|
Canan Özcan
Operasyon haberleriyle uyanıyoruz güne… Bu sefer kara harekatıymış… Her bir haber bülteninde emekli bir asker çıkmış, önünde harita, operasyon anlatma derdinde… Sokak röportajları yapmışlar, geç bile kalındı diyenler özenle seçilmiş anlaşılan… Evet, bütün halk birlik olmuş savaş istermiş durmadan… Ezeli müttefik Amerika da yanımızdaymış zaten, iznimizi, giriş vizemizi almışız, e gerisi de ne gammış ne tasa…
Gece oluyor sonra, öğreniyoruz ki beş asker şehit düşmüş çoktan… Ama iyi bir haberimiz de var: Karşılığında tam kırk dört terörist öldürmüşüz! Yıllardır bu işi böyle çözdük zaten, üç beş tane daha öldürdü mü ne terör kalırmış başımızda ne terörist! Aynı gece Beyaz Show'a takılıyor gözüm: Şovmen, öldürülen teröristlerin haberini verirken alkış tutuyor daha geçen haftalarda RTÜK başkanı eşliğinde nikahı kıyılan Petek Dinçöz'ü alkışa boğan eller! Daha sonra da şehitlerin haberini veriyor, akabinde gelen şehitler ölmez sloganıyla… Ne var ki yalan burada başlıyor çünkü insanlar ölüyor yıllardır hiçbir sonuç elde edilemez olduğu halde… Dahası bu haberlerin gündemi oluşturacağının "kokusunu" alan medya dört bir yandan körüklüyor savaş ateşini, dizilerle, reklamlarla, haberlerle… Bu durumda küçücük çocuklara asker kıyafeti giydirilmek suretiyle çevrilen ve içindeki tek masum şeyin mağdur duruma düşürülmüş olan bebeklerin( evet henüz bebek onlar!) olduğu reklam filmlerinde bir iyi niyet arayamıyorum doğrusu! Vicdan denilen kavram nerede başlıyor nerede bitiyor belirlenemiyor böyle durumlarda…
Ölüm haberleri her zaman bu kadar "duyarlı" bir şekilde ele alınamıyor tabi gerek şov programlarında gerek haberlerde, reklâmlarda… Mesela aylardır ölüm haberleriyle gündeme gelen tersanelerdeki güvenlik( daha doğrusu güvensizlik) durumu daha yeni yer bulabiliyor meclis gündeminde kendine… Maalesef bu gidişle bulduğu gibi de kaybedecek zaten ufacık olan o yerini de… Ama bu tip haberler tabi çok kişinin ilgisini çekmeyeceği gibi birçok kişinin de zararına olabilir, yani haberini vermeye değmez anlayacağımız. E şov programları da "şov devam etmeli" taktiğini uyguluyor böyle durumlarda diyerek içimizi rahatlatabiliriz belki! O birilerine milyon dolarlar kazandıran işçilerle gurur duymamız gerekmez ki zaten bunlar münferit olaylardır, büyütmeye değmez! İşçi olmayan kişilerin yakınından bile geçirilmediği tersanelerde bareti dahi olmaksızın ve de en ufak bir eğitim almadan yıllardır işe sürülen insanların ölümü yıllardır bitmeyen başka ölümlerle ne de çok benzeşmektedir aslında; yıllardır eğitim dahi verilmeden cepheye sürülmeye çalışılan gencecik insanların ölümüyle ne de çok benzeşmektedir! En büyük ortak noktaları da şüphesiz aynı sınıftan, hadi şunun adını koyalım aynı yoksulluktan gelmeleridir ve bu nedenle görmezden gelinmeleridir. Bu nedenledir ki göremeyiz siyasi ve ekonomik iktidar sahiplerinden birilerini bu ölüm listelerinde. Bizim isteğimiz ise aynı ölümlere üzülmek değil aynı hayatı yaşayabilmektir sadece. Ha, birileri hepimizin "ortak çıkarı" için kaybedilmiştir ki bunun en derinden yasını tutmalıyız(ve yas tuttukça kendimizi iyi hissetmeliyiz); diğerleri ise "bazılarının" çıkarları için kaybedilmiştir ki zaten bu da bize çok fazla yansıtılmaz. Halbuki bir anlasak hepsinin tek bir ortak düşman için kaybedildiğini!.. Anlayabilsek uğruna ölünenlerin, sadece yaşayabilmeye çalışan halkları sömüren tek bir düşman olduğunu! Tabi bütün bunlar olurken yıllardır gözünün önüne çekilmiş örtüyü kaldıramayan yurdum gençliğinin acayip "tartışma" programlarında bir başka örtüyü sözüm ona tartışmak için içler acısı hallerini sergilemeleri de ayrı bir konu teşkil ediyor… Kendilerine öğretilen resmi tarih( ki bazısının o kadarını bildiği de şüpheli) dışındaki her şeyden bihaber olmaları mı daha acı yoksa düzgün bir şekilde kendilerini ifade etmekten yoksun olmaları mı bilemiyorum doğrusu! Tabi bazı gerçekleri en iyi şekilde ifade edebilecek öğrencilerin bu programlar tarafından bilhassa kabul edilmediği de bilmediğimiz bir şey değil ki bu da biraz olsun içimizi rahatlatabilmekte gençliğe dair. Bunun dışında bir de bir vicdanı olduğundan dahi şüphe ettiğim her türlü iktidar sahibi vicdan özgürlüğünden bahsediyor ya, dediğim gibi vicdan denilen kavram nerde başlıyor nerde bitiyor doğrusu böyle durumlarda kestirilemiyor!
Canan Özcan
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|