Artık bir şeyler değişiyor...  
Anasayfa Künye Reklam Arama
Haberler Video Haber RH+ Röportaj Yazarlar
 
 

Çok Okunanlar
Devamını Oku Çarşı, Asi Ruh mu Olacak?
Devamını Oku Uykusuz'un Bu Haftaki Kapağı
Devamını Oku LeMan'ın Bu Haftaki Kapağı
Devamını Oku Flaş! Ali Atıf Bir'e Eski Öğrencisinden Şok Cevap!
Devamını Oku Gırgır'ın Bu Haftaki Kapağı

Son Yorumlananlar
Devamını Oku "AĞIR RÖPORTAJ: PEDER ZICKLER"
Devamını Oku Solcu Hackerlar İş Başında
Devamını Oku Öğretmene Dink sürgünü
Devamını Oku Show TV'yi yakan görüntü
Devamını Oku Küçük İskender'in Büyük Sırrı!

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı
Şifre

Üye Olayım

Şifremi Unuttum

Sitemiz
Mozilla Firefox
Internet Explorer
Opera
Safari
ile test edilmiştir.



RSS / XML
RSS / XML
EkleBunu RSS Ekle Butonu


   
 
Medyada G-String Savaşları

Ali Ersin Kelleci

Geride bıraktığımız Ağustos ayı çok hummalı ve baştan çıkarıcı tartışmalara gebeydi. Bir yandan küresel ısınma gazı ile daha da tırlatan kavurucu sıcaklar sonrası yurdum insanı bu tür meselelere püfür püfür esen rüzgar niyetine sarılıp durdu! Diğer bir taraftan, ülkenin önemli metropollerini saran 'susuzluk' tehlikesi beceriksiz yerel yönetimlerin densizlikleri ile daha da içinden çıkılmaz bir hal aldı. Ankara'da, Büyükşehir belediye Başkanı İ. Melih Gökçek, haftalarca süren 'susuzluk' zulmünü son derece dahiyane formüllerle çözmeye yeltendi. Zeka parıltıları taşıyan formüllerden biri, küvette banyo yaparken ayağımızın altına leğeni alıp geri kalan suyu tekrar ihtiyaçlarmızda kullanma mucidliğiydi mesela! Buram buram köylü kurnazlığı ve Melih Gökçek imzası taşıyan bu enteresan formül ile koca bir kentin 'susuzluk' problemini halletmeyi düşünüyor kahramanımız. Bu sıralar biraz üzüntülü ama o da geçecek. Üzüntü ne diye soracak olursanız, Emin Çölaşan'ın işten kovulması değerli okur! Kendisi de deklare etti bizzat, çoluğunun çocuğunun rızkı gitti bir bakıma! Çölaşan'dan kazandığı tazminatlarla öyle ya da böyle idare ediyordu. Üzülüyoruz sayın Gökçek'e, Allah şifa versin diyoruz. Ha bir de, memleket susuzluktan yollara dökülmüş, isyan bayrağını çekmiş, artist Gökçek ise ekranların karşısına geçmiş Çölaşan'la güya kafa buluyor. Ankara'da neredeyse bayraklar yarıya inecekti bu yüzden! Şaşmadan edemiyoruz bu meseleye. Gülsek mi, ağlasak mı diyoruz. İşgüzar belediyeciler, zekadan yoksun tipler!..

Susuzluğa mı yanasın, yoksa böyle dahi Belediye Başkanlarına mı?!

 

Cemaat içinde g-string savaşı çıkarsa!..

 

Efendim, neyse, biz asıl konumuza gelelim. Yani, kıça kaçan g-string mevzuuna...

Artık ayarını kaçırmış kavurucu sıcaklar, dil ve dimak kurutan susuzluklar, beyinleri dumura uğratan yurdumun felçli siyaseti ile birlikte bunların hepsini buruşturup buruşturup çöp kutusuna atan traji-komik g-string mevzuu vuku buldu. Bunca hassas konu içinde, nasıl oldu da bu g-string tartışması hasıl oldu? Medyayı sarmalına alan bu alev topu da neydi böyle?

