|

Yazarımız Ali Yıldırım tarafından 2 Temmuz Sivas Katliamı'nın 15. yılı nedeniyle hazırlanan yazı dizisini yayınlamaya devam ediyoruz. "Pir Sultan Ölür Dirilir Ya da Ateşe Semah Durmak" başlıklı yazı dizisinin "Sivas Davası - Kalsın Benim Davam" başlıklı 4. bölümü haberin devamında....
30 Haziran 2008 05:41
SİVAS DAVASI: KALSIN BENİM DAVAM
"Sanıklar duruşmalar boyunca mahkememizi hiçe sayarak slogan atmışlar, kavga çıkarmışlar, mahkeme heyetine demir para, çakmak ve kalem gibi nesneleri atmak suretiyle hakaret ve tehditte bulunmuşlardır. Madımak Oteli'ni yakmak suretiyle 35 kişiyi yakarak öldürmüşlerdir. Yanan kişilerin "bizi kurtarın" çığlıklarına rağmen bırakın kurtarmayı, güvenlik kuvvetlerinin ve itfaiyenin yanan kişileri kurtarma teşebbüsüne bile engel olmuşlardır. Yanan kişilerin ölüm çığlıkları karşısında "kıllarını bile kıpırdatmamış", ölmelerini şeriat yanlısı slogan atarak zevkle izlemişlerdir. Türk-İslam tarihinde böyle vahim bir olay görülmemiştir. 35 kişi yanarak ölürken, sanıkların vicdanlarında en ufak bir acıma hissi uyanmamıştır." Sivas katliamı davası 7 yıl süren bir yargılamadan sonra Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin nihai kararına yazdığı bu tespit ile son bulmuştur. Ne var ki bu karar aşamasına çok da kolay gelinmemiştir.
ÇETREFİLLİ YARGI SÜRECİ Sivas davasının yargılama süreci Sivas katliamının bulunabilen, ele geçirilebilen sanıklarının çeşitli mahkemelerde yargılanmasıyla dağınık bir şekilde başlamıştır. Esas dava Yargıtay tarafından güvenlik gerekçesiyle Sivas'tan Ankara'ya nakledildi. Yargılamaya adiyen adam öldürme eylemi davası olarak Ağır Ceza Mahkemesinde başlanılmıştı. Mahkeme davayı planlı programlı, örgütlü bir katliam olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vererek Devlet Güvenlik Mahkemesine gönderdi. Ne var ki Ankara DGM'si olayı Ağır Ceza Mahkemesi gibi değerlendirmeyerek kendisini görevsiz saydı.
KATİLLERİ ALKIŞLAYAN KARAR Yargıtay'ın Yargıtay'ın tüm davaları birleştirerek DGM'yi davaya bakmakla görevlendirmesi sonucu davayı "gönülsüzce" görmeye başlayan Ankara DGM 1994 yılında verdiği ilk kararında olayı basit bir "yangın çıkararak adam öldürme suçu" olarak değerlendirdi. Hatta işi daha da azıtarak Aziz Nesin'in katilleri tahrik ettiğini dahi ileri sürdü ve buna dayanarak katillerin cezalarında indirim yaptı. Mahkemeye göre katiller "Aziz Nesini öldürmeyi hedeflemişler ne var ki hedefte sapma sonucu masum insanları öldürmüşlerdi. Bu yaklaşım mahkeme kararında aynen yer aldı. DGM kararında "Sivas olaylarının devlete ve laik düzene yönelik olmadığı, Aziz Nesine duyulan öfke, kin ve nefretin oluşturduğu tahrik sonucu ve Aziz Nesin'e yönelik bir eylem olduğu, kast edilen Aziz Nesin olmasına rağmen hedefte sapma sonucu 37 masum insanın ölümü ile sonuçlanan bu olaylarla İslam dinince mukaddes sayılan değerlerin aşağılanmasına tepki olduğu kanaatindeyiz" denilerek adeta katillerin sırtı sıvazlandı.
28 ŞUBATLA DÖNEN RÜZGAR DGM'nin bu hukuka ve maddi gerçekliğe aykırı kararını inceleyen Yargıtay DGM kararının tümüyle hukuka aykırı olduğunu saptadı. Yargıtay DGM'nin olayı basite aldığını, yanlış değerlendirdiğini vurgulayarak olayda şeriatçılar tarafından laik düzene yönelik bir kalkışma olduğunun belirlenmesi gereğine işaret etti. 28 Şubat sürecine denk gelen günlerde Ankara DGM'de yargılama yeniden başladı. Bu kez sanıklar hakkında "anayasal düzeni bozarak şeriat devleti kurmaya kalkışmak" eyleminden ceza verilmesi yoluna gidildi. Bu karar mahkemenin verdiği ilk kararın tümüyle tersi bir nitelik göstermiştir. Aziz Nesin bahanedir, katillerin amacı laik düzeni yıkmaktır: "Olayda kullanılan cebir ve şiddetin Aziz Nesin bahane edilmek suretiyle Anayasal düzenin en önemli ilkelerinden olan "cumhuriyetçilik" ve "laiklik" ilkelerinin ortadan kaldırılmasına yönelik bulunduğu tüm açıklığı ile ortadadır."
Mahkeme 33 sanığı idam cezasına çarptırdı. yargılanan diğer sanıklar ise değişik ağır hapis cezalarına çarptırıldılar. Yargıtay'ca bazı usul hatalarından dolayı bozulan bu karar eksikliklerin giderilmesi üzerine Yargıtay'ca onaylanarak kesinleşmiştir. Ankara DGM'sinin sanıklar hakkında idam kararı verirken dayandıkları gerekçe tüyler ürperticidir: "İnsanlık tarihinde din adına işlenen böyle bir vahşet görülmemiştir."
Ali Yıldırım (Devam Edecek)
|
Haberin karnesini siz belirleyin
Bu haber için oy kullanan 54 ziyaretçimizin puan ortalaması: 2,70
|
ÇOK ÖNEMLİ UYARI: Sitemizde yayınlanan tüm yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Herhangi bir başvuruda, bu yorumları yazanlara dair her türlü bilgi, adli mercilere ulaştırılacak, gerekli hukuki önlemlerin
alınmasına yardımcı olunacaktır. Editörlerimiz; hukuk veya ahlak dışı mesajları yayından kaldırabilir; sorumluların
saklı tutulan bilgilerini hukuk danışmanı aracılığıyla adli kurumlara iletir.
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|
Bizim Gündem Bölümünden Son Yazılar
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|