Değerli Bizim Gazete okuyucusu. Bazılarınızla 3 yıldır birlikteyiz. Bazılarınızla bu yazıyla tanışacağız belki. Zaman su gibi akıp gidiyor. Turkulerinsesi.com adresinde ilk kurulduğumuz günlerden bu yana çok şey değişti. Ama aslında hiçbir şey de değişmedi.
3 yıldır buralardayız biz. Alevilerle ilgili Anadolu'nun bir yerinde bir taş kımıldasa, bir cemevinin penceresi kırılsa, bir Alevi öğrenci namaz kılmadığı için dayak yese haberimiz oldu, haberiniz olmasını sağladık. Hiç bir Alevi kuruluşu yöneticisinin iletişime geçemeyeceği kadar insanla iletişime geçtik. Hiç bir Alevi derneğine girip çıkamayacak kadar insan gelip geçti sayfalarımızdan. Bu sebeple gelişen olayları analiz etme kabiliyetimizin de zamanla geliştiğine inanıyoruz.
9 KASIM MİTİNGİ'NİN ANLAMI
2007 yılının son günündeYolumuz Pirsultanlar'ın Yoludur başlığıyla bir yazı kaleme almıştık, bu köşede. O yazıda Köln'de yapılan Alevi mitinginin tarihsel anlamından ve öneminden dem vurmuştuk. O yazıda "Bu miting Avrupa'daki Alevi kuruluşlarının "biz buradayız" mesajı açısından çok çok önemliydi. Fakat bunun bir de Türkiye ayağı var." demiştik. İşte o "Türkiye ayağı" açısından, o ayağın sapasağlam var olduğunu gösteren bir gün oldu 9 Kasım.
Şimdi "geleceği" konuşmak gerekiyor belki de bu mitingi değil. Ama geleceği konuşmak için de geçmişi iyi değerlendirebilmek de gerekiyor. "9 Kasım'a nasıl gelindi" diye sormak gerekiyor belki de?
ALEVİ KURUMLARI AÇISINDAN 9 KASIM
Bu süreci biz iki yönüyle değerlendiriyoruz. Birincisi Alevi örgütlülüğünün gelişimi açısından. Kuşkusuz Türkiye'nin dört bir yanından otobüsler kaldırmak, onbinlerce insanı başka şehirlerden Ankara'ya taşımak basit bir örgütlülüğün altından kalkabileceği bir organizasyon değil. Dolayısıyla Alevi kuruluşları, yıllar içinde Alevi halkıyla nasıl köklü bir bağ kurduğunu göstermiş oldu bu mitingde. Mitingle ilgili görüştüğümüz PSAKD yetkilileri, sadece kendilerinin İstanbul'dan 60'dan fazla otobüs kaldırdıklarını belirtti. Şöyle kaba bir hesap yaparsak, İstanbul'daki Pir Sultan Abdal Kültür Derneği şubeleri 2 binden fazla insan taşımış Ankara'ya. Biz "buralarda" olduğumuz 3 yılı değerlendirirken; bunun ciddi bir yol olduğunu söyleyebiliriz.
Bizim hafızamız güçlüdür (affınıza sığınarak).Alevi Hareketi ve Hubyar Sorunu yazılarını yazdığımız günlerin üzerinden sadece 2 yıl gibi bir zaman geçti. Çok ciddi sıkıntıların yaşandığı süreçlerin önemli tanıklarındanız. Bu konularda az röportaj, az haber yapmadık. VeyaAlevi Örgütleri Nerede? diye Alevi kuruluşlarını eleştirdiğimiz yazıların üzerinden de uzun yıllar geçmiş değil. Diyebiliriz ki; Alevi kurumları hem onyılların verdiği köklü geçmişle, hem de son aylarda kazandığı dinamizmle böylesine büyük bir organizasyonun altına girebilmiştir. Sadece eleştirmenin bir diğer adı da "dırdır" etmektir. Biz dırdır etmiyoruz. Başta ABF olmak üzere bu mitingin yükünü omuzlayan tüm Alevi kuruluşlarını tebrik ediyoruz. Bu büyük çalışmayı takdir ediyoruz.
9 KASIM'A UZANAN YOLUN BİR DİĞER KOLU: İLETİŞİM
Biz 9 Kasım'dan kendimize de pay çıkarmak istiyoruz, okuyucumuzun engin hoşgörüsüne sığınarak. Bizi de ilgilendiren bu konuda ne kadar "objektif" olabilirsek, o kadar olacağımızın da sözünü vererek.