Renkli isimli İslamcı bir derginin oldukça renkli yazarı İlhami Atmaca, "Laislamizm ya da Ahlaksız Dindarlık" başlıklı yazısında, derin tahlillerle g-string giymenin neden olacağı yüksek cinsel performanstan laf açıp, sözü tesettürlü kadınlara yani asıl meselemize getirince kıyamet koptu! G-string'i, "bir ahlaksızlaştırma aracı olarak" gösteren renkli Atmaca, "G-string giymiş tesettürlü genç kızlar, artık dini bütün müslüman genç kızlar ve kadınlar olmaktan başka birşeydir" sözleri ile başta islamcı medya olmak üzere, yaygın medya'nın tepkisini topladı. Oldukça renkli bir konuda ilginç fikirler beyan eden Atmaca çok şaşırmış olmalı bu tepkilere. İlk tepki Gerçek Hayat Dergisi Yazı İşleri Müdürü ve yazarı Halime Kökçe'den geldi. Cemaati birbirine düşüren bu mevzu ile ilgili oldukça 'cesur' açıklamalarda bulundu Ökçe. Atmaca'nın yazdıklarına inanmadığını belirten Ökçe, "Tesettürlü kadınların da g-string giydiği bilgisi çok 'nazik' bir bilgidir ve böyle bir bilgiye 'dini bütün bir Müslüman erkeğin' ulaşması pek mümkün değildir." diyerek renkli İlhami Atmaca'ya ince bir şekilde ayar vermekten de geri durmadı. Ökçe'nin sağ kroşeleri bununla da bitmedi! Edep sınırlarını fersah fersah aştığını düşündüğü Atmaca'ya ardından şu soruları yöneltti: "Bu bilgiye nereden ulaştınız? Nasıl? İç çamaşırı satan dükkanlarda alışveriş yapan kadınların profilleri hakkında bir araştırma mı yürüttünüz?" soruları ile önemli bir noktaya da parmak basmış oldu.

Aslında bu mesele üzerine çok da afili, süslü laflar etmeye gerek yok. Sterilize edilmiş, yaldızlanmış cümleler kurmayacağız. Gayet düz bir şekilde üç-beş kelam edip yorumlarımızı da sizlerle paylaşacağız. Halihazırda, ele aldığımız konu ve beraberinde dönen akıl fukarası tartışmalar ancak böyle bir dil ve üslubu mümkün kılabiliyor. Yani, şimdi 'dini bütün bir Müslüman erkek' çıkıyor, bayanların kıçındaki donun felsefesini yapmaya başlıyor! Efendim, beyni örümcek bağlamış tiplemelerin bu altın değerindeki ucubeliklerini çok merak ediyorum açıkçası. Bir anda, onca hayati önem taşıyan gündem bolluğu içinde, ahiret aşkıyla yanıp tutuşan bir 'dini bütün' çıkıyor ve çerezlik sohbetlere bir şekilde bizi de böyle ortak ediyor! Kısaca, "be hey adam, elalemin donuyla ne uğraşırsın?" demek daha mantıklı değil midir sevgili okur? "Başka işin gücün yok da, artık bu şekilde mi ruhunuzu tatmin ediyorsunuz?!" şeklinde çoğaltılabilir soru yumakları. Diğer bir taraftan, bu derece renkli ve islami kadın yazarların deyimiyle 'nazik' bir konuda, Dünya Don Üreticileri Başkanı edasıyla görüş bildirmek için deneyim sahibi olmak gerekmez mi? Yanlış anlamayın, herhangi bir hınzırlık falan düşünmüyoruz. O donu vücudunuzun o 'nazik hatlarında hissetmeden, o ipin kıçınızın arasına kaçtığını duyumsamadan nasıl böyle bir kanıya varabiliriz, merak konusu? Yok yani, herhangi bir test süreci yaşamadan, deneme yanılma metodunu kullanmadan, bu şekilde fetva vermek Memişlik olur. O zaman adama Memiş derler. Medyum Memiş!.. Bel altı çalışan akıl, diz altı düşünen beyin! Yeme de yanında yat!..

