|
13 Kasım 2008 01:23
AKP'nin son 2 genel seçimdir bu ülkede kendisini "demokrat" ve "özgürlükçü" olarak niteleyen insanların bir bölümünden ciddi destek aldığı ortada. Kuşkusuz bunda ülkemizdeki İslamcı akımlarda gelenekselleşen "takiye" olgusunun ve buna karşın CHP'de son yıllarda artan milliyetçi-muhafazakar çıkışların da etkisi var. Bu ülkenin bir kısım samimi demokratı AKP'yi, CHP'ye göre "ehven-i şer" olarak görüyor. Bir kısmı ise "çok fark yok" diye düşünüyor. CHP'yi devletin sahibi, AKP'yi de devletin mağdurlarının temsilcisi olarak gören de az değildir.
Şimdi bu algıdaki dostlara bir soru sormak gerekiyor: "Pazar günü yapılan Alevi mitinginden sonra da mı 10 dakika başınızı elinizin arasına alıp düşünmediniz?" Hala en ufak bir şüpheniz yok mu neyle karşı karşıya olduğunuza dair? Hala bu kesimi mağdur olarak mı görüyorsunuz? Alevilerin bir kaç bin kişi yanyana gelip yürümesine, bir-iki son derece insanı talebini gayet uygar bir biçimde mitingle söylemesine dahi tahammülü olmayanlar mı bu sistemin mağduru?
Ne olacaktı Pazar günü? Alevi Bektaşi Federasyonu öncülüğünde Ankara'da yasal, hukuki bir miting başvurusu yapılmıştı. "Eşit Yurttaşlık İstiyoruz" başlıklı mitingin talepleri de; Diyanet'in kaldırılması, Madımak'ın müze olması, zorunlu din dersinin kaldırılması ve Alevilere yönelik asimilasyon politikalarına son verilmesiydi.
Peki neler oldu Pazar gününe kadar? "İslamcı" gazeteler adeta akıl sınırlarını zorlayan bir biçimde provoke etmeye çalıştılar mitingi. Mitingi düzenleyenler Marksist diye yaftalandı, bölücü oldu, Alevi dernekleri destek vermeyecek dendi. Provokasyon olacak dendi. Hatta "yalan haber" yaparak, mitingin talepleri arasındaki "Alevi köylerindeki camiler kapatılsın" talebini, "Camilerin kapatılmasını istiyorlar" diyerek çarpıtan bile oldu.
Televizyonlarda "yaftalamayın" diye reklamlar döndererek ağlayanların; kendi gözlerine kestirdiklerinde insanları nasıl "bölücü", "terörist" diye yaftaladıklarına apaçık şahit olduk. Rezaletin bini bir para oldu.
Peki ne oldu sonuç? Bu gazetelerin ortamı germesine, provokasyon olacak çağrılarına, İzzettin Doğan'ı da yanlarına almalarına rağmen onbinlerce Alevi gayet coşkulu ve şık bir biçimde Sıhhiye Meydanı'nı doldurdu. Ne en ufak bir tatsızlık, ne en ufak bir provokasyon yaşandı. Yani haberlerin "masabaşından" yazıldığı bile apaçık ortadaydı. Hiçbir şey olmamış gibi pişkin pişkin "mitinge beklenen katılım olmadı" bile yazabildiler.
Şimdi demokrat arkadaşlar. Oturup bir on dakikacık düşünelim. Dün "inanç özgürlüğümüz kısıtlanıyor" diye ağladıklarında destek verdiğiniz, "partimizi kapatıyorlar" diye mağdur edebiyatı yaptıklarında yanlarında olduğunuz insanların kim olduğunu, ne istediklerini bir kez daha tartın lütfen. Kendi talepleri olunca özgürlükten, demokrasiden dem vuranlar gözlerine kestirdikleri Alevi toplumuna bir mitingi bile çok görüyorlar. Provoke etmeye çalışıyorlar. "Ortamı geriyorlar" diyorlar. Demek ki güçleri olsa; huzuru bozduğu gerekçesiyle izin dahi vermeyecekler. Ellerini kollarını yine sizin beğenmediğiniz (benim de) anayasa bağlıyor. Demirel kadar bile demokrat değiller. O en azından "Yollar yürümekle aşınmaz" diyordu. Bunlar bir yürüyüşe bile tahammül edemiyorlar. "Bırakınız yürüsünler" bile diyemiyorlar. O kadar tahammülsüzler karşıt fikirlere, eleştirilere. Demokrasinin "d"si bile uzak. Kendileri yaftalanınca (bence çoğu da doğru yaftalar, işin adı koyulmuş) "yaftalamayın biziii" diye ağlaşanlar; kendi hoşlarına gitmeyen bir miting düzenleniyor diye insanları hedef göstermekten, yaftalamaktan, ortamı provoke etmekten çekinmiyorlar.
Değerli arkadaşlar. Değerli dostlar. Bu ülkenin demokrat insanları. CHP'yi beğenmeyebiliriz. Eleştiririz. Ama onu mumla arama tehlikesiyle karşı karşıyayız. Cumhuriyet'in eksikleri, demokrasinin çok çok geri noktaları olabilir. Laiklik düzgün uygulanmıyor da olabilir. Ama teorisini bile özlediğimiz günlere kalabiliriz. Plaza medyasını beğenmiyor olabiliriz, sırnaşık buluyor, anti-demokrat olarak adlandırıyor olabiliriz. Ama onları bile mumla arayacağımız zamanlara doğru da ilerliyor olabiliriz.
