|

11 Eylül saldırılarından sonra önemi artan güvenlik, maliyetlerin yükselmesine neden...
11 Eylül saldırılarından sonra önemi artan güvenlik, maliyetlerin yükselmesine neden oluyor. Her sektörde artan güvenlik önlemlerinin faturasını tüketiciler ödüyor.
Her terör saldırısının ardından ortaya rakamlar dökülür. Önce ölü ve yaralı sayısı verilir, ardından da saldırının verdirdiği maddi hasarın bilançosu çıkarılır. Sigortaların tahminlerine göre, 11 Eylül terör saldırıları en az 40 milyar dolarlık maddi hasara yol açtı. Güvenlik tedbirleri de son derece pahalıya geliyor. Bavullar, konteynerler aranıyor, parmak izleri alınıp dosyalanıyor. Bu gibi önlemlerin kaça malolduğu ise çoğu zaman öğrenilemiyor. Ekonomi uzmanları anti terör önlemlerinin her zaman anlamlı ya da ekonomik olmadığı sonnucuna varmış.
Berlin'deki Alman Ekonomik Araştırma Enstitüsü profesörlerinden Tilman Brück terör ile mücadele politikasının etkilerinden çok az bahsedildiğini söylüyor: "Terör, terör korkusu ve terör teşebbüsü gibi terör ile mücadele politikasının da ekonomik hayat üzerinde etkileri var."
"Astarı yüzünden pahalı"
Profesör Brück anti terör önlemlerinin, terör saldırılarının doğrudan etkilerinden çok daha pahalıya geldiği görüşünde. Yurt dışından gelen her konteynerin kontrolden geçmesi dünya ticaretine ek maliyet bindiriyor. Turist ve işadamlarının vize başvurularının uzayıp zorlaşması dünya turizmini ve iş bağlantılarını olumsuz yönde etkiliyor. Ekonomistler, ek güvenlik masraflarıyla tedbirlerin sağladığı yararın aynı olup olmadığını merak ediyor. "Muhtemelen ikisi birbirini tutmuyor. Bir ekonomi uzmanı olarak sinsizme kayma pahasına aklıma şu geliyor: Ya güvenlik tedbirlerini ideal seviyeye getiremedik ya da terör ideal düzeye inmedi." Tilman Brück'e göre terör tehdidini tamamen savuşturmak mümkün değil. Aynı zamanda terör ile mücadele için harcanan her euro'nun hayat kurtarabileceğine de ihtimal vermiyor. Güvenliğin tam maliyeti kestirilemiyor. Tek bilinen 11 Eylül'den sonra güvenlik harcamalarının her yıl artmakta oluşu. Şirketler de güvenliğe daha fazla para harcıyor. Ama bu para ürün kalitesini arttırmaya değil şirketin sabit giderlerini arttırmaya yarıyor. Bunun faturasını da, örneğin artan hava limanı vergileri üzerinden tüketici ödüyor: "Aynı zamanda aralarında ekonomik hürriyetler de olmak üzere bireyin özgürlüğünü kısıtlayan genel uygulamalar da var. Emniyet gereği sınırlanması gerektiğine inandığımız hürriyetler ekonomik büyümeyi olumsuz yönde etkiliyor."
İstihdam piyasasına etkisi Profesör Tilman Almanya gibi bir ülkenin dışa kapanmak yerine kapılarını hangi ülkeden olursa olsun üstün yetenekli öğrenci ve vasıflı iş gücüne açması gerektiğini savunuyor.
Tilman, 'bu sayede sadece Alman ekonomisi kazanmaz, ama aynı zamanda ülkelerine para gönderecekleri ve dönüşlerinde iş kuracakları için göçmenler de bundan kârlı çıkar' diyor: "Günümüzde bütün batılı ülkeler aynı yönde, özgürlükleri kısıtlama yolunda ilerliyor. Daha fazla hürriyete ihtiyaç olup olmadığı ya da bir yasanın kalkması gerekip gerekmediği artık tartışılmıyor bile." Avusturya Linz Üniversitesi öğretim üyelerinden Profesör Friedrich Schneider, parmak izi kontrolü ya da telefon konuşması kayıtlarına harcanan paranın asıl fakirlikle mücadele ve milli azınlıkların korunması gibi yatırımlarda kullanılması gerektiği görüşünde. Organize suç şebekeleri ve kara para aklamayla mücadele de Schneider'in tavsiye ettiği diğer yatırım alanları. (DW)
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|