|

Üniversitede ders verirken "Alevi kadınlarına o... diyorlar" dediği öne sürülen Zaman gazetesi yazarı İbrahim Öztürk, e-posta gönderenlere yanıt olarak bir metin gönderdi. Zaman'ın yazarı; "Ben öyle demiyorum. Diyorlar dedim. Yanlış anlaşıldım. İftiraya uğradım." dedi. Zaman'ın yazarı, mahkemeye başvuracakmış.
21 Mart 2008 09:10
Yol Tv'nin haberinde İstanbul Ticaret Üniversitesi'nde verdiği derste "Benim ailemin düşüncesine göre Alevi kadınları orospudur" dediği öne sürülen Zaman gazetesi yazarı İbrahim Öztürk, kendisine gönderilen e-postalara bir açıklama göndererek yanıt verdi. Zaman'ın yazarı; asıl söylediğinin "Örneğin benim kendi ailemde de yaşadığım çok üzücü, kaygı verici tecrübelerim var. Bazıları ne yazık ki tabir yerinde ise Alevi deyince adeta 'orospu' damgasını vurabiliyor." şeklinde bir ifade olduğunu savundu. Ayrıca kendisi hakkında haber yapanları mahkemeye vereceğini söyledi.
Alevi kadınları ile "o...luk" hadisesini yanyana getirdiğini kabul eden şahıs, kimlerin aklına Alevi deyince "o..." kelimesi geldiği, neden özellikle "o..." kelimesini seçtiği, her aklına gelenin "Senin için şöyle/böyle diyorlar." deyip karşıdakine istediğini söyleyip söyleyemeyeceği gibi konulara açıklamasında değinmedi.
Zaman'ın "köşe" yazarı, dersinde bir bayan öğrencinin ayağa kalkıp "Ben Aleviyim ama o... değilim. Bu dedikleriniz kabul edilemez." dediğini de kabul etmesine rağmen, yine de haberleri yapanları mahkemeye vereceğini söyledi.
Yol Tv'nin haberinde de "Doç. Dr. İbrahim Öztürk, 18 Mart Salı günü derste 'Benim ailemin düşüncesine göre Alevi kadınları orospudur' demesi derste bulunan öğrencileri çileden çıkarttı." deniyordu.
Zaman gazetesinin "köşe" yazarı İbrahim Öztürk isimli kişinin "Kamuoyunun Dikkatine" başlıklı açıklamasını olduğu gibi aktarıyoruz:
Kamuoyunun Dikkatine,
Çeşitli medya organlarında alevi bayanlarla ilgili yakışıksız, mesnetsiz ve suç teşkil eden, toplumsal barışımızı zedeleyecek tarzda ağır birtakım sözler kullandığım iddia edilmiştir.
Ben, İbrahim Öztürk, 1994 yılından beri Alevi ve Kürt bir bayanla evliyim. Bunu tesadüfen ve baskı altında değil, karşılıklı rıza ile yaptık ve bu evlilikten mutlu bir yuvamız ve iki çocuğumuz vardır.
Bu meyanda gazetecilik etiğini hiçe sayarak, iddia ve iftiraları derhal benimseyip, benimle irtibata geçip bir kere bile sormayan, bazıları ancak yayınladıktan sonra, yani iftirayı attıktan sonra benimle iletişime geçen, bu şekilde konuyu kullananlar ve buna ortam hazırlayarak şahsımı ve mensup olduğum kurumları karalayanlarla yargı önünde hesaplaşacağım.
Ancak bu vesile ile olayın ne olduğunu aşağıda dikkatinize sunuyorum:
İstanbul Ticaret Üniversitesi'nde Uluslar arası İlişkiler Bölümünde, 2. sınıfta olan öğrencilere Uluslar arası Ekonomik Kuruluşlar adlı bir ders vermekteyim.
18 Mart Salı günü yapılan derste konumuz Gümrük Birliği ve bu meyanda AB idi.
AB ile Türkiye arasında daha çok Fransa ve Almanya eksenli olarak yaşanan sıkıntıların dile getirilmesi üzerine;
"Fransa İngiltere'nin de geçmişte AB üyeliğine zorluk çıkardı, veto etti. Buna rağmen İngiltere süreci iyi idare ederek ortak çıkar alanlarını artırıp, zaman içinde başarılı bir politika ile birliğe girebildi. Bilindiği üzere Avrupalılar kendi aralarında daha önce Yüzyıl Savaşlarını, 20. yüzyılda ise yine kendi aralarında Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarını çıkartmış ve yaşamıştır. Buna rağmen ortak akıl, bilim ve ortak çıkar alanlarını çoğaltarak bu gün artık "tek bir devlet" konumuna gelmişlerdir. Buradan yola çıkarak Türkiye'nin "kriz ve sorun idaresi" konusunda büyük dersler çıkartması gerekmektedir.
Türkiye'nin bu konuda komşu devletlerle ve hatta kendi vatandaşları ile sorunları vardır.
Örneğin 1980'lere kadar ülkemizde bir Kürt sorunu yoktu. Belki bazı yerele sorunlar vardı ancak bunlar iyi idare edilerek kangren olmadan ortadan kaldırılabilirdi. Şimdi ise sorun katlanarak büyüdü ve çözmek istendiği halde nereden nasıl başlanacağı kestirilememektedir.
Bu meyanda farlılıklarımıza "bölücülük" ve "ayrımcılık özlemi" odaklı değil, zenginliğimiz olarak bakıp, sorun çözmek odaklı yaklaşmalıyız.
