|
Bir kış akşamı yine galip ayrıldığımız Beşiktaş-Galatasaray maçı sonrası İnönü'den Çarşı'ya doğru akarken meşaleler, şampiyonluk tezahüratları bir nehir gibi akıyordu caddeden. Semtin çocukları Büyük Beşiktaş Çarşısı'nın önünde, Kazan Birahanesi'nin yanındaki buluşma noktamızda ateşleri yakmışlar geceyi aydınlatıyorlardı vardığımızda. Polis ekiplerinin siren sesi dahi dağılmamıza neden olamıyordu.
Var mıydı bu aşkın ötesi?
O esnada zafer kutlamasını görüntülemek isteyen bir kameraman ve muhabir gözümüze çarptı. Kalabalığın en önünde yürüdüğüm için bana doğru yöneldiler aniden. Elimiz, yüzümüz hafif de düzgün olduğu için konuşmak için yeltendiler.
- Gırgır-
"Ne hissediyorsunuz?" dedi muhabir.
Boğaz'ın hırçın dalgaları kıyıyı döverken çıkan o güzel sese kulağımı kabartarak cevap verdim: "Su gibi, kartal gibi özgür hissediyorum kendimi!"
Yüzü biraz değişmişti. Beklediği cevap daha farklı olmalıydı ki, "İşte böyle, her sene böyle. Önümüzdeki maçlara bakacağız" şeklinde bir yanıta verilen muhabir sırıtmasından eser yoktu üzerinde. Zkimden aşağı Kasımpaşa'ydı zaten! İnadına yöneltiyordu soruları. Ama işin garip tarafı, birden konuyla alakasız bir muhabbete dalmıştı. Reyting için kendisine bir malzeme arıyordu belli ki.
"Şu anda burada olan Çarşı grubu aşırı alkollü görülüyor. Taşkınlık çıkabilir mi sizce?"
Baktım yüzüne. Bir derviş dinginliğiyle, tasavvuf sabrıyla… Ve okudum içimden geçenleri yüzüne:
"Beşikten bu yana bir arada olup da hala semtin kaldırımlarında oturan, her sokakta anı bırakan, semtin belli kahvehanelerini, birahanelerini mesken edinen, tekel bayilerin arkasına geçip bira içen kaç tane 'grup', 'topluluk' örneği gösterebilirsin ki bana?!
Çarşı bu konuda bir numaradır. 'Semt ruhu' denen şeyi iliklerine kadar yaşayan ve yaşatan taraftar topluluğunun başını çeker. Sırt sırta vermiştir her bir genci. Dayanışmışlardır, omuz omuza olmuşlardır burada da görüldüğü gibi. Örnek olabilmişlerdir. İçlerinden evlenenler bile yine kopamamıştır o mahalle delikanlılarından, delikanlılığından. Onlarla birlikte eşleri de Çarşı'nın birer ferdi olmuşlardır hep.
Çünkü aralarındaki o saygı, sevgi; oluşturdukları büyük manevi bağ imrenilecek gibidir. Tüm bu özellikler Çarşı'yı çekim merkezi yapar. Vallahi siyah poşetlerin içinde biralarını alıp parka çıkan, dost meclislerinde rakıyı ve muhabbeti birlikte harlayan, kahvede birlikte okey ve batak çeviren, halı sahada rakip olarak birlikte ter döken, yaşlıyla yaşlı çocukla çocuk olan Çarşı'nın bu yüzü hiç eskimez umarım. Çünkü eskisinden daha bir çok ihtiyacımız var semtin bu güzel çocuklarına…"
Şaşırmıştı bu cevap karşısında. Sanırım bu tür bir yanıt beklemiyordu. Toparlanması birkaç saniye sürmüştü. Sıkıştırma amaçlı bir soru daha yöneltti ardından. "Peki bu alkol hali kötü olaylara sebebiyet vermez mi?"
Ve geçirmiştim:
"Senin gibi kafası ayık gezdiğini düşünen beyin sarhoşlarından daha iyidirler!.."
O günden sonra patlıcan oturtmasını bir başka sevmiştim…
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|