|
Ne zaman şansımızla bir iş yapmış olsak akabinde hemen bir söz söylenir: "çekirge bir sıçrar, iki sıçrar üçüncü de yakalanır." A Milli Futbol Takımımızın 2008 Avrupa Şampiyonası macerası da bu sözü haksız çıkartacak cinstendi. Biraz geriye gidersek Euro 2008 grup eleme maçlarında Yunanistan'ın ardından ikinci sırada bitirdik. O anki mevcut kadro ve oyun anlayışı çok tartışılıyordu. Fatih Terim'in çağ dışı bir futbol oynattığı, sadece skoru düşündüğü ve ezbere oyuncu çağırdığı gibi konular bu eleştirilerin başında geliyordu. Ayrıca Fatih Terim'in medya ile arasında geçen soğuk savaş da gerilimi her dakika daha da arttırıyordu.
A milli futbol takımımızda tartışmalar hala devam ediyor ve daha ilk maçımızı yapmamışız. Fakat açıklanan kadro sonucu yer yerinden oynadı. Yıldıray, Halil, Mehmet Yıldız ve İbrahim Kaş gibi oyuncuların kadro dışı bırakılması yerlerine ise hiç kimsenin tanımadığı Mecvlüt, formsuz Tümer, emekli olmasına az kalmış olan Emre Aşık ve Fenerbahçe'de fazla şans bulamamış olan Kazım yer alıyordu. Artık tartışmaya yeni bir konu daha eklenmişti!
Tartışmalar hiç kesilmeden devam ederken ilk maçımızı dünyanın en iyi futbolcusu olarak gösterilen C. Ronaldo'nun sürüklediği ve turnuvanın favori ekibi Portekiz'e karşı yaptık. Maç 2-0 bitti; karşılaşmanın farklı bitmemesini direklere borçluyuz. Futbol Tanrıları ilk maçtan yanımıza gelmişti.
Maça gelecek olursak sergilediğimiz oyun ile çoğu kişi gruptan çıkamayacağımızı haklı olarak dile getiriyordu. Fatih Terim Türkiye Ligi'nin en formda ismi olan Arda'yı oynatmayınca yine eleştirilerin hedef noktasıydı.
Ardından her şeyin başlangıcı, efsanelerin yazılmasına neden olacak İsviçre maçı başladı. Zaten 2006'dan kalma bir hesabımız var diyerekten herkes geriliyordu. Uzatmalar oynanıyor ve 1-1'di durum. İşimiz son maça kalmış ve 2 maçtan sadece 1 puan almıştık derken son dakikada Arda'nın gelen golü her şeyin habercisiydi. Yine de kimse, ben de dahil, Çek Cumhuriyeti'ne karşı etkili olabileceğimizi düşünmüyordu. Zaten maçta takım 2-0 yenik durumda ve hiç iyi bir oyun ortaya koymuyordu. Ama bir anda evrim geçirip Arda'nın golüyle ateşlenen ay yıldızlılar bugüne kadar hiç hatasını görmediğim Cech'in elinden kaçırdığı topu filelere gönderirken "daha bitmedi" diyordu. Ardından da Nihat'ın jeneriklik golü gelince skor 3-2 oldu ve turnuva tarihinin en güzel maçına tanıklık etmiş oldu bir sürü izleyen.
Şimdi rakip turnuvanın flaş ekiplerinden biri olan Hırvatistan'dı. Çek maçından sonra inanılmaz bir hava hakimdi, rakip olursa olsun artık yeneriz şeklindeydi herkes. Rakip genç, kanatları ve orta sahayı çok iyi kullanan bir ekipti. Bu maç çok önemliydi; çünkü bu maçı da kazanırsak son iki maçın şansa kazanılmadığının garantisi olacaktı. Kaybedersek de tüm ekip topa tutulacaktı. Ayrıca bu maçta defansımızın bel kemiği, turnuvadaki en iyi oyuncumuz Servet yoktu. İşler cidden zordu. Çekirge üçüncü defa sıçrayacak mı diye düşünürken, 118. dakikaya kadar 0-0 olan ve son iki dakikada 2 gol gelen inanılmaz bir maçta çekirge sıçrıyordu. Motivasyonu, konsantrasyonu, her şeyi dağılan Hırvatlar penaltı vuruşlarından sadece birisini gol yapabiliyordu.
Ve yarı final. Sakat ve cezalı oyuncularımızla toplam 9 oyuncumuz eksikti. Rakip güçlü almanya ve bir ilk gerçekleşti bu maçta. İlk golü biz attık. Dakikalar geçerken yine son dakika gelen gollerle adrenalin üst seviyeye çıktı. Sonuçta iyi oynadığımız bir maçı 3-2 kaybettik.
Başka bir zaman olsa gündemden hiç düşmeyecek olan türban meselesi, Akp'nin kapatılma süreci, Fethullah Gülen'in beraat kararı, enflasyon, kuraklık, gelen zamlar her şey unutuldu gitti. Tıpkı Fatih Terim'in kötü kadro seçimi, çağ dışı futbol anlayışı, motivasyon tanımı, maç sırasında kenarda yaptığı hareketler, egosu, medya ile arasında geçen diyaloglar gibi. Her şey bir anda unutuldu gitti. Sanki Türkiye'de herkes yeni bir güne sıfırdan başlıyormuş gibiydi. Her şey o son dakikalar sayesinde olmuştu.
Sonuç olarak biz değil miyiz ödemesini son güne kadar yapmayıp saatlerce sıralarda bekleyen? Biz değil miyiz en önemli ödevini son dakikaya saklayıp ecel terleri döken? Yumurta kapıya dayanmadan iş yapmayan bizler değil miyiz? Evet, biziz. Bu yüzden eskisi gibi hep son dakikada gol yiyerek elenen değil de son dakikada gol atarak eleyen bir takım olduk. Bu turnuvada geriye dönüşlerin efendisi sadece milli takım değil aynı zamanda Fatih Terim'dir. Bitmiş olan kariyeri tekrardan geriye döndü.
Haber Yorumları (1 adet)
cell_man
|
|
son dakika
|
| haberlerde bile flaş flaş flaş son dakika diye yanıp sönen logolarımız eksik olmuyor,hiç bir ülkede bu kadar son dakikaya bişeyler sığdırma yoktur herhalde.gerçekten de yerinde ve güzel tespitler.haketmediğimiz bir şekilde elendik,umarım dünya kupasında son dakikaya bırakmayız herşeyi |
| 02.07.2008 11:53:22 |
|