|
Yıllardır Efes Pilsen dendiğinde aklınıza ne gelir? Evet, ilk tahmininiz doğru; SAVUNMA Şu an SAVUNMA-sız olan, savunamayan Efes Pilsen'e inat akıllara ilk gelen; hücumda nasıl olursa olsun savunmasıyla rakiplerini titreten lacivert-beyazlı bir ekiptir. Ve bu Efes Pilsen yazıldı yıllardır.
2 küsur yıldır Avrupa arenasında sahasında maç kaybetmemesi ile de anıldı. Real Madrid maçı ile bu yenilmezlik unvanını kaybettiği gibi, sezonun başından bu yana ilk defa tribünleri hınca hınç dolduran, maçın ciddiyetinin takımdan daha fazla farkında olan taraftarını da hüsrana uğrattı. Ne izledik? Biz de bilemedik… İlk çeyrek dışında tamamen rakibinin esiri olan, çaresizce savunamadan oradan oraya sürüklenen bir Efes Pilsen. Peki, Efes Pilsen kim? Bir takım mı? Hayır, Efes Pilsen bir takım değil! Olmamış, olamamış.
Oynanan son maçlara bakalım ve buna Beko Basketbol Ligindeki müsabakaları da dahil edelim. Avrupa arenasındaki defterini hüsranla kapatan Galatasaray'ın çökmüş haline denk gelinmesini geçiyorum. İçten içe bitmiş, erimiş ve yok olmak üzere olan ve bu duruma çok üzüldüğüm Beşiktaş'ı geçiyorum. Israrla oynamayan ve hatta sezonun en vazgeçmiş, en yorgun, en sıradan maçını çıkaran ve sakat olan oyuncularının sayısı olmayanlardan fazla olan Fenerbahçe'ye de zaten susuyorum.
Gelelim CSKA Moskova'ya; ortada kırılan bir Euroleague rekoru var. Moskova'da CSKA 18/23 (yüzde 72) üçlük isabet oranı ile Euroleague rekoru kırıyor, ama bu sadece CSKA o gün mükemmel bir oyun çıkardığı için oldu; yoksa Efes Pilsen elinden gelenin en iyisini yapmıştı. Ona keza dün de Real Madrid, 10/16 (yüzde 62) ile en iyi yüzde ile üçlük attığı Euroleague maçını oynuyor...
Efes Pilsen gülümsetiyor…
Eski Karşıyakalı Hosley 9/11 şutla 24 sayı atıp kariyer rekoru kırarken, düne kadar 7.8 sayı, 1.8 ribaunt ortalaması ile oynayan Massey 7/10 isabet oranı ile 17 sayı atıp 7 de ribaunt alıyor. Efes artık ne hücum ettiği belli olan, ne savunması fayda eden, darmadağın bir hal almış. Yapılan yorumlarda "takım" kelimesinin kullanılmaktan kaçınıldığı bir ekip. Neden?
"gel gel; ne olursan ol yine gel, İster kâfir, ister Mecusi, ister puta tapan ol yine gel, Bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değildir, Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel… (Mevlana) "
Gerçekten böyle mi olmuş; neden herkes buraya gelmiş? Burası neresi? Mevlana Celaleddin Rumi'den feyiz almış bir teknik ekip mi var Efes Pilsen'in başında? Hala takımdaki roller belli değil.
Kaya Peker bu sezonun bana göre en başarılı maçını çıkarıyordu. Her tekrar acaba mı dediğimiz anlarda Kaya Peker başroldeydi ama ne oldu? Ergin Ataman Kaya'yı kenara aldı ve unuttu. Aslında bu maçı yorumlarken sorulacak o kadar çok soru var ki… Eminim mantıklı bir açıklaması da vardır, buna rağmen ben sormadan edemeyeceğim. Ama neden?
Sürekli oyuncuları transferi ile eleştirir olduk lacivert-beyazlı ekibin coach unu. Geçtiğimiz sezon Beşiktaş'ta ve bu sene de Efes Pilsen'de. Hatta kısa süreli ve sonu hüsranla biten Bologna macerasında da aynı eleştiriye maruz kaldı. Bu da anlaşılamayan bir nokta benim tarafımdan. Çünkü aynı antrenörün sekiz yüz bin euroluk bütçe ile Siena'yı hem Saporta Kupasında şampiyon yapıp, hem de İtalya Liginde final oynattığına bizzat şahidim. O transferleri yapan ve aynı zamanda "takım" haline getiren de Ergin Ataman idi.
Bir Mario Kasun'un yokluğu bu denli mi sarsabilir Efes Pilsen'i, belki de geçen sene Beşiktaş'ta rüzgâr gibi esen ama Euroleague yüzü görmemiş Shumpert 21 milyon dolarlık bütçesinden bahsedilen Efes Pilsen'e oturmadı. Kakiozis'in adını zor hatırlıyorum bu sene. Belki de artık geçmişten gelenler yerine, globalleşen basketbola ayak uydurabilecek ve bütçesi neredeyse geçen sene çalıştırdığı takıma göre 10 a katlanan yeni takımına çok daha yerinde ve yakışır bir beş numara almalıydı Ataman. Diğer yandan da acil 1 numara pozisyonundaki ihtiyacı da tehlike çanlarını çaldı.
Hâlbuki dün kimse muazzam bir Real Madrid izlediğini iddia edemez. Hücumda inanılmaz hataları vardı İspanyol ekibin. 18 top kaybı yapmasına rağmen 22 asist ile maçı noktaladılar. Potayı ezbere buldular diyebilirim. Maçın bana göre iki yıldızından biri olan Hosley'in kaç dakika iyi savunmaya maruz kaldığını söyleyin bana.
Nerede efsane Efes Pilsen savunması?
Partizan ve Milano maçlarından sonra kendi adıma ayakta alkışladığım, ezber bozduğunu iddia ettiğim Efes Pilsen savunmasından eser yoktu. Real Madrid, 70'lerin üzerinde bir yüzdeyle, kendi aralarında elim sende oynuyor. Güle oynaya topu potayla buluşturuyor.
Veeee diyebiliriz ki Efes Pilsen savunması kayboluyor… Hükümsüzdür !!!
Dün Abdi İpekçide Avrupa Ligi'nin kilit maçını izledik. Mutlaka kazanmamız gereken bir maçtı ama sonucu hep beraber gördük. Bugün" rakibimize fiziksel olarak direnemedik" açıklamasının basketboldan biraz anlayan ve maçı izlemiş herkesin yüzünde bir tebessüm yarattığına adım gibi eminim. Bunun yerine "biz 4 kısa ile oynamayı sevsek de, çok acı da olsa anladık ki; Euroleagu'de olmuyor" denseydi sanırım hepimiz şapka çıkarırdık.
Efes Pilsen maziyi aradı durdu ve hayat bulmaya çalıştı. Olmadı Efes Pilsen, olmadı. Şimdi ise Belgrat, Atina ve Madrid deplasmanlarını bekleyeceğiz.
Konu Efes Pilsen olunca, ben aynı şeyi söylemeye hep devam edeceğim. Ataman zor, sıkıntılı ve kritik anların adamıdır benim gözümde. Belki de bu adrenalini seviyor. Takımını bu doğrultuda analiz edip, yapabileceğinden de iyisini yapacağına inanıyorum.
Kalbimiz, kalemimiz ve dualarımızla seninleyiz EFES PİLSEN
Benim hala umudum var…
" benim hala umudum var İsyan etsem de istediğim kadar İnat etsem bile bırakmazlar… (MFÖ) "
|