|
Ceyhun Günal:
Malumunuz memlekette "savaş tamtamları" çalıyor. Tamtamların başında da yabancı bir sima yok. Hürriyet gazetesi ve onun "generali" Ertuğrul Özkök. Özkök bu aralar dertli. Vay efendim muhalifler, aydınlar, solcular vs kendine karşıymış. Halk onun arkasındaymış. "Irak'a girilmesin", "Bu ABD'nin bir senaryosudur" vs diyenler bu halkın acılarını anlamıyormuş. Hürriyet'in sitesine bakıyorum. PKK tarafından kaçırılan 8 asker için üst tarafı siyaha boyanmış. Siyah karenin altında ise hemen şöyle başlıklar: 'Kadınların yanında kendimi daha iyi hissediyorum' diyen Monica Bellucci'den çarpıcı açıklamalar. Hangi ünlü, porno video satan bir dükkanın vitrininde kendi fotoğrafını görünce olay çıkardı. Ünlü isimler, "Seksilik denince aklınıza ne geliyor" sorusuna, birbirinden sıcak fotoğrafları eşliğinde yanıt verdi. Hürriyet ve onun generali bu ülkede herşeyi istedikleri gibi nasıl oynatacaklarını adam akıllı öğrenmişler. Haftalardır savaş tamtamlarını çal, ama internet siten "porno" siteleri aratmasın. Bir taraftan milliyetçi şahlanışlar yarat, öte taraftan "birbirinden sıcak fotoğrafları" da ihmal etme tabi. Anlaşılan Özkök herkesle "ilgilenecek" yöntemleri çözmüş. Akşama kadar kitlelere Monica'nın açıklaması, Paris'in kaseti, bilmemkimin sıcak fotoğrafları. Televizyonunda keza Televole'si, Popstar'ı, Kurtlar Vadisi... Kuşkusuz General Özkök bu gücünü bilimden almakta. Özkök de biliyor ki; bu halk herşeyi "bilmemeli". Kendi istediği zaman milliyetçileşmeli, kendi istediği zaman liberalleşmeli, kendi istediğ zaman anti-emperyalist olmalı, kendi istediği zaman sosyal demokrat. Arta kalan zamanlarını da Paris'le, Monica'yla, Kurtlar Vadisi'yle, Popstar'la doldurup, enteresan hayallere dalmalı. Özkök diyor ki: Halk benim arkamda. Hangi halk? Akşama kadar koyun yerine koyduğunuz mu? Günde 12 saat çalıştırıp süründürdüğünüz, arta kalan zamanlarını da Parislerle, Monicalarla, Polat Alemdarlara, Bülent Ersoylarla doldurduğunuz halk mı? Siz istediğiniz zaman AB'yi destekleyen, planlarınız değiştiği zaman AB'ye karşı olan. Özkök AB'ye girmek ister: AB'deki ülkelerde yıllık gelir 20 bin dolar. AB ülkesi İsviçre'de yolda kaldırım bile yok. AB'ye girince taksilerde klima olacak. AB Türkiye'ye naz yapar: PKK'ya destek veren AB ülkeleri. Belçika Fehriye'ye yine dokunmadı. Fransa Ermeni soykırımı dedi. ABD ile de ilişkiler Hürriyet'te belirlenir. Özkök ABD'nin gözüne girmek ister: 1 Mart tezkeresini istemeyenler vatan hainidir. Türkiye ile ABD stratejik ortaktır. ABD'nin Irak'ı işgalini desteklemeliyiz. 1 Mart tezkeresinin ardından ABD Türkiye ilişkileri bozulur. ABD artık Barzani'yi sevmektedir. Üstüne bir de kongreye "Ermeni Soykırımı Yasatasarısı" gelir. Özkök isyanlardadır: Barzani dayılık yapma. Barzani'yi biz besledik. Nankör Barzani. Gidelim Irak'a. Hepsini keselim. Velhasılı. Türkiye'nin dış politikası Hürriyet'te belirlenmekte. Yanlış anlaşılmasın. Mesela Özkök istedi diye Kuzey Irak'a falan girileceği yok. Özkök "şehitler için içim kan ağlıyor" derken de pek inandırıcı bulmamak lazım kendisini. Nitekim bir gün önce "Askerlerimize kalleş saldırıyı kollayan Barzani'yi artık yoketmek gerekiyor" diyen