|
| |
14 Mart 2008 12:17
"Ümidini yitirmiş olanın başka kaybedecek şeyi yoktur." Bolse
İnsan dünyaya gelmesi ile birlikte onu diğer canlılardan ayıran en büyük özelliği olan düşünme eylemi çalışmaya başlar. Gelişimi ve bilgi donanımı arttıkça düşünce alanı genişler. Düşünce sadece eylemlerini değil, geleceğe bakışını da şekillendirir. Gelecek aslında umutlarımızdan başka bir şey değildir. Umutlarımızın tükenmesi demek geleceğimiz bitmesidir.
Bir çok insan gençliğinden başlayarak arkadaş sohbetlerinin vazgeçilmez konusu olan, "ne olacak memleketin hali?" diye başlayan düşünce eyleminde yer almıştır. Bu sohbetlerin işlendiği tema ne olursa olsun sonuçta içinde hep bir ümit vardır.
Gırgır dergisinin rekorlar kırdığı bir dönemde arkadaşlarımızdan birisi "değişen bir şey yok!" diye haykırmıştı. İçindeki isyanın sözlerine yansıyan soğukluğunun ürpertisi ile biraz şaşkın biraz sorgucu ifade ile bakmıştık.
Nasıl değişen bir şey olamazdı, hayatın kendisi değişimin bir ürünü değil miydi?
Biz isyanın haykırışına esir düşmüş bir şekilde itirazımızı birbirimize sunarken bir yandan da isyanın gerçek olmasının endişesini hissediyorduk.
Çok değil birkaç dakika sonra çatıdaki üzeri toz kaplı sandıktan çıkartılan sarı sayfalar birkaç dakikaya sığan soru yumağını bir anda dağıtmaya yetmişti.
Gerçektende değişen bir şey yoktu!
İşsizlik, fakirlik, zamlar, Kıbrıs sorunu, Ege sorunu, enflasyon, pahalılık kısaca Akbaba dergisinde ne varsa Gırgır'da da aynısı vardı.
Onca yıl değişen bir şey olmamıştı.
Bir anda hepimizi kaplayan umutsuzluğa ilk karşı çıkan kimdi bilmiyorum. Bildiğim "bunca yıl olmadı diye bundan sonra olmayacak demek değildir!"
Birkaç saniye öncesinin nerede ise sönen umut ışığı daha coşkun, daha ateşli olarak varlığını göstermişti.
Peki bugün neredeyiz diye düşünüyorum. Değişen olmadı mı diye bakıyorum soruyorum kendime ve hayata. Oldu.
Sıralı o listeden eksilen olmadı. O listeye eklenen oldu. Tabi eğer ki bu değişim demek ise.
Artık onların yanı sıra hatta onlardan çok daha fazla cumhuriyeti ve onun vazgeçilmezi laikliği konuşuyoruz. Konuşuyoruz demekte yanlış aslında. Her geçen gün bir parçası alıp yok edenlerin başarısını izliyoruz çaresizce.
Yaşananlara ve toplumun geneline baktığımda Hrant Dink'in güvercin tedirginliği kaplıyor ruhumu. Hadi onun gidebileceği bir yer vardı.
Ya bizim?
Ali Polat
13.03.2008
ÇOK ÖNEMLİ UYARI: Sitemizde yayınlanan tüm yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Herhangi bir başvuruda, bu yorumları yazanlara dair her türlü bilgi, adli mercilere ulaştırılacak, gerekli hukuki önlemlerin
alınmasına yardımcı olunacaktır. Editörlerimiz; hukuk veya ahlak dışı mesajları yayından kaldırabilir; sorumluların
saklı tutulan bilgilerini hukuk danışmanı aracılığıyla adli kurumlara iletir.
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|
|
|
Haberin karnesini siz belirleyin
Bu haber için oy kullanan 52 ziyaretçimizin puan ortalaması: 2,81
|
| |
| Ay'da uranyum bulundu |
Ay'da en ağır doğal element olan uranyumun varlığına ilişkin bulguların ilk defa saptandığı bildirildi....
|
|
|
|
|
|
|
|
|