|
| |
Nazilerden beri "devletin elindeki liste" dendi mi kanım donar benim...
|
Tam da torunu Emir Kıvırcık'ın kaleminden Behiç Erkin'in öyküsünü okuyordum ("Büyükelçi", Goa Yayınları, 2007). Behiç Bey, 2. Dünya Savaşı'nda Paris'teki Türkiye Büyükelçisi'ydi. Görev yaptığı yıllarda, işgal altındaki Fransa'da Nazilerin Yahudileri toplama kamplarına göndermesine tanıklık etti. Kukla Fransız hükümeti, Naziler için Fransa'daki Yahudilerin listesini hazırlıyordu. O dönem Fransa'da Osmanlı'dan göç etmiş, çok sayıda Musevi de yaşıyordu. Bunların bir kısmı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıydı. Behiç Bey, listelerin elden ele gezdiği dönemde bu insanlara TC vatandaşlık belgesi verdi. Nazilere de "Tarafsız bir ülkenin vatandaşlarına dokunamazsınız" dedi. Böylece Fransa'daki Museviler, Nazi takibinden ve fırınlara gitmekten kurtuldular. Behiç Bey, daha sonra Yahudi kökenli Fransız vatandaşlarına da TC vatandaşlığına geçme yolunu açtı. Ay-yıldız astırdığı trenlerle 20 bine yakın insanın Türkiye'ye geçmesini sağladı. Biz, benzer bir kurtarma operasyonunun öyküsünü anlatan "Schindler'in Listesi" filmini hayranlıkla izlerken, Behiç Bey, Eskişehir Enveriye'deki mütevazı bir mezarda yatıyordu. Şimdi torununun kitabından sonra Behiç Bey'in heykelinin dikilmesi, filminin çekilmesi düşünülüyor. *** Nazilerden beri "devletin elindeki liste" dendi mi kanım donar benim... Çünkü o listelerin ne zaman, ne amaçla, nasıl kullanılacağı hiç belli olmaz. Dün arayan bir akrabam, 30 yıl önce Elazığ Arıcak'a elektrik hattı çekmeye gittiğinde orada dinlediklerini aktarıyordu bana... Arıcak, tehcir sırasında göçe zorlanan Ermeni kafilelerin toplandığı merkezmiş. Binlerce Ermeni, Beyrut yoluna koyulmadan önce orada bir araya getirilmiş. Bu toplanma sırasında da bazı Ermeni kızları korkuyla kaçıp yöredeki Kürt ağalarıyla evlenmişler. Onlar Müslüman bilinmiş; çocukları bu konudan habersiz yetiştirilmiş. Zamanla "öykünün aslı", yörenin hafızasında bir utanç sayfası olarak unutulmaya terk edilmiş. *** Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu şimdi elindeki bir dosyayı gösteriyor ve diyor ki: "Elimde Ermeni dönmelerin listesi var. Onun o dönemki Ermeni ismi, daha sonra aldığı Türk ismi, hangi mahallede, hangi evde oturduğu vs..." "Ama hiçbir zaman açıklamayacağım" diyor Halaçoğlu... "Yaşadıkları huzuru bozamam." Sizce bu kadarı bile onların tüylerini diken diken etmeye yetmemiş midir? Tarihçi elbette belgeleri araştıracaktır. Ama "Devlet", "katledildiler" iddiasını yanıtlamak için onların listelendiği dosyaları ve "Sizin mazinizden haberdarım. Hepinizin kaydı elimde" derse... Mazide gayrimüslim evlerinin geceden işaretlenip gündüz yakıldığı, Alevi mahallelerinin silahlarla basıldığı bir ülkenin yurttaşları dehşete kapılmaz mı? *** Hangisiyle övünmeliyiz? Nazi listelerinden Musevi kurtaran "Büyükelçi"lerin ülkesiyle mi? Kendi listelerini "dönmeler"e hatırlatan "tarihçiler"in ülkesiyle mi? Yarın listeler internete düştüğünde bizimkileri kaçıracak bir büyükelçi çıkar mı acaba?
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|
|
|
Haberi Değerlendirin
Bu haber için oy kullanan 6 ziyaretçimizin puan ortalaması: 3,00
|
|