İZZETTİN DOĞAN ABF'YE TEŞEKKÜR ETMELİ! ÇÜNKÜ…
Tarih: 11 Ocak 2008
Yer: Ankara, Bilkent Oteli
AKP'nin Alevi kökenli İstanbul Milletvekili Reha Çamuroğlu tarafından koordine edilen, Abdal Musa Vakfı tarafından finanse edilen ve adına 'Alevi iftarı' denilen bir buluşma gerçekleşiyor. İftara Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcıları Hayati Yazıcı ve Cemil Çiçek, Devlet Bakanları Mehmet Aydın ve Sait Yazıcıoğlu, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Nafiz Özak, eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, AK Parti yönetici ve milletvekilleri, Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan ve Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu gibi isimler iştirak ediyor.
278 Alevi kurumunun da davet edildiği iftara sadece 5 Alevi kurumu katılım gösteriyor.
O tarihte iftara davet edilen 'baş' konuklardan biri olan CEM Vakfı Genel Başkanı İzzettin Doğan bu daveti kabul etmiyor ve sert bir dille şu eleştirilerde bulunuyor:
"Sayın Başbakan'ın verdiği ya da partisine mensup Alevi kökenli bir yazar arkadaşına bu görevi vermesi bize yabancı gelmedi. Şu anda iktidar olan bir partinin Aleviler'e yaklaşımını yadırgamadım. Bekliyordum çünkü seçimler yaklaşıyor. Ayrıca Avrupa Birliği ilerleme raporunda sert bir ifade vardı. Ancak bu ayrıntı gözden kaçtı. AB, Aleviler'in durumuyla ilgili hükümeti uyarmıştır. Avrupa Parlemontosu Komisyonu'ndan heyetler gelmeye başladı. Bizlerle görüşmeye başladı. Bu yüzden hükümet, Aleviler konusunda birşeyler yapmaya başladı."
Bitmedi. Hükümete ve Başbakan'a ağır eleştiriler yönelten İzzettin Doğan konuyla ilgili açıklamalarda bulunmaya devam ediyor:
"Başbakan bu yemeği özellikle desteklediyse bu başarısızlığın içindedir. Aleviler birtakım haklardan yoksun. Bu iktidarın bunu giderebilme gücü var. O zaman biz de memnuniyetle yemek yeriz. Ama sırt okşamak için bir yemekse, Başbakan böyle bir sempatiyi hak etmiyor. Orada iktidarla ilişkide ya da olması muhtemel işadamları yemeğe katıldı."
İftar sona eriyor ve İzzettin Doğan konuşuyor:
"Başbakan üç beş kelime ile Alevi yurttaşlarla ilgili hangi tasarruflarda bulanacağını söyleseydi çok daha anlamlı olacaktı."
- CEM Vakfı Genel Başkanı İzzettin Doğan'ın da katılım göstermediği söz konusu iftardan yaklaşık 5 ay sonra, takvimler 12 Haziran 2008'i gösterdiğinde AKP İstanbul Milletvekili Reha Çamuroğlu somut adımlar atılmadığı gerekçesiyle Başbakan'ın danışmanlığından istifa ediyor.-
Tarih: 9 Kasım 2008
Yer: Ankara, Sıhhiye Meydanı
Alevilerin en üst çatı örgütü olan Alevi Bektaşi Federasyonu öncülüğünde yaklaşık 135 bin kişi taleplerini güçlü bir şekilde haykırdıkları ve hükümetin oldukça rahatsız olmasına sebep olan büyük bir miting gerçekleştiriyor.
CEM Vakfı Genel Başkanı İzzettin Doğan mitingi eleştiriyor ve öncesinde şu açıklamalarda bulunuyor:
"Mitinge desteğim yok çünkü bu mitingin liderliğine soyunanların Avrupa'dan kaynaklı tipler olduğunu ve Alevilikle ilgisinin olmadıklarını biliyorum da onun için. Yani ismi Alevi ama cismen ne Cemevlerine giderler, ne Alevi ritüellerine katılırlar, ne peygamberi tanırlar ne Kuran'ı tanırlar ne de Muhammet'i.
Bugün Türkiye'de bir Kürt hareketi var. Şimdi Alevileri de harekete geçirmeye çalışarak burada bir destek arayışının Alevi bayrağı altında yapılması sağlanmak isteniyor. Oraya Alevi yurttaşların itibar edeceğini katılacağını zannetmiyorum. 25 -30 milyon insandan kaç kişinin katılacağını göreceğiz. Bu katılacak olanların da genelde Kürt olayını savunanların oluşturacağını sanıyorum. Çünkü alevileri harekete geçirmek öyle üç yüz beş yüz kişiyle olmaz. Aleviler harekete geçmez mi? Elbette geçecektir. Meşru sınırlar içinde kalarak her demokraside olduğu gibi bir kitle hareketiyle 'Siyasal iktidar aklını başına alma zamanı geldi' diyebilecek noktaya Aleviler gelebilir. O zamanda öyle üç yüz beş yüz kişi değil. Birkaç milyon insanla Ankara'da o gösteriyi yaparsınız. O da zamanı geldiğinde yapılacaktır. Biz büyük bir sabır gösterdik bugün Türkiye zor dönemden geçiyor. O zor döneminde Türkiye'nin biz de üstüne tüy dikmeyelim dedik. Yani onun sebebi olmayalım.
O sorumlulukla bilinçle hareket ediyoruz ve diyoruz ki biz mahkemelerin kararını bekliyoruz. Biz meşru sınırlar içerisinde demokratik hakları kullanarak dört bine yakın dava açtık.