Ayrıca, oldukça 'erotik' açıklamalarda bulunuyor sayın renkli Atmaca. Konuyu izah etmeye çalışırken kullandığı sözcükler, tasvir ediş biçimi, zaten başlı başına 'erotizm' kokuyor! Kadın anatomisini yalayıp yutmuş vesselam adam!.. Hangi 'hassas' noktada nasıl bir haz alınabileceğini bile söylüyor. Böyle olunca da, işin komedisini anlatmak bize düşüyor. Bakın ne diyor Atmaca: "Bu modelin özelliği, kadının haz noktalarına baskı uygulayarak sürekli uyarılmasını sağlaması. G-String, onu kullanan kadına gün boyu her ortamda seksi düşündürmekte ve sekse hazır tutmaktadır." Kendinden oldukça emin Atmaca. Kesin cümlelerle noktayı koyuyor meseleye. Bu engin bilgilere hangi 'nazik' uygulamalarla ulaştınız sayın Atmaca?

Konu ile ilgili tartışmalarda öğrenmiş oluyoruz ki, tesettürlü ve çarşaflı kadınların yoğun bir ilgisi varmış g-string'e karşı. Kardeşim, donun dini, imanı yok ki! G-string'ler Hristiyan ya da Yahudi de değil ki, misyonerlik yapsın! (Yakında, 'g-string'ler misyonerdir' derlerse şaşırmayacağım.) Bırakın kaçsın ipi müsait yerlere!

 

Erotik yazarımız Ayşe Arman'dan g-string şov!

Efendim, hazır çerezlik konu olur da, medyamızın gülleri, dere otları boş durur mu? Aaa, ne münasebet. Hemen atladılar mevzuya. Bülbül gibiler onlar. Bülbül gibi şakıdılar. Ayşe Arman'dan, Pakize Suda'ya; Ayşe Özyılmazel'den, Tuğçe Baran'a kadar, her biri o müstesna fikirlerini bizlerle paylaşmaktan geri kalmadı. Ortamların kraliçeleri onlar... Erotik yazarımız Ayşe Arman'dan başlayalım isterseniz. Kendisi, g-string'leri için birer servet ödediğini söylüyor. Hatta çeyizinde bile g-string, jartiyer koleksiyonu varmış. Utanmasa bankada saklı tutacakmış, ama utanıyormuş, hayret! Neyse, lafı fazla uzatmadan sözü kendisine verelim. Buyrun: "İç çamaşırı deyip geçmeyin, kimi için bir servet ödedim, kıydım paraya, en baba markalardan aldım, koydum çeyizime; kiminiyse yurt dışından, rastgele yerlerden topladım. Ama hepsini özenle seçtim, hepsini yıllar içinde yavaş yavaş biriktirdim. Bir tür koleksiyon yaptım. Ayıptır söylemesi, takılarım, mücevherlerim neyse, iç çamaşırlarım da o benim için... Ve akseuarları... Jartiyerler, çoraplar, eldivenler... Hepsinin bir hikayesi, bir hatırası var." En baba markalardan, en baba donları almış, bi güzel rahatlamış ablamız. Son derece hayati bir önem taşıyor anlayacağınız erotik yazarımız için. Ekmek, su neyse g-string de aynı değeri taşıyor Ayşe abla için. Haa, bu arada çok zekice bir pazarlama mantığı da yürütüyor. Aynı yazısında, iç çamaşırlarını Marks and Spencer'dan aldığını belirtiyor. Merak ediyorum, acaba bu işi gönüllü mü yapıyor, yoksa 'duygusal' bir mesele mi var bu işte?! Bir de, dünya zaten Ayşe abla'nın etafında dönüyor. Yeme, içme, sevişme uzmanıdır kendisi. Ve, hepsini de günlük tadındaki köşesinde okuyabilirsiniz. Kızı Alya'yı anmadığı tek bir yazısı dahi yoktur mesela. Kızcağız henüz 'anne' diyemeden, annesinin gözlüğünden milyonlara 'merhaba' diyor!.. Bu arada, her bir çamaşırın ayrı bir hikayesi ve hatırası olduğunu öğreniyoruz Ayşe abla için. Bakın şimdi çok merak ettik. Bunları bizlerle paylaşmazsa erotik yazarımız, darılırız! Buradan kendisine duyuruyoruz. Yarından tezi yok, g-string hatıralarını ele alan bir yazı dizisine başlamasını öneriyoruz!..

