|
Ceyhun Günal
AKP'ye kapatma davası açıldı. Olayın farklı boyutlarına geçmeden önce bu gelişmenin AKP'ye yeni bir hayat öpücüğü olduğunu söylemek icap ediyor. Neden hayat öpücüğü? Ne değişti %47'den beri? Neler değişmedi ki? AKP'nin merkez medya olarak tabir ettiğimiz gruplarla arası açıldı. Hürriyet gazetesi başta olmak üzere köşe başlarının sahipleri ve en önemlisi TÜSİAD AKP'ye açık ve net karşı koyuşlar gösterdiler.
Ayrıca AKP'ye karşı, daha iki gün önce Türkiye tarihinin en önemli işçi-emekçi eylemlerinden biri yapıldı. Bu konunun üzerinde özellikle durmakta fayda var.
Bizim halkımızın büyük bölümü geçimini emeğiyle sağlıyor. Alevisi, Sunnisi, sağcısı, solcusu, çağdaşı, İslamcısı hepimiz ekonomik olarak aynı kaderi paylaşıyoruz. Ve emeğiyle geçinen insanlar için onyılların en kötü yasa tasarısı meclis gündeminde. Buna karşı sağlı sollu emek kuruluşları biraraya gelerek büyük bir işçi eylemi örgütlediler. 2 saat hayat durdu. Bizim ülkede insanların Alevi-Sunni, sağcı-solcu biraraya gelip "emekleri" için bir şeyler yapması pek hoş karşılanan bir durum değildir. Orası ayrı bir konu. İşin diğer tarafı ise AKP'nin emek düşmanlığının, emekçi düşmanlığının gündeme gelmesiydi. AKP, 3 kuruş para ile yıllarını geçiren insanların emekliliğine bile göz dikmişti. Bu ülkede işçiyle, memurla karşı karşıya gelen hiç bir iktidar %47 oy falan alamaz. Üstelik bu AKP gibi, yoksul kesimlerden oy alan bir partiyse. İşte bu parti kapatma olayının gündeme gelmesinin ardından,"sosyal güvenlik projesi" ile gündeme gelen her şey bir anda gündemden düştü. İnsanlar tekrar emekleri için, emeklilikleri için mücadele etmek yerine; uyduruk kamplaşmaların ardına diziliverdi.
Merkez medya ile arası açılıp en büyük desteğini kaybeden AKP, kendi yandaşı olan sendikaların bile tepki göstermesiyle, çalışanların da desteğini kaybetmişti. 2002 yılında iktidara gelen AKP'nin hali giderek, 1989 yılındaki ANAP'ın haline benzemeye başlıyordu. Dikkatli hatırlayalım: ANAP da 1983 yılında iktidara geldiğinde ve ardından büyük seçmen desteği sağlamıştı. Ama gelişen sürecin sonlarına 1988 ve 1989 yıllarındaki işçi eylemleri damgasını vurmuş; bu damganın ardında da 1989 yılında ANAP, yerel seçimlerde dibe vurmuştu. 3 büyük şehir dahil belediyelerin büyük çoğunluğunu SHP kazanıp %32 oy almıştı. ANAP iktidarı süresince Amerikancı, piyasacı politikaları ile 6 yıl göz boyayabilmiş; 6 yılın sonunda çalışan halk yığınlarının tepkisini engelleyememişti. İşte AKP de 6 yıllık iktidarı boyunca demokrasi, özgürlük falan filan diye göz boyadı. Ama zurnanın zırt dediği yere, AKP'nin halkla karşı karşıya geleceği noktaya gelinmişti. Bir iktidar halkla bugün çığırtkanlığını yaptıkları gibi; vatan, millet, sakarya edebiyatı ile karşı karşıya gelmez. Halk, sandığa giderken de, her gün düşündüğü şeyi düşünür. Evde bekleyen çocuklara akşam neyi götüreceğini. O yüzden 2007 seçimlerinde laiklik, Cumhuriyet, Atatürk söylemlerine rağmen AKP oyunu %47'lere yükseltebilmişti. Çünkü kimse çıkıp insanlara "AKP sizin emekliliğinizin peşinde. AKP sizin cebinizdeki 3 kuruşun peşinde." dememişti. Eninde sonunda AKP bunu kendisi gösterecekti, ANAP gibi. Nitekim 2 saatlik iş bırakma eyleminin devamı gelmedi, gelemedi. Bu gündemde artık gelse de çok şey değişmeyecek.
Bu kapatma hadisesi ANAP ile AKP'nin kaderinin farklılaşmasını gösteriyor. AKP, o zamanın ANAP'ı değil. Ne yazık ki; CHP de o zamanın SHP'si değil. CHP'nin açıklamalarıyla bu kapatma davasını sevinçle karşılaması da içler acısı bir durumdur. CHP yönetimi hatalarından ders almıyor. Sürekli sırtını mahkemelere, orduya vb bir yerlere dayamanın derdinde. Halk iradesiyle sürekli karşı karşıya gelip halka antipatik görünmeyi o kadar çok istiyor ki; artık bu tercihin "bilinçli" olarak yapıldığına inanmaya başladık.
Sonuç olarak sevgili okur, bu gelişme CHP'nin bizlere sunduğu gibi "coşkuyla" karşılanacak bir gelişme değil. Uyanmayan varsa uyandırayım. AKP kapatılsa da, kapatılmasa da artık "mazlum" konumuna düşmüştür. Bir 2-3 yıllık malzemesini daha yerde ararken gökte bulmuştur. AKP'den kurtulmanın tek yolu; bu mazlumluğu geçersiz hale getirmektedir ki, malesef bunun için gerekli siyasi gücümüz de bulunmuyor. Bu dava süreci, siyasi etkileri açısından son derece olumsuz oldu. Artık bunlarla bir yere varılamayacağını; Refah Partisi ve AKP ekolünün bu tür "yukarıdan" ve "utangaç" müdahalelerle engellenemeyeceği 10 yıllık tecrübeyle ortada duruyor. 10 yılda bunu hayvanat bahçelerindeki maymunlar anladı, biz anlayamadık. CHP de anlayamadı. Bizim anlamamamız mı CHP'yi etkiliyor; CHP'nin tutumu mu bizi engelliyor orasını bilemeyeceğim. Ama düşünme biçimimizi acilen değiştirmemizde fayda var.
Unutmadan, bir şeyi eklemek gerek. "İslamcı" ve "liberal" basın bugünlerde AKP'ye kapatma davası açan savcıyı "hedef göstermeye" başladı. Bu konuda ne düşünürsek düşünelim, kapatmayı demokrasiye uygun bulalım veya bulmayalım, işini yapan veya yapmaya çalışan bir hukuk adamını hedef göstermeye çalışmak; parti kapatmaktan falan on kat daha büyük bir skandaldır. Parti kapatma konusunda fikirlerimizi açıklarken de AKP yandaşlarının sürdürdüğü anti-demokratik hal ve hareketleri gözden kaçırmayalım.
Haber Yorumları (1 adet)
|
hademe
|
|
farkı ama
|
| buda farklı bir bakış açısı. güzel bir yazı ama akpnin yaptıklarının üzerindede durmak gerekiyor. akp kapatılmalı bu karar doğru olur önemli olan bu |
| 17.03.2008 14:35:15 |
|