9 Kasım'a giden yolu değerlendirirken, bir konuyu daha tartışmak gerekmez mi? Nasıl oldu da 9 Kasım bu kadar kitleselleşebildi? Kurumlarımızın başarısını takdir ettik. Ancak tek neden bu değildi. Alevilerin büyüyen iletişim kanalları da Alevilerin kitlesel bir güç haline gelmesinin en büyük nedenlerinden birisi. Bu konuda elbette en önemli belirleyicilerden birisi, ardı ardına kurulan Alevi televizyonları oldu. Bu televizyonların bazıları kapandı. Bazıları "Alevi televizyonu" kimliğini bir kenara bıraktı. Bazıları ise yayınını sürdürüyor. Yıllardır doğru düzgün dergi çıkaramayan, ulusal anlamda bir adet bile iletişim aracına sahip olmayan Aleviler için bu televizyon kanalları adeta bir milat niteliğine büründü. Dolayısıyla televizyonların 9 Kasım'a uzanan süreçte yaptığı katkılar hiç de yadsınacak cinsten değil. Sürecin devamında da bu büyük katkının bilincinde olmak gerekiyor.
"Alevilerin iletişim araçları" deyince diğer akla gelen de Alevilerin internetteki yaygınlığı. "Aleviler açısından 3 yıl önce ile bugün arasındaki en büyük fark nedir?" diye sorulacak olsa bize "Alevi televizyonlarının kurulması ve Alevilerin internette güçlenmesi" yanıtını verirdik. Alevionline'ın ziyaretçi sayıları biliyorsunuz ki;açık. Şimdi her gün en az 4.000 kişinin takip ettiği bir iletişim kanalının gücünü kim küçümseyebilir? Bir rakam daha verelim. 5 gün önce girdiğimiz bir internet sitesindeki Alevilere hakaret içeren yazılar hakkındakihaberimiz, şu dakika itibariyle, tam olarak, 11.010 kez okunmuş. Silinenlerle birlikte 46 yorum almış. Her gün 4.000 kişinin takip ettiği bir iletişim kanalının etkisini kim küçümseyebilir ki? Kim bu kanalı görmezlikten gelebilir? Dolayısıyla Alevilerin Türkiye'deki etkilerinin artmasında Alevi televizyonlarının ve Alevi internet sitelerinin etkisi küçümsenmemelidir.
ALEVİLERİN BU GÜCÜ NASIL ARTAR?
Öncelikle televizyonlar konusundaki güç hakkında yorum yapmamız pek uygun olmaz. Bir kaç televizyon programına katılmak ve bir televizyon programı hazırlamak dışında bu alanda pek tecrübeli sayılmayız. Ancak televizyonlarımıza sahip çıkmamız önemli. Televizyonlarımızın büyük bölümü sadece uydu üzerinden değil, internet üzerinden de izlenebiliyor. Üstelik bu imkanı biz Alevionline da size sunuyoruz. Televizyonlarımızı daha çok izlemeyi önerebiliriz elbette ki sizlere. Ayrıca imkanı olan dostlarımız, reklam verme yolunu da tercih edebilir. Bir-iki televizyon kanalının yöneticisini şahsen tanıyor ve görüşüyoruz. Bu televizyonların en büyük sıkıntısının "reklam alamamak" olduğunu da biliyoruz.
Internet konusuna ise bakışımız net. Biz arkadaşlarımızın Alevilik konusunda internet siteleri açmalarını her zaman teşvik ettik. "Alevi Haberleri", "Link Bankası" gibi bölümler de bu teşvik kapsamında hazırlandı ekibimiz tarafından. Dolayısıyla Alevi sitelerinin sayısının artması, Alevilerin internetin koca veritabanındaki yerinin de artması anlamına geliyor. Ancak... Açtığımız internet sitelerinin "özgün" olması, diğerlerinden "farklı" olması çok çok önemli. İnterneti bir çorba olarak düşünürsek, ister kendi kurduğumuz sitede, istersek varolan bir internet sitesinde toplumun kullanımına sunacağımız özgün bir çalışma, bu çorbada bir tuz olacaktır. Başka yerlerden "aşırılan" içerikler ne size, ne de Alevi toplumuna bir katkı sağlamaz.
