|
Ceyhun Günal
Önce kebapçı yaptılar. Sonra çiçekçi yapalım dediler. "Yahu ne anlatıyorsunuz? Dinleyin bir dakika." deyince şimdi de "Kütüphane yapalım o zaman" diye ortaya çıktı birileri. Evet. Madımak Oteli'nden bahsediyorum. Şimdi de "kütüphane" yapılması öneriliyormuş. "Madımak'ın müze yapılmasını isteyen marjinal kesimlerin susturulması için" kütüphane yapılmalıymış Madımak. Basından okuduk bunu.
Şimdi oturup bir düşünelim. Ben bu "marjinal" lafına takıldım. 35 insanın yakıldığı bir otelin müze yapılmasını savunmak marjinal bir davranış biçimi, savununanlar da marjinal kesimler oluyor demek ki.
İşte ülkenin bulunduğu durum.
Yıl 1993: Türkiye'nin Sivas şehri. Cuma namazının ardından toplanan binlerce kişilik güruh "Kahrolsun laiklik" diyerek sağa sola saldırıyor. Ardından Pir Sultan heykelleri, Atatürk heykelleri hedef oluyor. Sonrası malum. Madımak Oteli'nde 35 aydın can veriyor.
Yıl 2008: "Bu katliamın yaşandığı otel 'sevgi ve kardeşlik' müzesi olsun" diyenler marjinal ilan ediliyor. Bu katliamı anmaya kalkanlar; "Olayı kaşımaya çalışan iç ve dış mihraklar" ilan ediliyor. AKP hükümetinin bırakın Madımak Oteli'nin müze yapılmasını, Sivas'ın anılmasına bile tahammülü yok. Hatta ve hatta bir piyanistin Sivas Katliamı ile ilgili sanat eserine bile tahammülü yok AKP'nin.
Yeniden gidelim 1993'e.
Yıl 1993: Bu kez, yer Almanya. Solingen şehrinde ırkçılık damarlarına işlemiş dört Alman faşisti, Türklerin yaşadığı bir evi ateşe veriyor. 5 Türk yaşamını kaybediyor.
Yıl 2008: Solingen'de yakılıp 5 Türk'ün hayatını kaybettiği o ev çiçekçi değil şuanda. Almanlar o evi alıp "Ya Türkler siz burada öldünüz. Fazla kaşımayın bu olayı. Gelin biz burayı kütüphane yapalım." da dememişler. Almanların ülkesinde, Almanlar tarafından 5 Türk'ün katledildiği o ev, şimdi müze. Alman hükümeti o evi satın almış. Hayatını kaybedenler için bahçesine 5 tane ceviz ağacı dikilmiş. Ayrıca nazilerin gamalı haçının parçalandığı bir heykel yapılmış o eve. Herhangi bir dernek yapmamış bunu. Türkler de yapmamış. Alman hükümeti yapmış. Karşı çıkmak bir kenara.
Görüldüğü üzere; 1993 yılında gerçekleşen iki katliam. İkisinde de Türkler katlediliyor. Birinde Türkler Almanya'da katlediliyor. 15 yıl sonrasında Türklerin katledildiği o ev, katleden Almanlar tarafından müze yapılmış. Ne ilginç? Kimse çıkıp "Solingen'imize müze yapamazsınız. Solingenliler olarak bu olayla anılmak istemiyoruz. Unutun bu olayları. 5 tane Türk öldüyse ne olmuş?" dememiş. Yoksa ilginç değil mi? Ama 15 yıl sonra 35 Türk'ün katledildiği otelin de müze yapılmasını isteyenler, Türkiye'de "marjinal" ilan ediliyor. Çok ilginç bir şey istemiş gibi bakılıyor yüzlerine. "Olayları kaşımaya çalışan" iç ve dış mihraklar oluyorlar. Ey sen politika. Ne garip bir şeysin ki; senin sayende bir katliamın unutulmamasını, yeniden yaşanmamasını isteyenler "marjinal" ilan edilebiliyor. "Katliam unutulsun. Olmamış gibi davranılsın." diyenler gayet normaller, "Hayır. Katliamların tekrar olmaması için, hatırlanması gerekir. Bu kötü olaylardan ders alınması gerekir." diyenler marjinal oluyor.
Nedir mesele? "Kahrolsun laiklik" diye bağıranlar, 35 aydını yakanlar lanetlenmek mi istenmiyor? "Unutun bu olayı. Kaşımayın." demenin amacı bu mudur? "Hayır! Biz de lanetliyoruz elbette ki o olayı." diyorsanız; neyi hatırlamak istemiyorsunuz? Madımak'a yapılacak bir kardeşlik müzesi sizi niye rahatsız ediyor? Ben anlamıyorum, nasıl karışıklık yaratıyor bu müze Sivas'ta? Ne gibi bir karışıklık? Alevilerin acısının anısına dikilen bir heykel, yapılan bir müze kimi nasıl rahatsız eder? Türklerin acısına dikilen anıttan bırakın rahatsız olmayı, acıyı sahiplenip kendi elleriyle Solingen'deki evi müze yapan Almanlar'ın kafası mı çalışmıyor, yoksa Türkler tarafından asimile mi edilmişler?
Bu ülkede bir inanç grubunun, bir etnik kimliğin kendi acısını anması; diğerlerini rahatsız ettiği sürece birlik ve beraberlik denen şey bu ülkenin yanından geçmez. Bırakın rahatsız etmeyi, Sunniler Alevilerin, Aleviler de Sunnilerin acısını kendi acısı gibi görmeli. Türkler Kürtlerin, Kürtler de Türklerin. Ancak bu şekilde bu ülkede birlik beraberlik olur. Yoksa farklı hesaplarla, "konuşulmak istemeyen konuların halının altına iteklenmesiyle" birlik beraberlik falan kurulmaz. Geçiniz bu nameleri.
Diyorlar ki; "Biz Alevi açılımı yaptık. Aleviler gelmedi." Oldu. Başka bir arzunuz? Siz daha Alevilerin gündüz gözüne yakıldığı bir katliamın bırakın acısını paylaşmayı, bunun anılmasından bile rahatsızlık duyun; Aleviler de "Hadi gelin bakalım." deyince peşinize düşsünler. Diğer istekleri de peçeteye yazalım mümkünse.
Ceyhun Günal
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|