|
'Atlıkarınca'da Bir Tur Daha' son yıllarda okuduğum, satır satır çizdiğim, derin düşüncelere, şükranlara daldığım en etkileyici kitaplardan. Ünlü İtalyan gazeteci Tiziano Terzani imzalı kitap İtalya'da 500 bin sattığı halde, ülkemizde hak ettiği ilgiyi görmedi. Bir anlatı başyapıtı kitap, Terzani'nin kansere yakalanışının ardından, kanserine deva ararken yaşamı keşfetme serüveni. Asla bir hastalık kitabı değil, tersine yaşadığımız hayatı sorgulatan, farklı çeşnileri buketler halinde sunan bir bilgelik kitabı. New York, Hindistan, Tayland, Filipinler, Hong Kong, Himalayalar yolculukları boyunca, kontrolöre yani kansere rağmen turunu sürdürür Terzani. Kâh New York'ta ultramodern bir hastanede elektronik aletlerin vızıltıları dolar içimize, kâh Hindistan'da altın tozu kaçar genzimize. Tütsüler, okyanus kokuları, ayurveda, homeopati, zihnin, piramitlerin, şifa gücü, doktorlar, şifacılar, ermişler, ermemişler, umut tacirleri, bilgeler. Geleneksel tıbbın nabzında, klasik tıbbın büyütecinde insanı görürüz.
Terzani şifa haccı boyunca gazeteciliğin keskin gözlemi ve kıvrak kalemiyle Batı'yı da Doğu'yu da masaya yatırır. Temelde New York'ta tedaviyi seçse de, Doğu'nun alternatif şifa seçeneklerini de deneyimler. Kitabı bu denli çekici kılansa, Terzani'nin hayat, ölüm, şifa, sevgi ve deva kavramlarına engin bir aydınlanışla bakması, bilge öykülerden süzdüğü özleri okura soluk kesici bir dil zenginliğinde ama sadelikle aktarmasıdır. Keskin kalemi kimseye kıyak geçmez, Batı'da da Doğu da yere vurulması gerekeni hakkıyla yere vurur. Mesela şöyle yazar Batı'nın tıbbi anlayışı konusunda: "Batı bedeni tanımada çok büyük aşama kaydetmiştir. Öte yandan bedenin içinde ve ötesinde yer alan, onu ayakta tutan, onu tüm öteki hayat biçimleriyle ilintiye sokan, doğanın bir parçası yapan o görülemeyen, ölçülemeyen, tartılamayan kısmı konusunda gelişme gösteremediği gibi tersine geriye gitmiştir. Psikanaliz ve psikoloji ise bu büyük gizem karşısında utanç duyuyor gibi".
İnsan bir organ mıdır? Karaciğeri öfkeden, üzüntüyü akciğerden, depresyonu şekerden ayırmak gerçekten mümkün mü? Her satırı çizilesi kitapta Doğu'dan inanılmaz hikâyeler de derler yazar. İşte en sevdiklerimden biri:
"Derviş Guru Narak bir gün, girişinde rengarenk bayrakların dalgalandığı güzel bir ev gördü. Evde köyün en zengini tefeci yaşıyordu. Bir kasayı daha parayla doldurduğunda, kapısına bir bayrak daha asardı. Guru Narak kendisine bir şeyler verebilirler mi diye sordu. Ev sahibi onun ermiş bir kişi olduğunu anlayınca yiyecek ve içecek sunulmasını buyurdu. Yemek sonrası, Guru Narak tefeciye bir ricada bulunup bulanamayacağını sordu. Tefeci hayırlı bir iş yapacağını, böylelikle sevap kazanacağını düşünerek elbette dedi. Guru Narak torbasından paslı bir demir iğne çıkardı. Bunu saklamanızı istiyorum. Bir sonraki hayatınızda karşılaştığımızda bana geri verirsiniz dedi. Tefeci söz veriyorum dedi. Guru Narak gittikten sonra, tefeci karısına olanları anlattı. Aptal diye çıkıştı karısı adama, nasıl olur da vaadini yerine getirebileceğini düşünürsün. Öldüğün zaman yanında hiçbir şeyini, şu paslı iğneyi bile götüremeyeceksin ki".
- Akşam -
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|