hristiyan Suyumuzu Kirletmesin!
Devamını Oku Einstein'dan Din Karşıtı Görüşler

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı
Şifre

Üye Olayım

Şifremi Unuttum

Sitemiz
Mozilla Firefox
Internet Explorer
Opera
Safari
ile test edilmiştir.



RSS / XML
RSS / XML
EkleBunu RSS Ekle Butonu
Anasayfa> Ali Ersin Kelleci> Çamuroğlunu da Al Git Tayyip!
 Çamuroğlunu da Al Git Tayyip!

Ali Ersin Kelleci




Milletin vekili, başbakanı, yurdum seçmeninin bilhassa %47'sinin 'tescilli' siyasetçisi Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz yıl Mersin'de gerçekleşen AKP mitingi sonrası, Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana 'milletin efendisi' olduğu söylenen bir köylünün, çiftçinin 'ekonomik' sebeplerden kaynaklanan sitemiyle karşılaşmıştı hatırlayacağınız üzere. Sonradan kamuoyunun yakından tanıyacağı, yüzüne aşina olacağı çiftçi Kemal Öncel, halihazırda o günkü görüntüsü itibarıyla içinde bulunduğu 'derin' bunalımı yansıtmaktaydı biz ekran başındaki milyonlara. Bir ara içine düştüğü 'trajik' durumu en kestirme yoldan Başbakan'a anlatabilmek için, "anamız ağladı" şeklinde ortalama bir 'memleket insanı' gibi laf etmişti. Tabii bu lafı sonrası 'anasını alıp gitmesi' gerektiğini hesap edememişti çiftçi vatandaşımız! Ve sonrasında tarihe 'Türk siyasetinden inciler' konseptinde yeni bir argüman eklenmişti bu vesile ile. Mitinglerde, iki-üç kişinin bir araya geldiği 'cemiyet' ortamında, gazetelerde, dergilerde ve benzeri envai çeşit sosyal ortamda Başbakan'ın karşısına çıkacak olan o 'tarihi' cümleyi kemiği olmayan dil denen duyu organının aracılığı ile bizlerle buluşturmuştu sayın Erdoğan: "Ananı da al git buradan!"

İşte, yazımızın başlığına ilham veren konu da bundan ibaret. Hem bir hafıza yoklaması yapmış olduk, hem de başta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, çiftçi Kemal Öncel'in de kulağını çınlatma şerefine eriştik başlığımız sayesinde. Özellikle ülkemin %47'sinin dikkatine sunmak istiyorum bu mevzuu!

Başlıktaki enteresanlığın sizlerin de dikkatini çektiğine eminim. "Çamuroğlu da neyin nesi?!" diyorsunuz yüksek bir ihtimal. Anlatalım o halde.

Bir süredir Aleviler yeniden tartışma konusu olmaya başladı siyaset-medya düzleminde. Basına yansıyan haber ve beyanlara göre, AKP'nin çiçeği burnunda 'Alevi' kökenli milletvekili Reha Çamuroğlu, partisi AKP'nin bir 'Alevi açılımı' içerisinde olduğunu ve bu açılımın ilk işareti olarak Alevilerin oruç tuttuğu Muharrem ayında Başbakan Erdoğan'ın Alevilerin önde gelen isimlerine, kurum ve kuruluşlarının başkanlarına iftar vereceğini müjdeledi. Son derece nev-i şahsına münhasır(!) bir isim olan Reha Çamuroğlu'nun söz konusu müjdesi, "bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü?" minvalinde bir şüpheye düşürdü beni ve benim gibi birçok Alevi vatandaşı. Halihazırda, söz konusu meselede adı geçen isimlerden biri olan Başbakan'ın, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı iken Karaca Ahmet Dergahı'nı yıkmak için buldozerlerle dergahın kapısına dayandığını ve Alevilerin yoğun mücadelesi sonrası bundan vazgeçmek zorunda kaldığını biliyoruz. Keza yakın bir geçmişte, "Karaca Ahmet içimde uktedir!" sözü hala hafızalarımızdaki tazeliğini dün gibi koruyor. Tarihin çeşitli dilimlerinde Alevilerin talepleri ile ilgili konularda sıkıştığında hemen arkasına sığındığı alışıldık söylemi de belleklerimizde: "Ali'yi sevmekse Alevilik, en büyük Alevi benim!" Sayın Erdoğan'ın sıkça başvurduğu 'püskürtme' taktiklerinden birisiydi bu.

Peki İsa'yı sevmek Hristiyanlıksa, hepimiz Hristiyan mıyız sayın Başbakan?!
Alevilerin yüzyıllık sorunları bir kangrene dönüşmüşken, hala Cemevleri yasal ibadet yerleri olarak kabul görmemişken, zorunlu din dersi uygulamasından geri dönülmemişken, diyanet sorunu çözülmemişken, bu kurumun devlet tarafından finanse edilmesinin önüne geçilmemişken, Ramazan'da oruç tutmadığı, namaz kılmadığı için sıradan vatandaşlar ve Alevi öğrenciler mağdur pozisyonuna düşürülmüşken ve en önemlisi Alevileri kendi içinde 'eritilecek' bir unsur olarak görmekten vazgeçilmemişken neyin açılımından bahsediyoruz?

