Milli Voleybolcu Tesettüre Girdi Gazeteler
                                            Artık bir şeyler değişiyor...  
 
 

Çok Okunanlar
Devamını Oku Hristiyan Suyumuzu Kirletmesin!
Devamını Oku soL: Özkan'ın Televizyon Solculuğu Bitti
Devamını Oku Gül'e Şovalye Nişanı
Devamını Oku TRT'nin "Yayıncılık Başarısı"
Devamını Oku Ayşe Arman Feci Yüklendi

Son Yorumlananlar
Devamını Oku Ülkücüler Üniversite Şenliğine Saldırdı
Devamını Oku Erdoğan'a Adana Şoku
Devamını Oku Kanaltürk Çalışanından Mektup Var
Devamını Oku Hristiyan Suyumuzu Kirletmesin!
Devamını Oku Einstein'dan Din Karşıtı Görüşler

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı
Şifre

Üye Olayım

Şifremi Unuttum

Sitemiz
Mozilla Firefox
Internet Explorer
Opera
Safari
ile test edilmiştir.



RSS / XML
RSS / XML
EkleBunu RSS Ekle Butonu
Anasayfa> Ceyhun Günal> Dr. Ortadirek Şaban ve Mr. Adolf
 Dr. Ortadirek Şaban ve Mr. Adolf

Ceyhun Günal




Yıllar yıllar önce, evvel zaman içinde Ortadirek Şaban namıyla bir filmimiz vardı. Her Kemal Sunal filmi gibi içinde kendini tekrarlayan sahneler bulundurmasına ve bir önceki Şaban filmine çok benzemesine rağmen birçoğumuzu güldürmeyi başarırdı. Memleket nüfusunun büyük bölümü en az 15 defa seyretmiştir bu filmi. O zamanların Özal'la gündeme gelen "ortadirek" terminolojisinin sinemaya uyarlanmış hali olarak, geçim sıkıntısının vatandaşın boğazına nasıl çöreklendiğini anlatmaktaydı.

Şaban'ın ortadireği, yalındı, saftı. İçinde bulunduğu koşulları pek sorgulamaz fakat memnun da kalmazdı. Ona bu zor hayat şartlarının sağlayıcıları ile pek kavgaya tutuşmaz ama onların hizmetçiliğine gönüllü de olmazdı.

Aslında tipik bir Özalcı idi Ortadirek Şaban abimiz. 80 öncesi halkın geniş özgürlük koşulları kendisine pahalıya patlamıştı. İş, ekmek, özgürlük aramanın bedelini can pazarına dönüşen bir anarşi ortamıyla ödemişlerdi. Yaşadıkları hayattan pek memnun değillerdi ama iş, ekmek ve özgürlük olaylarıyla da araları iyi değildi. Sütten ağızları yanmış, yoğurdu üfleyerek yemekteydiler.

Gel zaman, git zaman; ben deyim 20 yıl, siz deyin 25 yıl sonra bizim Ortadirek Şabanlar evrimini sürdürdü. Şaban zamanında "ne sağcı, ne solcu" olan ortadirek ahalisi; gide gide şahinleşti. Milliyetçilik damarı kabardı. Ortadirek milliyetçiliği diye bir şeyler peydah oldu memleketin başına.

Peki kimdir bu ortadirek milliyetçileri. Ve nedir bu ortadirek milliyetçiliği. Aslında ortayla uç arasında kalmış bir yaman çelişkidir ortadirek milliyetçisi. Uçlardan hep kaçar. Kendine çizilmiş sınırların dışına taşmak istemez. Yaşadığı 25 yıl ona sürüden ayrılanı kurdun ham edeceği biçimideki trajik gerçeği apaçık göstermiştir. Ortama uyum sağlar. Sırıtmaz.

Ama her insan gibi ortadirek de uçlarda gezmeye meraklıdır. Spor olarak uçlarda takılmayı sever. Uçlara gitmenin problem olmadığı zamanlarda, herkesten önce o koşar ön taraflara. Hele bir de övgü gelmeye görsün, vatan kurtarır, dünyaları fetheder. Bu ortadireğin etrafına örülen duvara gizliden bir isyanıdır aynı zamanda: "Bırakın. Ben de insanım. Gönlümce yayılayım coşkunun ve sıradışı olmanın çayırlarına." diye çığlık atmasıdır.

