|

Ali Ersin Kelleci, yine medya, haber siteleri, çıplaklık ve hırsızlık konularında gündeme ilişkin önemli bir yazı kaleme aldı. Aktarıyoruz:
Hayır hayır, başlıkta bir sorun yok. Bu satırların yazarının da akli dengesi gayet yerinde. Eğer bir sorun aranması gerekiyorsa mutlak surette, başlıktaki ilintiler irdelenmeli. Aşağıda konunun detayına da girerek mevzuu izah etmeye çalışacağız dilimiz döndüğünce.
Hafızalarımızı yoklama babında bir giriş yapalım ve kısa süre öncesine dönelim. Hürriyet, Milliyet başta olmak üzere birçok gazetenin internet sitelerinin büyük çoğunluğunu oluşturan pornografik ve erotik içerik çok tepki toplamıştı hatırlayacağınız üzere. Ve ilk olarak Yeni Harman Dergisi'nden Gürkan Haydar Kılıçarslan konuyu ele almış, ardından LeMan Dergisi de, 'Porno kralı internet medyası' başlığı ile kapak yapmıştı. Gazeteport da LeMan kapağını manşete taşımış ve bu mesele hakkındaki düşüncesini de bu şekilde izah etmişti. Bu gelişmelere ise Hürriyet'in internet sitesinden, bacaklarının arasından fil hortumu geçen bir çıplak kadın fotoğrafını baş köşeye koyarak cevap verilmişti!
Aradan kısa bir süre geçti ve www.hurriyet.com.tr'nin yayın yönetmeni Fatih Çekirge'den erotik içeriğin siteden kaldırılacağı haberi geldi. Açıklamasında Fatih Çekirge, "kadın teşhiri rekabetini reddeden" bir ilke kararı aldıklarını ve tiraj kaybetmeyi de göze alarak düzeyli gazetecilik için artık sitede çıplak, yarı pornografik fotoğraflar kullanmayacaklarını belirtmişti. Fakat perdeyi biraz araladığımız zaman bu kararın arkasında hiç de "etik" ve "düzeyli gazetecilik" kaygısının olmadığını görmemiz mümkün!
Smart Filter terimini duydunuz mu? Açıklayalım.
Smart Filter, güvenlik piyasasında satılan URL filtreleme ürünlerinden birisi. Büyük şirketlerin, kullanıcılarının iş saatlerinde uygunsuz sitelere, gereksiz mevzulara takılmasını önlemek için kullandığı bir yazılım türü diyebiliriz. Hürriyet Gazetesi bu programda 'Nudity; General News' (çıplaklık, genel haberler) kategorisine alınmıştı. Anlayacağınız üzere Fatih Çekirge'nin açıklamasını yaptığı bu 'zorunlu' kararın nedeni; Hürriyet, Milliyet gibi Türkiye'nin sayılı gazetelerinin sitelerinin filtre programlarına girmesinin 'an' meselesi olmasıydı. Zira, Hürriyet ve Milliyet birçok firmanın filtre programına girdiği gibi pornografik erişimin yasaklandığı Suudi Arabistan gibi ülkelerde de yasaklanmıştı. Tehlikenin boyutu Hürriyet ve Milliyet yetkililerini korkutunca geri adım atmak zorunda kaldılar. Filtreleme durumu söz konusu olmasaydı, pornografik ve erotik içerikleri ile abazan bir kitle yaratan söz konusu bu gazetelerin, kendi internet sitelerinde tam gaz yola devam edeceklerinden hiç şüphemiz yoktu. Bir diğer taraftan, Fatih Çekirge'nin bu açıklaması ile bir bakıma yarı pornografik içeriklerini de kabul ettiklerini fark ediyoruz. Tiraj uğruna yaratılan bu yozlaşma argümanları, bugün kartel medyasının da içinde bulunduğu trajik durumu gözler önüne seriyor. Artık hedef için her yol mübah bu anlı şanlı gazetelerimizde! Yaratılan bunca kirlilik ve medya kepazeliğine rağmen, bugün etik duruştan ve düzeyli gazetecilikten bahseden söz konusu gazete yetkililerinin bu yaptıkları yavuz hırsızlıktan başka hiçbir şeye benzemiyor!.. Medyayı tekeline alan ve kendi iradelerinden bağımsız bir şekilde iş yapmaya çalışan başka kişi ve kurumlara nefes aldırmayan bu gazetelerin yöneticileri, gazetelerini eline alan veya sitelerini ziyaret eden binlerce okuru da aptal niyetine koyuyor anlaşılan. Bakın Çekirge'nin şu açıklamasına: "İnternet gazeteciliğiyle hiç ilgisi olmayan yalnızca kadın teşhirine dayanan, çıplak, yarı pornografik fotoğrafları tümüyle kaldırıyor ve yayınlamama kararı alıyoruz. Bu belki de bizim günlük tirajımızı ya da sayfa görüntülenmemizi düşürebilir ancak biz tirajın değil düzeyin ve doğru haberciliğin yüksekliğini önemsiyoruz..." Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu böyle?! Herkes saf, bir tek Doğan Medya Yöneticileri akıllı herhalde! Bu açıklamadaki; 'düzey', 'doğru habercilik' nutuklarını yemek için kör olmak gerek. Tabii onlar da haklı. Açık açık gidip, "yahu bizim bu erotik içeriğimiz filtre programlarına yakalanacak, bundan çekiniyoruz," diyemeyecekleri için, amiyane tabirle böyle teranelere başvuruyorlar. 'Sarhoştum hatırlamıyorum' misali! Hayır, işin en enteresan tarafı, bu siteler erotik ve pornografik içerikleriyle tıklanma rekorları kırınca, habercilikte ve gazetecilikte biz büyüğüz nakaratına başlıyorlar. Filtrelere yakalanınca da keskin bir 'u' dönüşü yapıp, gazetecilik etiğinden, düzeyden, sorumlu habercilikten bahsediyorlar. Yiyene aşk olsun! Tiraj uğruna düzeysizleşen, gazeteciliği yerle yeksan eden bu anlayış, özür dilerken dahi şark kurnazlığı yaparak bataklığa çevirdikleri bu medya düzeninin baş müsebbibi olduklarını gizleme çabası içinde. Kadını bir çeşit meta haline getirip, bedeni üzerinden rant elde eden ve daha sonra bundan geri adım atmak zorunda kalıp açıklama yaparken 'edebi nutuk(!)' atan Hürriyet'in yöneticileri halkı bu kadar hafife almamalılar. Gazetecilik bu denli düzeysizleşmemeli ve tiraj uğruna medya düzeni ve gazetecilik bu ölçüde basitleştirilmemelidir.
Peki şimdi neler oluyor bu cenahta?
Hürriyet'in, erotik-yarı pornografik yayın çizgisinden hırsızlığa terfi ettiğini görüyoruz. Nasıl oluyor peki? Şöyle ki, Gazeteport'ta yazan ve aynı zamanda Habertürk'te de Fatih Altaylı ile birlikte program yapan Sevilay Yükselir geçtiğimiz günlerde bir yazı kaleme aldı. Hürriyet, bu yazıyı "Baba Çalık'ın Başbakan'a Mektubu" başlıklı haberinde kaynak göstermeden kullandı geniş geniş. Hesap soran yok, gırtlağına basan yok nasıl olsa! Başyazarı Basın Konseyi'nin Başkanı, almış bütün dinozorları ve kurumları arkasına -Hürriyet'ten bahsediyorum.-, bir güzel hırsızlık da yapıyorlar, erotik yayın da!.. Bunun öncesi de var, bitmez Hürriyet'in bozuk sicili bu kadarla! Aynı Gazeteport'ta yer alan Sinan Çetin'le ilgili bir haber, bu sefer de Fatih Çekirge'nin yönetimindeki yarı pornografik www.hurriyet.com.tr sitesinde kullanılıyor kaynak gösterilmeden. Buna da gazetecilik diyorlar sonra da! Sıkışınca basın haysiyetinden, etik davranıştan bahsediyorlar yüzleri kızarmadan. Halbuki basının, gazeteciliğin ırzına geçen yine kendileri! Daha öncesinde birçok gazete, dergi ve mizah yayınlarının haberlerini kaynak göstermeden kullandıklarını biliyorduk; ama, üst üste iki kez yapılan bu hırsızlık mevzuu ise büyük bir aymazlığın örneği olarak duruyor karşımızda. Hiç nefes almadan yapılan bu 'arak' haberler büyük bir pişkinliğin, rahatlığın göstergesidir aynı zamanda. Kimler hesap soracak peki bu yapılanlara? Hırsızlıkla gazeteciliğin aynı iş olmadığını kimler gösterecek bu birilerine? Yarı çıplak resimlerle yapılan şeye gazetecilik denmediğini kimler söyleyecek? Evet, çok merak ediyorum bu sorunun yanıtını… Ali Ersin Kelleci
Ali Ersin Kelleci
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|