Kimleri "ehven-i şer" gördüğünüzü, kimleri "demokrat" sandığınızı, kimleri "ezilenlerin temsilcisi" olarak isimlendirdiğinizi bir kez daha düşünün derim. Kendinden zayıf bulduğunu bırakmayın ezmeyi, "ezilmeyim" diye gayet kanuni bir yürüyüş yapmasına bile tahammülü olmayan, en ufak eleştiriyi bile duymak istemeyen bir güruha güç verdiğinizin farkında mısınız? Gelecek yıllarda çok pişman olacağınızın, "yahu bunlar neymiş de görememişiz" diyeceğinizin farkında mısınız?
Sadece tek bir çağrı yapmak istiyorum bu ülkenin demokrat insanlarına. Son haftanın gazete küpürlerini biraz inceleyin. Alevi mitingi hakkında "malum" medyada çıkan haberleri, açıklamaları, köşe yazılarını okuyun. Şu tahammülsüzlüğün, duyulan öfkenin bir farkına varın. Sonra miting fotoğraflarına bakın. Yapılan konuşmalara bakın. Son derece insanı, hukuki taleplere bir bakın. Sonra da bir kahve alın. Başınızı ellerinizin arasına koyun 10 dakika düşünün: Kimler özgürlükçü, kimler totaliter? Kimler demokrat, kimler anti-demokrat? Ve siz neyi, kimleri, nasıl bir zihniyeti olumluyorsunuz? Olumlamıyorsanız bile demokrasinin, özgürlüğün nasıl bir sinsi tehlikeyle karşı karşıya olduğunun farkında mısınız? Düşünün derim sadece...
Ceyhun Günal
ÇOK ÖNEMLİ UYARI: Sitemizde yayınlanan tüm yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Herhangi bir başvuruda, bu yorumları yazanlara dair her türlü bilgi, adli mercilere ulaştırılacak, gerekli hukuki önlemlerin
alınmasına yardımcı olunacaktır. Editörlerimiz; hukuk veya ahlak dışı mesajları yayından kaldırabilir; sorumluların
saklı tutulan bilgilerini hukuk danışmanı aracılığıyla adli kurumlara iletir.
Haber Yorumları (3 adet)
Misafir: Hewal SAN
|
|
Keklik Olmayınız Ceyhun
|
Değerli dostlar. Bu ülkenin demokrat insanları. CHP'yi beğenmeyebiliriz. Eleştiririz. Ama onu mumla arama tehlikesiyle karşı karşıyayız." Nedemek bu Ceyhun bey.CHP yi aramak, aleviler için ha…. Aleviler ne çabuk unuttu Munzuru, Dersimi. Tunçeli adını kim niçin koydu hiç araştırdınız mı. "Dersim katliamı-soykırımı sırasında, CHP yönetimi binlerce insanı katletti, kurtulanlar ise sürgüne gönderildi, Dersim insansızlaştırıldı. Bu acımasız eylemlerin nedeni Kürt, Alevi ve Kızılbaş olmalarıydı. Üzerinden 70 yıl geçmiş olmasına karşın, Türkiye bu soykırımı, diğer pek çok Kürt soykırımında olduğu gibi, tanımak niyetinde değildir." Dersim harekatı emrini Atatürk verdi. CHP yöneticileri uyguladı. Bunun üstüne söylencek söz var mı.Cumhuriyetin kuruldugu ilk döneminde her ulus-devlet kendini bir etnik kimlikle adlandırıyordu, dolayısıylada Atatürk bu konjonktüre uyup bir etnik kimliği temsil eden "Türk Milleti" ismini verdi. Alevilerde otomatikmen Türk sayıldı. Atatürk, dünyadaki birçok halkın, Sümerler ve Hititler dahil, Türk olduğunu sanıyordu, dolayısıylada bu halka bu ismi verdi ve Anadolu dilleri yerine Türkçeyi dayattı halka. "GÜNEŞ DİL TEORİSİ" Atatürkün çıkarttığı bu dil teorisine göre ise dünyadaki tüm diller Türkçeden türemiştir. Atatürk'ün hararetle savunduğu ve bazı üniversitelerde ders olarak okuttuğu bir teoridir. Köy Enistitülerince yaygın bir şekilde uygulamaya koymuştur CHP yöneticileri. Bunumu sahiplenecek Aleviler.
|
|
|
| 07.12.2008 20:16:55 |
Misafir: Hewal SAN
|
|
"Keklik" olma Ceyhun
|
"Değerli dostlar. Bu ülkenin demokrat insanları. CHP'yi beğenmeyebiliriz. Eleştiririz. Ama onu mumla arama tehlikesiyle karşı karşıyayız." Nedmek bu Ceyhun bey.CHP yi aramak aleviler için ha.Aleviler ne çabuk unuttu Munzuru,Dersimi. Tunçeli adını kim niçin koydu hiç araştırdınızmı."Dersim katliamı-soykırımı sırasında, Türk yönetimi binlerce insanı katletti, kurtulanlar ise sürgüne gönderildi, Dersim insansızlaştırıldı. Bu acımasız eylemlerin nedeni Kürt, Alevi ve Kızılbaş olmalarıydı. Üzerinden 70 yıl geçmiş olmasına karşın, Türkiye bu soykırımı, diğer pek çok Kürt soykırımında olduğu gibi, tanımak niyetinde değildir." Dersim harekatı emrini Atatürk verdi.
|
|
|
| 07.12.2008 19:59:38 |
nickle
|
|
bu yazı
|
| bu yazı çok önemli listemdekilere mail attım |
|
|
| 13.11.2008 17:42:22 |
|