Korku öyle birşeydir ki; insanı kişiliksizleştirir. Evde babamızdan korkarız. İsyan etmeye çabalarız. Tepelenirsek sineriz bir köşeye. Artık dehşetli bir kurt düşmüştür içimize. Bizi insan yapan şey, göğüs kafesimizin altında biriktirdiğimiz cevahir seslenir; "Korkuna yenilme. Sen haklısın. Karşı koy." Kafamıza yediğimiz kötek ise tersini düşünmektedir; "Ulan zonk zonk zonkluyor kafan. Hala artistik peşindesin. Otur kıçının üstüne." Hummalı bir çatışma başlar içimizde. Cevahir kazanırsa bir ton kötek daha yeriz muhtemelen. Arsızlaşırız. Kötek işe yaramaz hale gelir. Ders almayı öğrenemeyiz artık. Ama kötek kazanırsa kişiliksizleşiriz. Göğüs kafesimizin altındaki o cevahiri kaybederiz. Bir cevahire sahip olmayan biz; artık başkalarının kontrolü ve korkusu altında yaşamaya başlarız. Bize izin verilen bir yaşamın arasına sıkıştırılmış; krizlere gebe bir yaşam. İçindeki insan olma, kişiliğini yansıtma isteği belli belirsiz ortaya çıkar. Bir birikime dayanıp kendini olgunlaştıramadığı için de zırvalar durur hayatımız boyunca.

Büyür okullara gideriz. Müdürden korkarız. Üniversitelere gideriz, kimseler karışmaz bize. Polisten korkarız. Anarşistlerden korkarız. Kendimizi korkunun olmadığı, kötü adamların bizi bulamayacağı ortamlara atarız. Okur adam olur işe gireriz; patrondan korkarız. Şeften korkarız.

Ortadirek milliyetçisini yetiştiren işte bu korkulardır. Korku üzerine kurulmuş bir askeri darbenin ardından, korku üzerine kurulu bir dünyada büyüyen Ortadirek Şaban, Özallı yıllardaki ortayolculuğunu yitirmiştir artık. Korkuyla dizginlenmeye çalışılan bir yığın cevahir ortalardan uçlara doğru akma isteğiyle yanıp tutuşmaktadır. Korkunun girdabında biriktirilmiş yığınlar, kendilerinden istenen noktada uçlara doğru akışını başlatır. Bugün sokaklarımızda karşımıza çıkan bu ortadirek milliyetçiliği, uçlara doğru akan ortadireğin ayak sesleri aynı zamanda.

Toplum mühendislerinin yeni ürünüdür kendileri. 25 yıllık özenli bir çalışmanın neticesinde "Hürriyet" saçan toplum mühendisleri gururla emirlerini vermektedir yeni ordusuna. "Şuraya saldıracağız.", "Şunu alacağız.", "Ortamlara akacağız.", "Asacağız.", "Keseceğiz."...

Ortadirek milliyetçisini iyi tanımak ve tanımlamak lazım öncelikle elbette. Ortadirek milliyetçisi, her ne kadar siyaseten uçlara aksa da, kökenleri itibariyle ortacıdır. Orta düzey bir gelir seviyesine sahip, orta düzey bir eğitim almıştır. Lümpen dediğimiz tayfaya pek benzemez. Ortadireğimiz lümpen dediğimiz arkadaşlara göre daha bilgili ve kültürlüdür. Ama bilmediği şeyleri bilmediğini bilmez genelde. Herbirşeyleri yaladım, yuttum modunda gezer. Ortadirek milliyetçisi köylülerden ve doğululardan pek hoşlaşmaz. Kıro der onlara. Bilgisiz ve cahildir çünkü kendilerine nazaran. Küçümser onları. Ama ortadireğimiz fazla bilgiden de hoşlanmaz. Yazarından, edebiyatçısından pek hazzetmez. Onlara göre; entel tayafası ukaladır. Birşey bilmediği halde, bildiğini sanar. Eli kalem tutan varsa ve ortadirekten daha bilgili olduğunu sanıyorsa, kalemini satmıştır kesinlikle. Bizim ortadirekten farklı düşünen herkes, ya salaktır. Ya da kökü dışarıda. Çünkü bir vatandaşa gerekli olan her türlü bilgi ortadireğin beynine şırınga edilmiştir. Ortadireğin çıkardığı sonuç da en mükemmel sonuçtur.

Çıkardığımız bir sonuçlara bakalım hadi. Kültürel açıdan ortadirek; kendisinden daha alt tabakalardakilerden hoşlanmıyormuş. "Kıro" faktörü belirleyiciymiş onları irdelerken. Ancak "ortacı" orta direk eli fazla kalem tutan, aydın diye tabir edilen kesimle de pek iyi geçinmemekteymiş. Milliyetçi gösterilerden birinde açılan "Vatan haini aydınlar" dövizi ortadirek milliyetçi topluluğumuzun ruh halini açıklamak için gayet yerinde bir örnek sanıyorum.