ÇAKMA ALEVİONLİNE'LAR
Özgünlükle hem ilişkili, hem de özgünlüğün devamı olarak "spesifiklik" de önemli bir olgu. Kurduğumuz siteler zaten varolan sitelerin "rakibi" hüviyetinde olursa; bu çorbaya katkı anlamına gelmez pek. Elbette "rakip" olarak başarılı işler yapılırsa, mevcut olana "alternatif" olunabilirse zenginlik sağlayacaktır. Yani bu işe girmek için biraz da emek ve kendine güven gerekli. Biz internette dolaşırken çok fazla sayıda "minyatür Alevionline" görüyoruz. Bunların bize bir zararı olmayacaktır. Ama kimseye bir faydası da beklenmemeli. Alevionline'ı yaşatmak "kolay" bir iş gibi görülebilir dışarıdan bakınca. Ama inanın hiç de öyle değil. O yüzden çok fazla "minyatür Alevionline" kuruluyor. Çabucak da kapanıyor. Onlarca kurulan gördük, onlarca da kapanan gördük. Alevionline'dan sonra kurulup "Alevi haber sitesi" kimliğini uzun zaman sürdüren belki bir, belki iki site vardır ancak. İşte onlar da Alevi toplumunun internetteki varlığına bir zenginlik katıyor. Hiçbirinden rahatsız değiliz. Neden olalım ki. Biz kendimize güveniyoruz. Biz bu liderliği normal koşullarda kaptırmayacağımızı düşünüyoruz. Hakkıyla, daha çok emek vererek "En çok ilgi gören Alevi haber sitesi" ünvanını elimizden alabilecek varsa da, helal-i hoş olsun. Ama "hakkıyla" yapılması lazım bu işin. Onun için her gün yeni Alevionline'lar görmek pek hoşumuza gitmiyor. Yanlış anlaşılmasın, korkumuzdan değil. Korkacak bir şeyimiz yok. Sadece vaktini boşa harcayan arkadaşlarımıza üzülüyoruz. O vakti, başka bir amaç için kullansa belki internette Alevilerin konumuna, gücüne bir katkısı olacak.
Bu yazıyı yazdık diye yanlış anlaşılmasın. Özel bir çabayı falan kastetmiyoruz. Yeri gelmişken, dostlarımıza her zamanki tavsiyelerimizden birini veriyoruz. Kimse üzerine alınıp "Alevionline bizi yoketmek istiyor" gibi bir düşünceye kapılmasın. Zamanında görüntümüzü birebir taklit eden "Alevi haber siteleri" oldu. Adımızdaki "iki" harfi değiştirip yayına giren "Alevi haber siteleri" oldu. Hiçbirinden rahatsız olmadık. Olmayız da. Şuanda da rahatsız olduğumuz özel bir çalışma bulunmuyor. Tam aksine, bu durumda: "Buyrun. Başarabiliyorsanız başımız gözümüz üstüne." dedik/deriz. Bu genel bir tavsiye. Alevionline'ın minyatürlerini üreterek harcadığınız vakti, farklı bir çalışma için harcayabilirsiniz örneğin. Örnek de vermek gerekirse; nette Alevi deyişlerinin güzelce arşivlendiği bir site bulunmuyor. Örneğin bu çalışma hem çok daha faydalı, hem de çok daha başarılı olabilir. Biz kendimizi günde 4.000 tekil hit alan, Alexa'da ilk 200 binde bulunan bir Alevi sitesi kimliğiyle, affınıza sığınarak, abi olarak görüyoruz. Sorumluluk sahibi hissediyoruz. Bu yüzden internette Aleviler adına bir iş yapmak isteyen arkadaşlarımıza yol göstermeyi bir görev olarak düşünüyoruz. Tavsiyedir, dikkate alan dostlarımız alacaktır; almayanların da canı sağolsun. Çalışmaları bizi kesinlikle rahatsız etmez.
ALEVİONLİNE'IN GÜÇLENMESİ
Peki yukarıda anlattığımız bu denli büyük bir etkiyi nasıl arttırabiliriz. Alevionline'a (Bizim Gazete'ye) nasıl katkı yapabiliriz? Öncelikle biz bugüne kadar kendi özgücümüzün dışında hiç bir güce güvenmedik varlığımız ve yürüyüşümüz konusunda. "Dayanışma" faaliyetlerinde bulunduk ancak her zaman "yalnız" çizdik yolumuzu. Belki de "kök salmamızı", 3 yıldır aralıksız yayınımızı sürdürebilmemizi buna bağlamak gerekiyor. Ancak desteklere her zaman açığız tabi ki. Okurlarımız, başka sitelere kopyaladıkları haberlerimizin altına sitemizi link vererek katkı sunabilirler örneğin bize. Veya kendi sitelerine bizim reklamımızı koyarak da güç verebilirler çalışmamıza. Nitekim bunları yapan oldukça fazla okurumuz var. Kendilerine teşekkür de etmeliyiz buradan.
