|
Geçtiğimiz haftalarda Haşmet Babaoğlu günümüzün yoga ve meditasyon uygulamalarını kıyasıya eleştiren bir yazı kaleme aldı. "Bir yoga merkezi açtım. VIP'ler geliyor, sizi de bekleriz" sözleriyle kendisine yaklaşan, genç hanımla da haklı olarak dalgasını geçti ve "Batılı spritüel arayışların Uzak Doğu'nun binlerce yıllık geleneklerini har vurup harman savunmasına, içini kurutmasına çok bozuluyorum" deyip yazısını 'hikmet incidir, avcısını bekler' diye bitirdi. Kendisine bir çok açıdan katılıyorum. Evet günümüzde, başta yoga olmak üzere Uzakdoğu öğretileri, sanatları sadece elit kesimlerin uyguladığı sistemlermiş, onların 'cicileriymiş' gibi gözüküyor. Ama bütün bunları hakkıyla yapanlar, o incilerin peşinde olanlar da çok. Yogaya ve tüm Uzakdoğu uygulamalarına salt bir fiziki uygulama olarak baktığımızda bile; çok şey öğrenebileceğimizi düşünüyorum.
Son üç yıldır hayatımı değiştiren, beni dengeli bir hale getiren yogayı– artık denge duruşlarını yapabiliyorum- bir batı sporuyla karşılaştırdığımızda ilk önce şunu görürüz. Batı sporları 'ego'yla çalışır, doğu ise 'bütünleşme' ile. Batı sporunda 'hızlı, daha hızlı' kavramı vardır. Kendinle, yanındakiyle, o da yoksa kronometreyle yarışırsın. Benliğin dış dünyaya, rekabete açık yanı güçlenir. Oysa yavaş ve nefes ağırlıklı yapılan doğu uyugulamalarında yarışmak değil, evrenle bütünleşmek, doğayla uyum içinde olmak, kendin dahil kimseyle rekabet etmemek işin özüdür. Batı'da sen VIP'sindir, doğuda hepimiz VIP'izdir. Hepsinin temelinde başlangıcımız ve sonumuz 'nefes' esastır. Nefesin tadına varmak, onu kıymetlendirmek, onurlandırmak!
'Yoga yapıp sonra da en gaddar kapitalist rolüne' bürünen kişi doğunun özünü kavramamıştır, çünkü yoganın özünde şiddetsizlik, rekabetsizlik, evrenle bütünlük duygusu vardır.
'Muson Şarkıları: Bir Yoga Yolculuğu'nun yazarı Bora Ercan şöyle diyor kısaca: "Yogada yarış yoktur, gösterişten uzaklığı içerir, hizmeti öngörür. Yoga şiddetsiz bir topluma geçiş için adımdır. Hindistan'da yogayı zenginler değil, yoksullar yapar. Batı'da önce yoga elit kesimlerin tekelinde başladı ama sonra herkese yayıldı. Daha da sosyalleşmesi gerekir." Ercan'ın hapishanelerde pilot yoga uygulama projesi var. Dünyada örnekleri ve çok olumlu sonuçları var.
Canlılık bilimi anlamına gelen Uzakdoğu Çikong öğretisinin Türkiye'deki en önemli ismi, 'Çikong: Bir canlılık Bilimi; Ejderi Uyandırmak'ın yazarı Hakan Onum'da benzeri şeyleri söylüyor: "Uzakdoğu sporları binlerce yıllık zaman testinden geçmiştir. Kung- Fu örneğin emek ve zaman demektir. Uzakdoğu uygulamaları doğanın yolunu izler" diyor ve ekliyor "sadece spor olarak baktığınızda bile doğu daha etkindir. Öneğin 'Tai chi kilo verdirir. Hızı düşük çalışmalardan kan ter içinde çıkılmaz. Parasempatik sinir sistemi çalışır ve bedendeki onarım faaliyetleri harekete geçer ve huzur duygusu gelir". Onum bir de bir çikong kitabında yazan bir sözü ekliyor: "huzursuz egzersiz iyileştirmez".
- Akşam -
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|