|
Ceyhun Günal'ın makalesi.
Önce "müslüman" arkadaşlar başlattı tabi ki tartışmayı. Dolayısıyla "münafık" kesimin işin içine dalması da kolaylaştı. Utangaç edalarla Ayşe'siydi, Pakize'siydi vs bütün mahalle doluştu. Başladılar canhıraş memleketin önemli sorunlarından birini masaya yatırmaya. "Tesettürlü hanımlarımız, g-string giyer mi?". Yahu bizim neyimiz eksik. Şablon güzel. Ortam müsait. Hava ve saha şartları uygun. Reyting de gırla. E ben de konuya farklı bir bakış açısı neden getirmeyim? Ayşe Arman'dan neyim eksik? Şimdi efendim. "Tesettürlü hatun g-string giyer mi?" sorusuna cevap verebilecek otoritelerden biri değilim. Önemlisi tesettürlü değilim. Daha önemlisi hatun da değilim. Hatunumsu bir yanım olduğunu da sanmam. Varsa da etrafa sormak gerekir ki şimdilik buna dair bir işaret olmadığı için ihtimal dışı tutalım. Tesettürlü bir hanımla da çok samimiyetim yok. "Merhaba" dediklerime de "Pardon. G-string kullanıyor musunuz acaba?" diye sormaya niyetim de yok. Lakin soruyu duyunca kafama birşey takıldı. Böyle bir tartışma olduğuna göre bu g-string denen arkadaşın "ayrıştırıcı" bir özelliği var. Yani hiçbirimiz kalkıp "Tesettürsüz hatun g-string giyer mi?" diye sormuyorsak; demek ki bu arkadaşın içerdiği bir mesajdan söz edebiliriz. Azıcık düşünüp (İhtiyaç o kadar olduğundan dolayı azıcık, yoksa istersem oturup 2 gün boyunca düşünebilirim. Boş adam değiliz.) bu ayrışmanın nedenlerini sorgulamaya başladım. Sonra vazgeçtim. İşin içinden çıkamadım. Ama öylece seyredemezdim de. Yanıbaşımdaki ayrışma, bacayı sarıp sarmalamadan "destur de iblis" demenin zamanıdır. Görüldüğü gibi, toplum olarak hemen ayrışmalara meyilliyiz. Bir g-string mevzusu üzerinden memleketin hatunları bir bir ayrıştırılıp, karşı karşıya getirilirken; bir Allah'ın kulu da çıkıp "Durun arkadaş. Hepimiz kardeşiz. Bu öfke ne diye?" demiyor, diyemiyor. Kimse bu g-string krizinin kökü dışarıda olduğu gerçeğini görmek istemiyor. Gerçi Ayşe Arman'ın kökü de Dubai'de lakin o musallat oldu bir kere. Yapacak bir şey yok Buna karşın "g-string sorunu" için geç kalınmış sayılmaz. Buradan cennet ülkemizin bilumum tesettürlü ve tesettürsüz hatun kişilerine çağrı yapmak istiyorum. Gelin ayrılıklarımızı değil, ortak noktalarımızı ön plana çıkartalım. Efendim nedir bu g-string bölünmesi. Nedir bu suni gündem? Ülkemizdeki bütün hatunların neden ortak noktası görülmek istenmez? G-string olsun, diğer stringler olsun hepsinden önce bir ortak nokta yok muydu? Neden 40 yılın emektar orkidleri bir kenara atıldı da, kökü dışarıda g-string, ülkemiz feminizminin üzerine kara bulut gibi çöreklendi? Ayşe Arman'ın göğüs çatalı adına; bütün özgür kızlarımıza bir çağrı yapmak istiyorum. Gelin hep birlikte bu suni g-string krizine dur diyelim. Çatalın adını verdim bakın. Birlikte, el ele, yürek yüreğe orkid kardeşliğini başlatıp, bütün düşmanlara mutlu aile tablosu çizelim. Bir kere delikanlı kızlar orkid kullanır. Özgür kızlar da orkid kullanır. Dubai'de yaşayan kızlar hayli hayli kullanır. Sex and The City oyuncuları ki orkid hayatının bir parçasıdır. Çocuk da yaptırır, kariyer de yaptırır. Ne istersen yaptırır bir bakıma. Bu arada boşuna "Orkid'in de kökü dışarıda" diye bilmişlikler yapmayın. Orkid'in köklerini iyi araştırın. Ya da Halaçoğlu araştırsın. Bilmiyorum biri araştırsın işte. Orkid'in kökeni de muhakkak bize dayanıyordur. Yani istersek dayandırırız. Karl Marx; "Son sözler, daha önce yeterince doğru şey söylemeyenler içindir." buyurmuş. Ben de son söz söylemeyecektim ama bu yazı bir garip oldu. Özetle anlatılmak istenen, yurdumun, kariyerine ve özgürlüğüne önem veren hatunlarının "orkid kardeşliği" etrafında birleşip dış mihrakların gazlamasına gelmemesidir. Geliyorsa da bir tek Ayşe Arman gelsin. Çünkü onun güneş gözlüğü var. Ceyhun Günal ceyhungunal@gmail.com 27 Ağustos 2007 Pazartesi, güneşin yükseldiği vakitler
Ceyhun Günal
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|