Hükümet tüm paraları yeniden
değiştirme kararı aldı. YTL'nin Y'si atılarak bu yıl başı yeni paralar tedavüle
sürülecekmiş. Geçtiğimiz hafta bu yeni TL'lerin tanıtım toplantısı yapıldı. Ünlü
Türk büyüklerini paralara dağıtmışlar. "Bizim Yunus" da en büyük para olan 200
TL'ye düştü.
Para ve Yunus Emre yan yana
gelince çok farklı çağrışımlar uyandırıyor.
Dünya nimetlerinden,
gösterişten, öne çıkmaktan bu denli uzak duran bir kişiliğin resminin dünya
nimetlerinin en somut, en çıplak ifadecisi olan para üzerinde yer alması ilk
bakışta oldukça yadırgatıcı oluyor. Yunus'a sorabilseydik ne dersin bu işe diye
bu tevazu simgesi erenimiz "mal da yalan mülk de yalan" der ve bize başka
kapıları işaret ederdi. Yunus için en değerli varlık insandı, insanı önceleyen
hiçbir anlayış onun için anlamlı gelmiyordu. "Mal da yalan" diyerek "meta
fetişizimine" göndermede bulunuyordu. Demek ki paraya en az yakışanı Yunus'tur.
YUNUS'U METALAŞTIRMAK
Yunus Emre bildiğimiz en büyük
Alevi ozanıdır. Alevi-Bektaşi edebiyatı onunla başlar. Hacı Bektaş Tapınağı'ndan
Tapduk Emre silsilesiyle el almıştır.
Yunus bir kez metaa tamah eder,
daha o saat yanlış yaptığını anlar. Para ile uzlaşmazlığı belki de bu noktada
başlar.
Bilinen öyküdür. Yoksul köylü
Yunus'un tarlasını kuraklık vurur, kıtlık olur. Dertlere derman olan Hacı Bektaş
Tapınağı'na başvurup bir çözüm dileğinde bulunmak ister. Tapınağa eli boş gitmek
olmaz. Götürecek bir şeyi yoktur. Yolda topladığı alıçları heybesine doldurup
varır hünkar'ın huzuruna, halini arzeder. Hünkar Yunus'a "buğday mı istersin
yoksa nefes mi" diye sorar. Nefesi ne edeyim der köylü Yunus, bana buğday
gerekli. Bu zordun, zorunluluğun dile gelmesidir. Tamah değil yaşama uğraşının
dayatmasıdır. Heybesine buğday doldurulur tapınağın ambarlarından. Ve daha
Sulucakarahöyük'ü çıkmadan bin pişman olur Yunus buğday yerine nefes
istemediğine. Öykünün gerisi Tapduk Tapınağındaki serüvenidir. Maldan ve mülkten
uzak, benlik kalelerini dümdüz ederek.
Yunus 'un nefes yerine buğday
istemiş olmasından dolayı yaşadığı büyük pişmanlık bilinirken yeni 200 TL'nin
üstüne resmini basıyor olmak Yunus'tan ve dünyasından zerre kadar nasip almamak
demek değil midir!
YUNUS'UN EVRENSELLİĞİ
Yunus maldan mülkten
uzaklaştıkça insana yaklaşır. Din dil ırk cinsiyet ayrımı yapmaksızın insanı
ulular. Yunusun evrenselliği onun Anadolu'nun öz ve özgün inancına mensup
olmasından kaynaklanır. Yunus Anadolu toprağının insan birikiminin adıdır,
kendisidir. Yunus salt bir ozan olmanın ötesinde bir Anadolu erenidir
Hal böyle iken toplumumuzdaki
genel kayıtsızlık üzerine Yunusumuzu da kendi hanelerine yazmaya çalışan,
Yunus'u Yunus olmaktan bir gerici yaklaşım adım adım Yunus'a el atmaya
kalkışmaktadır.
Pür insan olan Yunusumuz alınıp
yerine şeriatçı bağnaz hoşgörüsüz bir Yunus konulmak istenilmektedir. Biz kendi
değerlerimize sahip çıkmadıkça, değerlerimizin kadrini bilmedikçe bizim bu insan
değerlerimizi kendi çıkarlarına malzeme yapacak tacirler ellerini
ovuşturacaktır. Ve öyle de olmaktadır.
ERENİ PARAYA BASMAK
Yunus bir din/inanç ulusudur.
Bektaşi inancının miti,
erenidir.
Eren paraya basılır mı?
Yunus kişiliğinden, kimliğinden,
yolundan uzaklaştırıldığı ölçüde, Yunus'a bir Alevi ereni olarak sahip
çıkılmadığı ölçüde, özüne yabancılaştırıldığı ölçüde paraya da basılır en
olmadık rollere de sokulabilir.
Paraya basılan Yunus, "bizim
Yunus" haliyle değil, "Molla Kasım"ın biçimlendirdiği haliyle karşımızdadır.
Fakat her ne yaparlarsa
yapsınlar Yunus, mollaların karanlığına değil Anadolunun aydınlık yüzüne
yakışır. Anadolu insanı yüzlerce yıldır Yunus'u paraya değil kalbine basmıştır.