Devam ediyoruz ibretlik açıklamalara: "Hem boşuna üzülmesin ben Dubai’de yaşıyorum ve abaya yani çarşaf giymiş kadınların satın aldıkları iç çamaşırlarını görüyorum. O oooooooooo! Durum 3-5 yazıyla toparlanacak gibi değil. Neler alıyorlar neler... Ama ben hiç şaşırmıyorum. Çünkü seks, herkes için seks.. İnananların seksi, inanmayanların seksi diye bir şey yok..." Çok iyi bir gözlemcidir kendisi. İstanbul şehir rehbercisi Ebru Drew'in Dubai imitasyonu. Mağaza mağaza teftişlerde bulunuyor ve kimlerin nasıl 'iç gıcıklayıcı' çamaşırlar aldığını kayıt altına alıyor. Yine yolunu buldu bu tartışma ile. Onun da söyleyeceği birkaç cümle olunca daha da şenlendi ortalık!..

'Süslü Pakize'nin don savaşı

Gelelim Pakize abla'ya. Kendisi g-string'in rahatsızlık verici boyutlarını ele almış daha çok. Ayşe Arman'ın aksine, g-string'de çok çok bir 'erotik mucize' beklemiyor. Tam tersi, aslında kadının seksi düşünmesini engellediğini belirtiyor. Sürekli kalçaların arasına kaçan iple uğraşmanın artık kadını bezdirdiğini ve bir an evvel bir tuvalet bulup ipi saklandığı delikten çıkarmaya çalıştıklarını anlatıyor. "O kadar ki ilk fırsatta bir tuvalet bulup parçalayarak çıkarıp atmak istersiniz." diyor mesela. Renkli Atmaca'nın bu konu hakkındaki bilgileri için de şunları söylüyor. "Bu konuda nasıl "bir bildiği" olur insanın? Ya kadınsınızdır, durum tecrübeyle sabittir... Ya jinekologsunuzdur, olması gerekeni bilirsiniz..." Peki hangisi? Belirsiz. İlhami Atmaca'da saklı bu sorunun cevabı. Bir yerden ilham almış olmalı, adına yakışır! Pakize ablaya da donu parçalamak düşer!

'Popoyu duvara döndür, ipi müsait yerden çıkar!'

Tuğçe Baran da aynı düşünceleri paylaşıyor Pakize Suda ile. G-string'in kadınlara verdiği rahatsızlığın boyutlarından bahsediyor. Bununla da kalmıyor, bu dertten kurtulmak için dahiyane formüller üretiyor. İşte kanıtı: "Ne yapılır peki? Gayet basit. Kimse görüyor mu diye etrafı kolaçan edersin, olmadı popoyu duvara doğru falan döndürürsün ve güya çaktırmadan ipi mevzubahis bölgeden çıkartırsın. Sonuç? Yaklaşık yarım dakikalık bir rahatlama. Lanet şey iki kıpraşmadan sonra zart diye gene kaçar araya. Hadeee.. Gene başlar aynı huzursuzluk." Gülelim mi, ağlayalım mı? Şimdi de, koskoca gazetelerin yaldızlı köşelerinde g-string nasıl alaşağı edilir, bu meretten nasıl kurtulunabilinir, bir bir formüller üretiliyor! Bu cümleler, herhangi bir mahalledeki iki kadın arasında geçmiyor sevgili okur. Ülkemizin şatafatlı gazetelerinden birinde, bol yıldızlı bir köşesinde geçiyor. Uğraşacak, formüller üretecek başka meselemiz kalmadı, kıça kaçan bir g-string'le nasıl baş edileceğini tartışıyoruz artık!.. Türkiye'de medya dibe vurmuştur değerli okurlar. Girdiği bataklıktan çıkması imkansızdır medyamızın. Artık köşelerde g-string savaşlarını konu aldıktan sonra, bu medyanın bu haliyle kurtuluşu bir hayalden öteye geçemez. Kafalarına don geçirsen yine akıllanmazlar, yine uslanmazlar!..