Eğitim olarak lise mezunu olmak veya orta düzey bir üniversitenin orta düzey bir bölümünden mezun olmak da ideal ortadireğimiz için. "Ortayolcu" kökenden evrimleşen yeni nesil sağcı neslimiz için herşeyin ortası makbül.

Facebook'ta "PKK'dan nefret eden 1 milyon kişi bulacak" yeni nesil ortadirek milliyetçimize şöyle bir soru sorabiliriz örneğin. "Arkadaş terör örgütünden nefret edenler/etmeyenler diye bir ayrım yapmak terör örgütünü meşru görmek değil midir?"

Şöyle bir cevap almanız muhtemel: "Arkadaşım konu terör örgütü değil. Onun arkasındaki güçler var. Sen bilmiyorsun."

Verilen ilk cevap; karşıdakini küçümseme, karşıdakini ilk önce alt tabakaya atma eğiliminin tezahürü olmakta genelde. Ortadirek milliyetçisinin karşıt olarak gördüğü iki grubun daha kalabalığı kırolar olmasından dolayı, ilk önce bu sınıfta değerlendirmeyi doğal karşılamak gerek.

Şöyle devam etmek uygundur: "Kim ki bunların arkasındakiler?"

Burada yeni nesil ortadirek sağcımıza güzel bir pas vermiş olmaktayız. Bir kıroyu daha aydınlatma aşkıyla anlatıma geçecektir muhtemelen. Şöyle bir cevap beklenebilir:

"Bak kanka. Sen şimdi bi düşün. Bu adamlar silahları nereden buluyorlar? Adamların elinden Amerikan silahları çıkıyor. Bunları destekleyen dış güçler. Basit düşünmemek lazım kanka. Barzani Amerika'nın kucağında oturmuyor mu? Bunları da hesapla biraz. Bunların arkasındaki Amerika'dır."

"Aydınlatma" görevinin gereği olan bu konuşma istenildiği kadar uzatılabilir. Lakin burada sihirli bazı önerilerle sınıf da atlamak mümkündür. Şöyle bir yanıt verdiğimizi varsayalım:

"Evet güzel söylüyorsun. Bal damlıyor tatlı dilinden. Barzani bunların kucağında. Silah da veriyorlardır kesin. Ama bu Amerika'nın bizim ülkemizde koskoca üssü var. Vatandaş giremiyor oraya. Türk askeri de giremiyor. İncirlik'ten kalkan uçaklar başka ülkeleri bombalıyor veya mühimmat sağlıyor. Sen hayatında bir kerecik şu Facebook denen zımbırtıda -İncirlik Üssü'nün yıkılıp çay bahçesi yapılmasını istiyorum diyen 1 milyon kişi bulabilirim- diye grup kurdun mu?"

Ortadirek milliyetçimiz burada biraz düşünecektir. Cevaplardan biri "Siyasetle ilgilenmiyorum o kadar. Cnbc-e izleyicisiyim." olabilir. Fakat sabahtan beri siyaset yaptığının farkında olan bir ortadirek varsa karşımızda "Gerekirse onu da yaparız. Şimdi sırası değil." gibi bir cevap da beklenebilir. Doğru. Gerekirse aslında onu da yapacaktır. "Hürriyet" dağıtan sivil generalimiz işaret ettiği zaman en önde koşacaktır; yüzlerce grup açacaktır. Bu toplum mühendislerimizin maaşlarını ödeyen patronların pazarlık sorunlarına tabi bir durum elbette. Yarın birgün İncirlik Üssü, onların "uluslararası diplomasi" dediği ama özünde basit bir esnaf pazarlığına benzeyen muhabbetlerinde "masaya" gelirse; o zaman İncirlik Üssü'nü de protesto edecektir ortadireğimiz. Ama şimdi değil. Ayrıca erken ötenin horozun başı da kesilir genelde.

Ortadireğimiz, her ne kadar 20-25 yılda evrimleşip "aşırı sağcı" bir yeni versiyona terfi ettiyse de; özünü korumaktadır. Ortacıdır. Aslında "Hürriyet" satan toplum mühendislerimizin yarattığı korku düzeninin kayıp neslidir ortadireğimiz. Toplum mühendislerimiz tarafından yaratılan, toplum mühendislerimiz istediği zaman mobilize edilen "zinde" ortadireğimiz; şimdilerde toplum mühendislerinin yarattığı korku düzeninin "ortacı" eğilimleri ile, gene toplum mühendislerinin istediği "kontrollü" mobilizasyonlar arasında kafa karışıklığı yaşamaktalar. Mühendislerimizin "kontrolü" devam ettiği müddetçe bu karışık iklimde gidip gidip gelecekler. Ne kadar sürer bilinmez.