AKP'nin temsil ettiği gelenek daha düne kadar Aleviliği 'sapık' bir inanç sistemi ve Alevileri de bu sapıklığın en tabi unsurları olarak yaftalarken, o meşhur 'mum söndü' karalamaları bu cenahta gırla giderken, 'cemevleri cümbüş evleridir' ifadesi ile 'inançlara saygı' konusunda sınıfta kalınmışken, hangi samimiyet ve sorumluluk duygusu ile Alevilerin kapısını çalabiliyorsunuz ?

Alevilerin son dönemde ortaya çıkan örgütlü gücü çok geniş kesimlerin ilgisini çekmeye başladı bu şekilde. Son olarak Fethullah Gülen'in kontrolünde olan Abant Platformu'nun gerçekleştirdiği toplantılarda masaya yatırılmıştı Alevilik ve Aleviler. Toplantının baş konuğu yine Reha Çamuroğlu idi. Aleviliği salt İslam'ın bir unsuru olarak gören, bu inancı 'sadece' bir dinin potası altında eriten ne kadar isim varsa Abant Toplantısı'nda buluşmuşlardı. Bugüne kadar Alevileri yok sayan İslamcı kesim, örgütlü potansiyeli her geçen gün yükselen Alevileri bir anda keşfedivermişti! Alevilere rağmen, Aleviliğe ve Alevilere çeşitli tanımlar bulma çabası içerisinde olmuşlardı arkalarına aldıkları kimi 'Alevi' kökenli kuruluş ve isimlerle birlikte. Hala bundan vazgeçilmiş değil tabii ki. Bugün konuşulmakta olan 'Alevi açılımı' da bu düşünce yapısının bir uzantısı olarak görülmelidir bu sebepten.

Siyasi erk sahibi hangi parti olursa olsun,
Alevilerin sorunları konusunda samimilerse eğer, ilk olarak Alevilerin yıllardan bu yana karşılaştıkları, yaşadıkları baskıların ve trajedilerin özeleştirisi verilmeli, empati olgusunu devreye sokmalıdırlar. Alevileri ötekileştirmekten vazgeçmeli, inançlarının ve kültürlerinin gereği olan ritüellerini özgürce gerçekleştirebilmelerinin önü açılabilmelidir. Aleviliğin ve Alevilerin asimilasyonuna başvurmadan, kendi özgünlüklerini korumalarının tüm yasal ve sosyal güvencesi sağlanmalıdır. Aksi takdirde, bugüne kadar gelmiş geçmiş tüm siyasi iktidarların yaptıkları gibi, bir anlık heves olarak kalır bugünkü siyasi erk sahiplerinin söz konusu adımları da.

Unutmadan, Aleviler, kendilerine dost gibi samimiyetle yaklaşanlara kollarını açarlar; ama Ali gibi görünüp Osman gibi davrananlara da 'yürü bre Hızır Paşa' demesini bilirler!



Ali Ersin Kelleci

09.12.2007 21:38:18
 
Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Yazdır Yukarı Çık

Bu habere henüz yorum yazılmamış...




Ali Ersin Kelleci Bölümünden Son Yazılar
Devamını Oku 21.02.2008 02:25:14 - Hırsızlık Hürriyeti!
Devamını Oku 23.01.2008 20:56:20 - 19 Ocak'ta Ne Olmuştu?
Devamını Oku 09.12.2007 21:38:18 - Çamuroğlunu da Al Git Tayyip!
Devamını Oku 04.12.2007 13:33:34 - Elma Dersem Hatırla Sevgili...
Devamını Oku 04.11.2007 12:14:47 - Facebook'un Book'u mu Çıktı?
Devamını Oku 04.09.2007 11:32:17 - Medyada G-String Savaşları
Devamını Oku 26.08.2007 10:20:17 - Ne Erotik Yazarımızsın Sen Ayşe abla!..
Haberi Değerlendirin
Gereksiz bir haber
Yayınlamanız gerekmezdi
Faydalı bir haber olmuş
Gerekli bir haber
Haberiniz çok çok isabetli
Bu haber için oy kullanan 6 ziyaretçimizin puan ortalaması: 4,00
Haber İşlemleri
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yorum Yaz
Yorumları Oku
Haberi Paylaş
Google Google Live Live MySpace MySpace
Facebook Facebook Delicious Delicious Digg Digg
 
Yorum Bölümümüzdeki Sorun Giderildi
Yorum Bölümümüzdeki Sorun Giderildi Bir süredir okuyucularımız yorum girerken oluşan bir hata, okuyucularımızın bildirmesi üzerine düzeltildi....
Bu da Aşırı Sosyalleşme!
Youtube Şimdilik Yeniden Özgür
0,28 saniyede derlendi.