Empati yapamama, iletişim kurmama, tanımama sorununu ortadan kaldırmak için ön yargısız olmalıyız.
Birçok insan bilirim belik gerçek şehrini söylemekten çekiniyor, bazı yakışıksız yakıştırmalara muhatap olmamak için. Örneğin benim kendi ailemde de yaşadığım çok üzücü, kaygı verici tecrübelerim var. Bazıları ne yazık ki tabir yerinde ise Alevi deyince adeta 'orospu' damgasını vurabiliyor.
Türkiye bu vahim cehaletten, aymazlıktan ve karşı tarafı kaynaksız ve önyargıyla sürekli ötekileştirmekten biran önce kurtulmalıdır."
Konuşmanın kapsamlı özeti bu şekildedir.
Bunun üzerine sınıfta bulunan ve dersimi her zaman çok dikkatte dinlemiş olan ve aslında ders anlatırken bile bu yüzden sürekli kendisiyle göz teması kurduğum bir bayan öğrenci
"Bu dedikleriniz kabul edilemez hareketler içeriyor. Ben Alevi ancak orospu değilim" dedi.
Hemen şefkatle ve üzüntüyle kendisine yanlış anladığını ifade ettim. Hatta "madem şu yada bu şekilde üzüldünüz, ben derhal sizden ve sınıftan özür dilerim, keşke yaşadığım ve acısını çektiğim bu örneği vermeseydim" dedim. O sınıfta 40'tan fazla öğrenci var. Tekrar takrar açıkladım. Buna rağmen desten çıktı.
Dersin sonunda tekrar çağırdım, tekrar açıklama yaptım. "Alevi olduğunuzu siz söylediğimiz için öğrendim, sizi ve sizin gibi hırpalanan insanları savunurken lütfen tam tersini nasıl anlarsınız" dedim.
İkna oldu, "peki hocam" dedi ve ayrıldı.
Olayın böyle olduğunu sınıftaki bütün öğrenciler bilmektedir. Buna rağmen bazıları bir araya gelerek imza toplayıp üniversite rektörlüğüne, bazı basın-yayın organlarına kadar olayı iftira kampanyası şeklinde yansıttıkları anlaşılmaktadır. Bu kişileri tespit edip, arkalarında bu kişileri yönlendiren çeşitli kişi ve kurumlar varsa Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde hakkımı arayacağım.
İlgililere saygıyla duyurulur
Doç.Dr. Ibrahım Ozturk
| Üniversitede Alevilere Hakaret Tartışması Dosyasının Son İçerikleri |
|
Doçent'ten Yol Tv ve Kamer Genç'e Suçlama, 25 Mart 2008
|
|
Necet Saraç: Ben Demedim, "Diyorlar", 22 Mart 2008
|
|
Zaman, "Şikayetçi Olan" Öğrencileri Suçladı, 22 Mart 2008
|
|
Skandal Meclis Gündeminde, 21 Mart 2008
|
|
Zaman Yazarı: Demedim, "Diyorlar" Dedim, 21 Mart 2008
|
|
Skandala Ne Diyecekler?, 21 Mart 2008
|
|
PSAKD'den Pazartesi Günü Basın Açıklaması, 21 Mart 2008
|
|
Boğaziçi'ne Bile Hoca Yapmışlar, 21 Mart 2008
|
|
ABF, Suç Duyurusunda Bulunuyor, 21 Mart 2008
|
|
ABF: Akademik Ünvanları Derhal Geri Alınsın, 21 Mart 2008
|
|
Haberin karnesini siz belirleyin
Bu haber için oy kullanan 26 ziyaretçimizin puan ortalaması: 3,23
|
ÇOK ÖNEMLİ UYARI: Sitemizde yayınlanan tüm yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Herhangi bir başvuruda, bu yorumları yazanlara dair her türlü bilgi, adli mercilere ulaştırılacak, gerekli hukuki önlemlerin
alınmasına yardımcı olunacaktır. Editörlerimiz; hukuk veya ahlak dışı mesajları yayından kaldırabilir; sorumluların
saklı tutulan bilgilerini hukuk danışmanı aracılığıyla adli kurumlara iletir.
Haber Yorumları (8 adet)
Memnune
|
|
Insan olmak Dr. olmaktan cok daha zor.
|
| Verilecek bir yigin örnek varken, ezilmislik, haksizlik hakkinda böyle (terbiyesizce) bir örnek verme geregini neden duymus, konuyu nerden nereye getirmis.... |
|
|
| 15.06.2008 10:34:27 |
hazarfen
|
|
eşi
|
| bir önceki yazan arkadaşa katılıyorum. eşi aleviymiş yazıyorsun ama arkadaşın dediği gibi fettullahçı biriyle evlenen biri nasıl alevi ben merak ediyorum |
|
|
| 23.03.2008 18:38:12 |
gercekci
|
|
İnandırcı değil
|
| Ben bu kişinin açıklamalarını hiç inandırcı bulmuyorum. Dersimli alevi bir bayan. Kocası Fetullah hocanın zaman gazetesinde çalışıyor. Fetullahın göz bebeği. Fetulahçı biriyle evlenen alevi kadını benim için alevi değildir.Asimile olmuş. Eşim alevi falan diye boşa ortalıkta gezmesin |
|
|
| 23.03.2008 17:27:18 |
|
Bizim Gündem Bölümünden Son Yazılar
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|