|
Değeri hiçbir zaman anlaşılmayan ya da üzerinden uzun yıllar geçtikten sonra anlaşılan konular, insanlar kısacası "şeyler" vardır. Bu "şeyler" en çok da futbolda oluyor. Şayet gol atan birisiyseniz dünyanın en iyi futbolcusu sizsinizdir, bir sürü top kurtaran kaleciyseniz yine en iyi oyuncu sizsinizdir, ki her ne kadar kalecilik bir golle yerle bir olsa da. İşte futbolda bazı pozisyonlar/oyuncular vardır, ki bu kişileri kimse görmez. Oysa takımın en ağır işini onlar yapar ve en az onlar sevilir. Eskiden defans oyuncularıyken şimdi ön libero olarak lanse edilen orta saha oyuncuları. Geçen hafta (08.07.08) RadikalGenç'in futbol köşesinde çıkan "Kulüplerin Aradığı Oyuncular" adlı yazıda da bu konudan bahsediliyordu ama tek bir değişiklikle: Bu pozisyonda oynayanların günümüz futbolunu katlettiği, hatta sahaya 11 kişi yerine 10 kişi çıkıp ön liberosuz (defansif orta saha) olmadan oynamanın daha iyi olacağı anlatılıyordu. Bir kere futbolda aranan pozisyon vardır, aranan futbolcu olmaz. Şayet oyuncuya göre transfer yaparsanız tüm takımın sistemini değiştirmek zorunda kalırsınız, ki bu da artık eski zamanlarda kalmış bir yöntem. Artık teknik direktörün sisteminde oynarsan varsın şayet oynayamazsan yoksun. Bunun bir sürü örneği var. Ön libero pozisyonu 4-4-2 sisteminin yaygınlaşmasıyla iyice popüler olma noktasına geldi. Hatta bazı defansın göbeğinde oynayan oyuncular zamanla bu pozisyon için devşirildi bile. Defansif orta saha tanımı biraz garip kaçıyor. Çünkü Rooney için de defansif forvet dememiz gerekecek. Keza Beckham için de defansif sağ kanat (sağ bek değil) mı demeliyiz? Ofansif orta saha ya da defansif orta saha terimi son derece gülünç oluyor bu yüzden. Günümüzde hiçbir orta saha, oyunun tek yönünü oynayamaz. Tek bir şartla oynar, o da çok büyük yeteneklere sahip olması koşuluyla. Bu yüzden bu pozisyonun adı ön liberodur. Çünkü liberonun direkt önünde oynar. Aslında ülkemizdeki adıyla da "çapa" pozisyonudur.
Bağlantıyı kuran Günümüzde takımlar 4-4-2 ya da 4-5-1'in değişik dizilişleriyle sahaya çıkıyor. Bu da orta sahanın kalabalık olması anlamına geliyor. Osman Bulugil ön liberoların sadece oyunu yavaşlattığını, güzel futbolu bozduğunu ve bu oyuncuların sadece yan pas trafiğini yaptığını iddia ediyor. Peki böyle mi? Tabii ki hayır! İlk olarak rakibin atağını ilk karşılayan kişi, bu pozisyonda oynayan oyunculardır. Genelde defansif anlamda dengesiz yakalanılan durumlarda en büyük görev bu pozisyondaki oyunculara düşer. Sonra birebir mücadeleyi en çok ön libero pozisyonundakiler yapar. Bu yüzden de top çalma, faul yapma ve faule maruz kalma istatistiklerinde en başta yer alırlar. Bir diğer özellikleri de göbekte oynayan (stoper/libero) oyuncular pas yapma konusunda iyi değillerse buraya yardıma gitmeleri. Defans oyuncularına yapılacak herhangi bir pres durumunda bu oyuncuların hata yapma yüzdeleri çok yüksektir; ön libero buralara gelerek topu fazla ayaklarında tutmamalarını sağlar. Ve ön libero pozisyonunun en önemli özelliği orta saha ve defans hattı arasında bağlantı kurmasıdır. Defans ve hücum hattı buradan başlar. Bunu da bir iş yerinde çalışanlarla yöneticiler arasında bağlantıyı kurmaya çalışan orta düzey yöneticilere benzetebiliriz. Mesela Lucescu döneminde Giunti ve Sergen ikilisini, Beşiktaş hâlâ arıyor. Bulugil'in yazısının ileriki bölümlerinde bahsedilen "hem defansif hem de ofansif oynayabilen orta saha"lara da, en fazla ön libero oynayanlar yardım eder. Defansından aldığı topu önündeki oyuncuya verir, böylece yardımlaşma daha artar. Zaten bu pozisyonda oynayanların bahsedildiği gibi rakip defansı açma gibi bir görevleri yoktur. Bu görev oyun kurucu olarak nitelendirilen "10 numaralar" ve kanat oyuncularıyla hücum oyuncularının görevidir. Yazıdaki bir diğer nokta ise İtalyan futbolunun sıkıcı, az gollü ve yavaş olmasının sebebini ön liberolara bağlanması. Bu son derece garip bir önerme. Çünkü İtalyan futbolunun bu şekilde olmasının sebebi Helenio Herrera'nın ortaya attığı "catenaccio" yani "asma kilit" sistemidir. Defansif anlamda çok güçlü bir sistem olup tamamen başka bir yazının konusudur. Şayet böyle bağlamalar yaparsak İngiliz futbolunda da ön liberolar çok iş yapıyor. O zaman, İngilizlerin zevkli bir lig çıkartmasının nedeni de ön liberolar olup ortada bir karmaşa yer alıyor.
Yetenekli olsun Günümüzde kimse futbolu oynamak için sahaya çıkmıyor. 80'li yıllardan beri futbolun daha geniş kitlelere hitap etmesi, pazarı genişletmesi ve futbolun artık tam anlamıyla ticari bir kavram olmasından dolayı sadece seyir zevki veren bir spor dalı değil. Hatta denildiği gibi "Futbol hayat değil, ondan daha da önemlidir". Bu yüzden kimse sahaya beş gol atmak için çıkamaz. Şayet bu anlayışla çıkarsa savunma anlamında çok sorun yaşayacakları aşikârdır. Güzel oyun sadece gol, şık paslar vb. hücum opsiyonları değildir. Bir takım oyunu olan futbol savunma ile tam manasıyla güzel olur. 2006 Dünya Kupası'nda İngiltere ve Portekiz'in çeyrek final karşılaşmasındaki savunmayı düşünürseniz, oyunun sadece hücum ile güzel olmadığını anlarsınız. Hem savunmalar olmazsa o güzel pasları yapacak pozisyonlar da olmaz. Sonuçta takımın savunma yapısının en önemli iskeletini ön liberolar oluşturur. Nasıl sağ bek olmazsa takım eksik olursa, ön libero için de aynısı geçerlidir. Oyunu bozan, çirkinleştiren bir pozisyon değil tam tersine oyunu güzelleştiren bir pozisyondur. Yeter ki elinizdeki oyuncu yetenekli olsun.
(Yazarımız Can metin'in bu yazısı, aynı zamanda RadikalGenç'te yayımlanmıştır.)
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|