Alevilerin kendileri açısından ibadet için bir yer tayin etmeleri temel bir hak mıdır, değil midir? Bunun cevabını hakim verir. Bunun cevabını bilir kişi vermez."
Doğan, söz konusu açıklamada Başbakan'a ve hükümete yüklenmeye de devam ediyor:
"Başbakan'ın yaymaya çalıştığı bir anlayış var. Ne diyor başbakan 'Sen Müslümansan camiye gel o zaman' Ben Müslümanım ama senin gibi Müslüman değilim, ben Müslümanlığı senin anladığını gibi anlamıyorum. Bu ülkeyi Müslüman yapan benim anladığım şekildeki İslamiyettir. Yani Mevlana'nın Yunus Emre'nin, Hacı Bektaşi Veli'nin, Ahmet Yesevi'nin İslam anlayışıdır. Anadolu'yu Müslümanlaştıran bu ulu kişilerdir."
İzzettin Doğan'ın; Alevilerin icabet etmeyeceğini, üç yüz beş yüz kişi ile gerçekleşeceğini söylediği mitinge yaklaşık 135 bin kişi katılıyor ve hükümet paniklemeye başlıyor.
Bu durum Başbakan'ı oldukça geriyor ve kurmaylarıyla 9 Kasım'da ABF tarafından düzenlenen dev miting ve mitingde haykırılan talepler üzerine istişare ediyor.
Toplantıda Alevi Bektaşi Federasyonu'nu muhatap alıp-almama konusu uzun soluklu bir şekilde tartışılıyor. Başbakan ve kurmayları, CEM Vakfı'nın ve Genel Başkanı İzzettin Doğan'ın tavırlarının kendi çizgilerine daha yakın olduğunu ve onlarla ilişkiye geçilmesinin kendileri açısından da yorucu olmayacağı kararına varıyorlar.
Ve ardından düğmeye basılıyor…
Tarih: 6 Aralık 2008
Yer: İstanbul, Dolmabahçe
CEM Vakfı Genel Başkanı İzzettin Doğan kurmayları ile birlikte Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Bakanları Mehmet Aydın, Sait Yazıcıoğlu ve AKP İstanbul Milletvekili Reha Çamuroğlu ile Başbakanlık çalışma ofisinde bir araya geliyor.
-Davet Başbakan tarafından yapılıyor. 9 Kasım'da 135 bin kişiyle gerçekleşen miting sonrası telaşa kapılıp, Devlet katında 'Alevilerin lideri' şeklinde görülen vasfını kaybedeceğinden çekinen İzzettin Doğan daveti alelacele kabul ediyor.-
Yaklaşık iki saatlik görüşmenin sonucunda İzzettin Doğan basına şu açıklamalarda bulunuyor:
"Şimdi haksızlık yapmamak lazım. Orada konuşulanları dürüstçe ben size yansıtıyorum. Seçim yatırımı kokan herhangi bir vaatte, beyanda bulunmadılar, böyle bir yaklaşım sergilemediler. Gördüğüm kadarıyla taraflar, birbirlerini bu sefer Hükümet olarak, bizler de sivil toplum kuruluşları olarak birbirimizi tanıma, düşüncelerimizi birbirimize aktarma olanağını samimiyetle bulduk. Sayın Yazıcıoğlu, 'bu perspektifle eğer İslam anlayışı ifade ediliyorsa bizim Alevi kurumlarıyla bu meselenin çözümünde herhangi bir zorlukla karşılaşacağımız beklenmemelidir.' dedi. Sayın Yazıcıoğlu pozitif bir yaklaşım ifade etti. Sayın Başbakan, 'seçimlerden sonra bu konuyu daha da ileri götüreceğiz' demek suretiyle 'seçim yatırımı' eleştirisini de böylece engellemiş oldu."
Tarih: 7 Ocak 2009
Yer: İstanbul, Feshane
İzzettin Doğan'ın sert bir şekilde eleştirip katılım göstermediği '1. Alevi iftarı'nın üzerinden 1 yıl; Reha Çamuroğlu'nun, Başbakan'ın danışmanlığından istifa etmesinin üzerinden 7 ay; Alevi Bektaşi Federasyonu öncülüğünde 135 bin kişiyle gerçekleştirilen Alevi mitinginin üzerinden 2 ay; İzzettin Doğan – Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde gerçekleşen Dolmabahçe Zirvesi'nin üzerinden de tam 1 ay sonra '2. Alevi iftarı' vuku buluyor.
Başbakan tarafından 'direkt' muhatap olarak kabul edilip 'özel' davet edildiği 6 Aralık 2008'de gerçekleşen Dolmabahçe Zirvesi'ne kadar Başbakan'ı ve hükümeti bugüne kadar hiç olmadığı bir biçimde eleştiren İzzettin Doğan bu sefer davete katılım gösteriyor ve Başbakan'la aynı masayı paylaşıyor.
Ve şimdi sıra sorulması gereken sorulara geliyor:
Peki, 6 Aralık 2008'e kadar edilen laflar birden nasıl tuzla buz oldu?
İzzettin Doğan ve icazetindeki kurumlar ve isimler birden bire nasıl bu denli büyük bir kavis çizdi?
Değişen neydi?
Ve belki de bu analiz içinde en önemli olanı; İzzettin Doğan'ın tekrar Devlet katında 'muhatap' kabul edilmesine ve Dolmabahçe Zirvesi'nde baş konuk olmasına sebep olan şey neydi?
İzzettin Doğan'ın ABF'ye gecikmiş bir teşekkür borcu yok mu sizce?!
Ali Ersin Kelleci
Bizim Gazete – 7 Ocak 2009