Bir de "reklam" konusu var tabi ki. Bu konu yanlış anlaşılıyor her defasında. Arkadaşlar... Alevionline 3 yıllık yayın hayatı boyunca hiç bir süreçte "1 YTL" kar etmedi. Her zaman Alevionline için yapılan harcamaların çok çok altında geliri oldu. Alevionline'ın reklam alması, bizim para kazanmamız için değil, varlığını daha sağlıklı ve rahat bir şekilde sürdürebilmesi için gerekiyor. Bu açıdan Alevionline'ın her zaman reklama ihtiyacı oldu. Ama bu konuda pek yol katedemediğimizi söylemek yanlış olmaz.
NEDEN BİZİM GAZETE'YE GEÇTİK?
Aslında bu konuyuBİZİM GAZETE Geliyor yazımızda açıklamıştık. Ama bizim kaderimizden galiba, tekrara çok düşmemiz gerekiyor. Öncelikle, bazı internet sitelerinde Alevionline'ın ismini BİZİM GAZETE olarak değiştirmesi hakkında masallar okuyoruz. Kimliği "solcu" olan bu internet sitelerini; Alevionline'ın "Aleviliğini" de kendi solculuklarına benzetiyorlar olsa gerek; bu isim değişikliğinden "kimliğini inkar" anlamı çıkarmışlar. Şunu tekrarlayalım. Sadık okuyucularımız bilir ki; bizim bu tür polemiklere bakış açımız bellidir. Muhatap almayız. Takılmayız. "Herkes işine baksın" deriz. "Internet hepimize yeter" deriz. Ancak bu yorumlarla kafası karıştırılan bazı okuyucularımız da dostane biçimde açıklama istiyorlar bazen. Yapıyoruz. Ama burada bir kez daha yapalım.
Değerli arkadaşlar. Yukarıda reklam konusundan bahsettik. "Alevionline'ın reklama ihtiyacı var" dedik. Bu konuda çok dertliyiz. 3 yıl boyunca sürekli yabancı reklam servislerinden faydalandık. Bu servislerin siteye katkısı da oldukça düşük oldu. Bırakın firmalardan reklam almayı, bu firmalar adına aracılık yapan profesyonel ajanslardan bile reklam alamadık. Aynı firmaya Renkhaber ve Alevionline adına aynı anda, aynı kişi tarafından, reklam başvurusu yapılıyor. Renkhaber kabul ediliyor, Alevionline reddediliyor. İki sitenin ekibi ortak. İki sitenin yazılımı ortak. İki sitenin işlevi benzer. Üstelik Alevionline'ın ziyaretçi sayısı, Renkhaber'den daha fazla, ancak göz göre göre bu yanıtla karşılaşıyoruz. Açıklama istediğimizde; "Dini sitelere reklam vermiyoruz" veya "Cemaat sitelerine reklam vermiyoruz" gibi abuk cevaplar alıyoruz. "Alevionline dini site olmadığı gibi, Alevi toplumu da cemaat değildir." diye tartışmaya bile değmez.
Daha kötü örnekler de var. Bir siteden, hesapta "solcu", "ilerici" bir sanatçıyla yapılan bir röportajı alıp yayınlıyoruz. Kaynak da gösteriyoruz. Şu sitede yayınlanmıştır diyoruz. O sanatçı bize e-posta atıyor, telefon ediyor, "Röportajımı sitenizden kaldırın" diye. "Neden?" diye soruyorsunuz. "Alevi sitesinde adımın geçmesi yanlış anlaşılabilir. Google'da ismimi arayınca ilk sayfada siz çıkıyorsunuz." diyor. Bunu diyen kişinin adını açıklasak, hesapta bu insan "ilerici" bir insan. "Demokrat" bir kişi bu. Neyi tartışacaksın ki? "Has yüzüne hasretim. Zorla yayınlayacağım röportajını" mı diyeceksin?
İşte bu yüzden BİZİM GAZETE oldu, Alevionline. Bunun gibi onlarca nedenden dolayı. Yoksa BİZİM GAZETE, kimliğini inkar etmiyor. BİZİM GAZETE'nin sahipleri, editörleri, emek verenleri Alevidir. Bu kimlik de onurumuzdur. İsteyen hala BİZİM GAZETE'yi "Alevi haber sitesi" olarak tanımlayabilir. Kesinlikle rahatsız olmayız. Onur verir bize. BİZİM GAZETE, Alevionline'dır çünkü hala. Alevionline'da BİZİM GAZETE. Biz ismimizi değiştirdik. Hedefimizi büyüttük. Ancak 3 yıllık tarihimizi, işlevimizi, kimliğimizi muhafaza ediyoruz. "Alevionline'ın kapatılıp BİZİM GAZETE'nin açıldığı" yok. Bu durum sadece Alevionline'ın ismini değiştirip BİZİM GAZETE adını almasıdır.Dost ve düşman bunu böyle bilmeli...