'Ey okur! Uyan! G-string'ine sahip çık!'

Günaydın'dan Ayşe Özyılmazel döktürüyor ve 'çekin elinizi popomuzdan' diyor. Buyrun:" Bravo! Şimdi de kadınların başı bitti, kıçı mı kaldı? Ben bu muhabbete ağzımla değil, g-string giymiş popomla gülerim." Biz de gülüyoruz. Ama, Ayşe Özyılmazel'e! Gülecek başka bir yer bulamamış poposuyla gülüyor hanımefendi, n'apalım yani?! Hani, tamam o köşeleri 'babalarının malı' sanıyorlar; fakat, insan da azıcık izan, toplumsal sorumluluk, gazetecilik etiği olur. Bu kadar da bayağılaşmak gerçekten çok hazin ve acı. Köşelerinde dört nala at koşturmalarının, oraları babalarının çiftlikleri sanmalarının da bir sınırı olmalı artık. Ablamız poposunu gere gere, pardon göğsünü gere gere gülüyor. Allah neşenizi eksik etmesin!

Devam ediyor: "Bu bütün kadınlara hakarettir ey okur! Uyan! G-string'ine sahip çık!" Coştu Ayşe abla. Gören de fabrikada grev örgütlüyor sanır! Kendisine sormak isterim, aynı çağrıları kendisine ve gazetedeki diğer çalışan arkadaşlarına, gazetecilikten doğan haklarını sahiplenmek için yapmış mıdır acaba? Ya da, geçtiğimiz aylarda medyada yaşanan işten çıkarmalarla ilgili, meslektaşlarını savunmuş ve onlara sahip çıkmış mıdır bu şekilde? Yoksa bu yaşananlar karşısında dut yemiş bülbüle mi dönmüştür? Heyecanını kırmak istemem ama, bunu yapabilmek için kadınları sahip çıkmaya çağırdığın o g-string'lerin üzerini kapladığı bedeninin parçası lazım, anlaşılmış mıdır?

Bence bunca kelamın üstüne artık g-string giymek bir ızdırap olur değerli okur. En iyisi donsuzluktur. Tavsiye ederim!

 

Ali Ersin Kelleci 

04.09.2007 11:32:17
 
Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Yazdır Yukarı Çık

Bu habere henüz yorum yazılmamış...




Ali Ersin Kelleci Bölümünden Son Yazılar
Devamını Oku 21.06.2008 19:15:23 - Bu yazı kendini okutur birader!
Devamını Oku 21.02.2008 02:25:14 - Hırsızlık Hürriyeti!
Devamını Oku 23.01.2008 20:56:20 - 19 Ocak'ta Ne Olmuştu?
Devamını Oku 09.12.2007 21:38:18 - Çamuroğlunu da Al Git Tayyip!
Devamını Oku 04.12.2007 13:33:34 - Elma Dersem Hatırla Sevgili...
Devamını Oku 04.11.2007 12:14:47 - Facebook'un Book'u mu Çıktı?
Devamını Oku 04.09.2007 11:32:17 - Medyada G-String Savaşları
Devamını Oku 26.08.2007 10:20:17 - Ne Erotik Yazarımızsın Sen Ayşe abla!..
Haberi Değerlendirin
Gereksiz bir haber
Yayınlamanız gerekmezdi
Faydalı bir haber olmuş
Gerekli bir haber
Haberiniz çok çok isabetli
Bu haber için oy kullanan 17 ziyaretçimizin puan ortalaması: 3,65
Haber İşlemleri
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yorum Yaz
Yorumları Oku
Haberi Paylaş
Google Google Live Live MySpace MySpace
Facebook Facebook Delicious Delicious Digg Digg
 
MSN kullananlar dikkat!
MSN kullananlar dikkat! MSN aracılığıyla gönderilen trojen kabusunuz olmasın...
Yatay Zeka Didem SK Korsanhaber'de
Haftanın En Beğenilen Entryleri
0,33 saniyede derlendi.