|
19 Eylül'de Sabancı Müzesi'nde başlayacak "İstanbul'da Bir Sürrealist; Salvador Dali" sergisini iştahla bekliyorum. Sergi bugüne kadar İspanya dışındaki en büyük Dali sergisi olacakmış.
Dali ve delisever biri olarak Katalan İspanya'nın çılgın çocuğu Salvador Dali'nin Barcelona yakınlarındaki Figueres'deki müze evini gezmiştim çok şükür ki! Önünde devasa ve gösterişli bir Rollce Royce'u olan müze tam olarak tuhaf bıyıklı, ateşböceği gözlü dâhiyi, bir resim sihirbazını yansıtıyordu. Sihirbaz sözcüğü ona yakışıyor, çünkü o aynı zamanda bir oyunbozan, yerleşik olduğunu iddia eden her şeyle dalgasını geçen, zamanı eğip büken, reel olanı sürreele çeviren adam.
Önümüzdeki yıl Dali filmi izleyeceğiz. Dali'yi kim oynuyor dersiniz? Tabii ki tüm zamanların en karizmatik aktörü, biricik Al Pacino. Picasso'yu kahverengi lensler takarak Anthony Hopkins'in oynadığı düşünülürse... Dali de Pacino da güzel sanatların, tensel hazların ve zevk-sefanın burcu sayılan Boğa burcundan...
6 yaşında aşçı, 7 yaşında Napolyon olmak isteyen, 16 yaşında ise 'bir dahi olacağım ve herkes bana hayran olacak' diyen birinden bahsediyoruz burada.
Dali'nin hayatı kardeşinin zamansız ölümüyle değişir. Aile kardeşin ölümünü bir türlü kabullenemeyince küçük Salvador hep sevgiye aç olarak büyümek zorunda kalır. Eeee bu sevgi yokluğunu, bu dibi görünmez kuyuyu ancak sanatla kapatabileceğine inanır. İyi de olur. 15'inde ilk sergisini açar. San Fernando Güzel Sanatlar okulunda Federico Garcia Lorca ve Luis Bunuel'le tanışır. Bu arkadaşlık 'Bir Endülüs Köpeği' filminin doğuşuna vesile olur. Hayatının dönüm noktalarından biri 1926'da Paris'te Picasso ile tanışmasıdır. Dali hayranı olduğu Picasso'yu ziyaret eder ve "Louvre Müzesi'ni bile ziyaret etmeden sizi görmeye geldim" der. Picasso'nun yanıtı ise "Doğru olanı yapmışsın" olur. Sonraları Dali ünlendiğinde kendisine sorulan 'en iyi ressam kim' sorusunu şöyle yanıtlayacaktır. "En büyük ressam Picasso ama ben ondan daha büyüğüm".
Sürrealizmin babası, 'Sanat Karşıtı Manifesto' yazarı Dali'nin özel hayatı da tam bir serüven. Dönemin ünlü şairleri Paul Eluard ve Andre Breton'la tanışması ona hayatının aşkını, inişini çıkışını, ihanetini, tutkusunu getirir. Gala yani Eluard'ın karısı Helena Ivanovna Diakonova. Bu aşk bütün gerçeküstülüğüyle Gala'nın ölümüne dek sürer.
En iyisi Dali müzesindeki duygularımdan söz edeyim. Büyülenmiş gibi dolaştım. En son Dali eskizlerinin olduğu yerde, yüzlerce eskisizin arasında Picasso'nun ona çizdiği eskize bakakaldım. Bir an ama sadece bir an onu alıp kaçmak istedim!
Bir de Mae West'in dudakları vardı. Dali sessiz film döneminin ünlü yıldızı West'in yüzünü bir oturma odası şeklinde çizmişti. Sonra bu çizim bir odada birebir hayata geçirilmişti. West'in kırmızı dolgun dudakları içine gömülmek istediğin dev bir kırmızı kanepe olarak karşımdaydı. O sürrealist dudaklara oturmamak için kendimi zor tuttum.
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|