Özkök, 31 Ekim günü aslında ne kadar da "değişken" bir dünya görüşüne sahip olduğunu Barzani'ye şöyle seslenerek gösteriyor: "Çıkar ki (PKK'yı topraklarından çıkarmasını istiyor), bir gün seni de, Türkiye'de halkın refahını yükseltecek güzel yatırımların açılışında kurdele keserken görelim, alkışlayalım." Yani "Ben dayılık yapıyorum, ortamı provoke ediyorum, şehit cenazelerini kullanıyorum ama dediğimi yaparsan olanları unuturum belki." demeyi de ihmal etmiyor. Belki de Barzani ile Özkök'ün eskiden çok iyi olan arasını bozan PKK da değildir. Vardır aralarında başka bir "bit yeniği". Zaten Özkök satır arasında derdini biraz olsun anlatmak istemiş, arif olana: "Ben Barzani düşmanı falan değilim ama Barzani kötü oynuyor." Hürriyet'in manşetleri de, Generali Özkök'ün "acıları" da zamana ve mekana göre sürekli anlayış, hatta ideoloji değiştirmekte. Ama benim dikkatimi çeken başka bir nokta var. Hürriyet'te değişmeyen tek yer. Monica'lar, Paris'ler hiç değişmiyor nedense. Yukarıyı (manşetleri) değiştirebilmek için aşağıyı sabit mi tutmak gerekiyor acaba? Halkın Özkök'ün arkasında olabilmesi için sürekli olarak başka şeylerle değil de Parislerle, Monicalarla meşgül olması mı gerekmekte? Ne olur ne olmaz? Bu memleket Paris'i sevsin, Monica'yı sevsin, Hülya'yı sevsin, Sibel'i sevsin, Polat'ı sevsin, Bülent Ersoy'u sevsin. Ama şairleri sevmesin mesela. Vatan haini desinler. Okumasınlar. Yazarları sevmesinler. Aydınlar "tu kaka" olsun, "satılık kalem" olsun onlar. Neyse efendim. Biz Parisimize bakalım. Monicamıza bakalım. Zira Monica Belluci'nin hastasıyımdır. Sağolsun Hürriyet'te bugün "birbirinden sıcak" fotoğraflarını da gördüm, kendisine sevgim saygım bir kat daha arttı. Lafı uzatmaya gerek yok. Yaşıyoruz işte. Monica'nın "donunu görebilme" hürriyetimiz bile var. Daha ne olsun. Gerisini bizim generalimiz halleder. Bol "hürriyetli" günler efendim. Ceyhun Günal *** BİR HAZİN HÜRRİYET Satarsın gözlerinin dikkatini, ellerinin nurunu, bir lokma bile tatmadan yoğurursun bütün nimetlerin hamurunu. Büyük hürriyetinle çalışırsın el kapısında, ananı ağlatanı Karun etmek hürriyetiyle hürsün! Sen doğar doğmaz dikilirler tepene, işler ömrün boyunca durup dinlenmeden yalan değirmenleri, büyük hürriyetinle parmağın şakağında düşünürsün vicdan hürriyetiyle hürsün! Başın ensenden kesik gibi düşük, kolların iki yanında upuzun, büyük hürriyetinle dolaşıp durursun, işsiz kalmak hürriyetiyle hürsün! En yakın insanınmış gibi verirsin memleketini, günün birinde, mesela, Amerika'ya ciro ederler onu seni de büyük hürriyetinle beraber, hava üssü olmak hürriyetiyle hürsün! Yapışır yakana kopası elleri Valstrit'in, günün birinde, diyelim ki, Kore'ye gönderilebilirsin, büyük hürriyetinle bir çukura doldurulabilirsin, meçhul asker olmak hürriyetiyle hürsün! Bir alet, bir sayı, bir vesile gibi değil insan gibi yaşamalıyız dersin, büyük hürriyetinle basarlar kelepçeyi, yakalanmak, hapse girmek, hatta asılmak hürriyetinle hürsün Ne demir, ne tahta, ne tül perde var hayatında, hürriyeti seçmene lüzum yok hürsün. Bu hürriyet hazin şey yıldızların altında. Nazım Hikmet /1951
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|