Büyük medya plazalarındaki Frankeştaynlarımız kontrolü kaybettikleri zaman (Bkz. 1930 Almanyası) ortadireğimiz önce çimenleri ezecek. O çimenlerin arasında muhtemelen kendileri gibi olmayan herkes olacak. Alman aşırı sağcıları kontrolü ele aldıklarında ilk olarak siyasal rakipleri Komünistleri, daha sonra da etnik ve dini olarak kendileri gibi olmayan herkesi yoketmesi hatırlanabilir.

Daha sonra Frankeşteynların ortadireği, Frankeştaynların kendi medya plazalarını yıkacaktır muhtemelen. En sonunda da kafası karışık; ortayla uçlar arasında kalan, korkuyla korku salmak arasında gidip gelen, itaat etmekle hükmetmek arasında bulanıklık yaşayan ortadireğimiz kendi kendini yokedip bu kaosu yine kendileri bitirerek, güce dengeyi getireceklerdir.



Ceyhun Günal

16.11.2007 05:31:06
 
Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Yazdır Yukarı Çık

Bu habere henüz yorum yazılmamış...




Ceyhun Günal Bölümünden Son Yazılar
Devamını Oku 01.05.2008 17:40:16 - Kara Perşembe - 1 Mayıs 2008
Devamını Oku 16.04.2008 21:51:49 - Madımak'ın Müze Olması
Devamını Oku 08.04.2008 19:43:26 - Bir Tık İçin Bin Takla
Devamını Oku 22.03.2008 13:13:05 - Aymazlıkta Sınır Tanımayanlar
Devamını Oku 16.03.2008 18:05:30 - AKP'ye Hayat Öpücüğü
Devamını Oku 11.02.2008 03:23:39 - Sola Artık Daha Çok İhtiyacımız Var
Devamını Oku 23.01.2008 16:34:23 - Baykal'ın Güvendiği Dağlara Kar mı Yağdı
Devamını Oku 16.01.2008 16:39:44 - 3. Dünya'dan Merkeze...
Devamını Oku 07.01.2008 08:18:35 - Muhafazakar Demokratlar İş Başında
Devamını Oku 19.12.2007 13:57:55 - AKP, Açılım Yaparsa Böyle Yapar
Devamını Oku 09.12.2007 00:08:40 - AKP'nin Alevi Açılımı ve Beyaz Saray
Devamını Oku 05.12.2007 01:43:07 - Fethullah Hoca'nın Solcuları
Devamını Oku 16.11.2007 05:31:06 - Dr. Ortadirek Şaban ve Mr. Adolf
Devamını Oku 31.10.2007 05:27:31 - Monica'yı Görebilme Hürriyet'im
Devamını Oku 07.10.2007 04:00:23 - AKP Tipi Demokrasi: Linç
Devamını Oku 26.09.2007 03:08:37 - Medya Türüt'ü Neden Linç Etti?
Devamını Oku 08.09.2007 06:27:10 - Star Wars - Yıldız Savaşları Efsanesi
Devamını Oku 27.08.2007 11:57:17 - Orkid Kardeşliğine Yelken Açalım
Devamını Oku 15.08.2007 05:11:38 - Hülya Avşar'ın Baldırında Selülit Olsam
Haberi Değerlendirin
Gereksiz bir haber
Yayınlamanız gerekmezdi
Faydalı bir haber olmuş
Gerekli bir haber
Haberiniz çok çok isabetli
Bu haber için oy kullanan 2 ziyaretçimizin puan ortalaması: 4,00
Haber İşlemleri
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yorum Yaz
Yorumları Oku
Haberi Paylaş
Google Google Live Live MySpace MySpace
Facebook Facebook Delicious Delicious Digg Digg
 
Yorum Bölümümüzdeki Sorun Giderildi
Yorum Bölümümüzdeki Sorun Giderildi Bir süredir okuyucularımız yorum girerken oluşan bir hata, okuyucularımızın bildirmesi üzerine düzeltildi....
Bu da Aşırı Sosyalleşme!
Youtube Şimdilik Yeniden Özgür
0,30 saniyede derlendi.