|
2 Temmuz 2008 11:02
26 Haziran 2006 tarihinde "Ateşin çığlığı:2 Temmuz" diye başlamışız yazımıza, bugün ise yıllar geçse de içimizde sönmeden yanmaya devam edecek ateşin dile getirdik. O ateş ki bundan on beş yıl önce Sivas'ta Madımak otelinin girişinde yanmaya başladı. Katları birer birer geçerken sadece oradaki insanlara, canlara değil her birimizin yüreğine kavladı. O yıl doğanlar bugün gençliklerinin baharındalar, tıpkı kızım gibi. O gün ateşe düşenler ise oldukları yaştalar, büyümediler büyüyemeyecekler. Menekşe ve Koray o gün oldukları yaşta durdular. 14 ve 12 yaşın onlara verdiği gençlik yıllarında kalakaldılar. Ateşi yakanlar bir yana onları maşa edenlerden ise iz yok. Adaletten bahsedip isimlerinin başına koyanlar, kollayıcı zihniyetlerini göstererek kendi belediyelerinde ateşi yakanları saklamaktan geri kalmıyorlar. Ateşin hesap görülmedi bugüne kadar, beklide hiçbir zamanda görülemeyecek. Ateşin kibritini verenler her zaman kuytu bir yerlerde gizlenecekler. Onlar hep var olacaklar aynı ateşi yakan zihniyetin her zaman var olacağı gibi. Onlar ki ateşin kızıl alevinde aydınlığı görememenin körlüğünde karanlığa mahkum olarak yaşayacak. Onlar ki gelişmek zorunda olan insanlıktan nasiplenmemiş bir şekilde yaşayacaklar. Ancak yine onlar ki, içlerinde bulundukları zihniyetin esaretin bir ürünü olarak şekli ve ismi değişse de hep var olacaklar. Ne yazık ki onların bu gerçek hiç değişmeyecek. Ateşin büyük hesabını istemek en doğal hakkımız. Tıpkı küçük hesabını istemek gibi. Bu yüzden üç yıl önce yazımı bitirirken içimdekileri haykırarak kağıda dökmüş ve; "Etkinlik öncesi güvenliği almamakla, misafirlerimizi kurtlar sofrasında yalnız bırakmakla, altı saat içerisinde gelişen olaylara müdahale etmemekle bizde suçluyuz. Neden önceden düşünüp de önlem almadık, neden resmi güvenliğin yanına sıra sivil güvenliği getirmeyi düşünmedik, neden sadece sözlerle halletmeyi düşündük? Neden bizim için oraya gelen insanlar kurt sofrasının orta yerindeyken kalkıp kurtarmaya gitmedik? Hiç mi Sivas'ta Alevi yok, hiç mi canını değil cananını seven yok, hiç mi inançlı kimse yoktu da Sivas seyirci kaldı. Şimdi onca yıldır ağıtlar yakıyoruz, lanetler okuyoruz. Zamanında olmamız gereken yerde olmamanın vicdani sorgusunu yapmadan, görülen suçlulara kızarak kendimizi masum sayıyoruz. Evet insan olamamış kalabalık kadar biz de suçluyuz. Ateşin çığlığı ve öfkesi bize de geliyor." Demiştim. Yarin sönmeyen ateşin on beşinci yılı. Yarin kimimiz bedenimizle Sivas'tayız, kimimiz başka şehirlerde meydanlarda yüreğimizin sönmeyen ateşiyle Sivas'tayız. Bende yarin içimde sönmeyen ateşin kavurucu sıcaklığı ile saat 17.00 de İzmir Cumhuriyet Meydanında, İzmir Alevi Bektaşi Yöre Dernekleri Platformunun düzenlediği etkinlikteyim.
Ali Polat
ÇOK ÖNEMLİ UYARI: Sitemizde yayınlanan tüm yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Herhangi bir başvuruda, bu yorumları yazanlara dair her türlü bilgi, adli mercilere ulaştırılacak, gerekli hukuki önlemlerin
alınmasına yardımcı olunacaktır. Editörlerimiz; hukuk veya ahlak dışı mesajları yayından kaldırabilir; sorumluların
saklı tutulan bilgilerini hukuk danışmanı aracılığıyla adli kurumlara iletir.
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|