|
Herkes Banker Kastelli'nin ölümünü konuşuyor ama ben ölümünün 5. yılında, şahsi tarihime damga vuran Ercan Arıklı'yı anmak istiyorum.
'1 Numara Yayıncılık'ın efsanevi patronu, girişimciliği, şıklığı, karizmatikliği, cazibesi, kadınları ve hikâyesiyle hep konuşulan adam. Onunla çalışan, selamına mazhar olanlar vardı; bir de benim gibi 'kolejli' olmayan, 'sıradan' olanlar. Küçük bir selamlaşma hariç iletişimimiz olmamıştı, dergilerinde çalışırken.
2001 yazıydı. Aktüel'deydim. Krizin maddi, manevi etkilerinden bitkindik. Üstelik 'efsanevi' yayın yönetmenimiz Alev Er'in görevine son verilmişti. Artık Aktüel'in yayın yönetmeni bizzat patronumuz Ercan Arıklı olacaktı.
O Salı sabahı, Ercan beyi toplantıya beklerken hepimiz gergindik. Aktüel'de tutunabilmek için çok çalışmıştım, şimdi patron geliyordu, üstelik hiçbir güvencem yoktu. Ercan bey hiçbir haberi beğenmiyor, hep "başka" diyordu. Sonunda yarı müstehzi-kızgın hepimize "Yavrucuğum bu haberlerle dergi çıkmaz. Rahata alışmışsınız. İyi olsaydınız zaten size transfer teklifi gelirdi" dedi. Ortalıkta ölüm sessizliği! Masamda göze batmamaya çalışırken Ercan bey "Kemal Derviş hakkında bilinmeyen gerçekler dosyası istiyorum" dedi. Şıp şıp şıp. Başımdan akan kaynar sular. Kör piyango. Kemal Derviş, 'kurtarıcı prens' olarak henüz gelmiş, hakkında kimse bir şey bilmiyor. Ben politik haberci değilim ve haberi Cuma'ya yetiştireceğim. Patrona 'yapamam' diyebilir misin! İğneyle kuyu kazmaya başladım. Neyse ki İrem (Almaç) de bana yardım edecek. Belki 100 telefondan sonra minik izler buldum. Dünya Bankası'ndan arkadaşının telefonu gibi. Ertesi gün, doğup büyüdüğü Büyükada'ya doğru yola çıktım. Fotoğrafçı arkadaşımla fellik fellik dolaşıyor, önümüze gelene soru soruyoruz. Biri mesela "ilkokulda, kimsede olmayan kokulu silgileri, kalemleri vardı, yoksul çocuklarla paylaşırdı" diyor, not alıyorum, 'çocukluktan sosyal demokrat+kokulu silgi olayı"!
Akşam oldu ama ortada kırık dökük notlar dışında somut bir şey yok! "Yola çıkana Allah yardım edermiş" bir Adalı, Derviş'in eski kayınpederi, Şakir Sırmalı'nın maden tarafında yaşadığını söyledi. Sevimliliğimi takınıp, kapıyı çaldım. Karşımda 80'lerinde, dinç, tatlı bir adam. Dereden tepeden sözü çevirirken bana "Kızım Neslihan'la (Taki) düğünlerinin fotoğrafları var" demesin mi? Zil takıp oynuyorum çaktırmadan. Fotoğraflar; düğünü, çocukların bebeklikleri, düğün davetiyesi. Bir de Şakir bey bu aşkın adadaki başlama hikayesini, evliliklerinin, ayrılıklarının ayrıntılarını anlatmasın mı? İrem'de bir sürü şey bulmuş. Haber 'Kemal Derviş Hakkında 133 Gerçek' başlığıyla kapak oldu, gazete manşeti oldu, ana-habere çıktı, tüm hafta konuşuldu. Ercan bey "iyi iş çıkarmışsın, aferin sana" dedi pek de şımartmamaya çalışarak. Sonra, aramızda daha iyi bir ilişki başladı. 1 yıl sonra, arkadaşlarımın tavır koyma rüzgarına kapılıp, ayrılacağımı söylemeye gittim. Beni benden iyi tanır gibi baktı ve "Yavrucuğum, basında bunlar olur. Sen hassassın, herkes gideceğim der, gitmez. Söz verdim deme, kal, sen iyi gazetecisin" dediğinde, üzülerek 'hoşçakalın' dedim. Zamansız ölümü beni çok üzdü, daha ona göstereceğim çok haberim vardı. Sayesinde gazetecilik ve hayat konusunda çok şey öğrendim. Zorluk olarak karşıma çıkan, zafere dönüştü. Onun bana, benimse kendime güvenim arttı.
Bana, gücümü görme ve gösterme fırsatı tanıyan, Ercan Arıklı'yı rahmetle anıyorum…
- Akşam -
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|