|

Gül Doğan, Virginia'ya Mektup isimli köşesiyle artık Renkhaber'de olacak. Doğan'ın ilk yazısını aktarıyoruz:
"Sevgili Editör, 8 yaşındayım. Arkadaşlarımdan bazıları Noel Baba'nın olmadığını söylüyor. Babam "Eğer The Sun'da gördüysen vardır." diyor. Lütfen bana doğruyu söyleyin. Gerçekten Noel Baba var mı?" Virginia O'Hanlon (Bu mektup, 8 yaşındaki Virginia tarafından 1897'de The New York Sun gazetesine gönderilmiş. )
Bir asır geçti üzerinden Virginia. Senin Noel Baba'yı arayışının üzerinden bir yüzyıl aktı. Noel Baba'dan hâlâ ses seda yok ve çocuklar hâlâ bekliyorlar, neyi beklediklerini dahi bilmeden.
Ben, Virginia, doğuya da batıya da yakın ve ikisine de bir o kadar uzak; üstü kapalı gizli çöplüklerin kokusunun ciğerlere çekildiği ve duvarlarla çevrili güzel bahçelerin büyüsüne tutsak bir ülkede senin kaybettiğin Noel Baba'yı arıyorum önüme çıkan her kuyuda. Çünkü biliyorum ki, varsa da bir mucize, illaki bir kuytuda, bir derin ve karanlık kuyudadır. İşte sırf bu yüzden, kuytuları kokluyorum Virginia. O görmediğim büyülü bahçeler aklımı kamaştırmasın diye, kuytuya çekiliyorum. Sokağın en ortasına, en kuytuya.
Senin gerçeği arayışının üzerinden bir asır geçti. Bir asırlık çocuklar geçti. Ellerine silah aldılar o çocuklar sonra, başka çocukları vurdular. Ellerine taş aldılar bazıları, kurşunlara karşı taş attılar. Ellerine kalem aldılar ve ne tuhaftır ki, o kalemlerle bombalara kan resmi çizdiler. Ellerine kitap alanlar vardı sonra, gözlerinde bir çokbilmişlik, ruhlarında bir garip huzur. Dillerine yalan doladılar bir de, ama sen yine de çok üzülme, gerçeğin melodisini mırıldananlar da oldu elbet. Bazı çocuklar oturup seyrettiler her şeyi. Umudun adını unutan o bazı çocuklar yalnızca seyrediyorlar. Ama hepsinin ortak özelliği gözlerindeki korkuydu elbet. Korkusuz bir çağ yaratamadık Virginia. Belki de gözlerindeki korkuyu en çok saklayanlar izin vermediler.
Korku içre dünyada pek bir şey değişmedi yani Virginia. Adını söylerken biraz olsun utanıyorsam bundandır. Ve senin arayıp da bulamadığın şey, esasen hayattır. Daha iyi bir hayat; çocukların gözlerine değecek kadar. Noel Baba'yı bilmem ama, daha iyi bir hayat vardır; hep vardır. Orada bir yerlerde, muhakkak ki vardır. Doğruyu söylüyorum Virginia. İnanacak gücün kalmadıysa da tahayyül et. Çünkü hayal ettikçe göreceksin ki, imkansız değil. Zor belki; bunca yalanın içinde, zor. Ama mümkün, Virginia. Çünkü her korkunun ardında, aslında inanılmaz bir cesaret yatar. Çünkü her korku kendisiyle yüzleşildiğinde koşar-adım kaçar. Çünkü "korkunun ecele faydası yok" derler ya, o bile yalandır. Korkunun ecele, hep faydası vardır; aslında korku ecelin en sıkı dostu, en sağlam yardımcısıdır. Ve çünkü Virginia, "gerçek" çok yakınlarda bir yerde ve kurtarılmaya hazır. Hazır olmayan belki de insandır...
Umudu soruşunun üzerine bir asır geçmiş bak. Bir asırdır canlıyız demek. Koca bir asırdır umutsuz da olsa nefes alıyor dünya. Ve bu topraklarda bir adam diyor ki; "Umut insanda!"
İşte bu yüzden, ben sana buradan, bu her ülke kadar çirkin, her ülke kadar sancılı bu ülkeden, bu köşeden, insanın kuytusunu anlatacağım. Samanlıkta iğne aramaya benzeyecek belki. Belki Noel Baba'yı bulamayacağız. Belki onu ararken karşımıza bol bol kan ve savaş çıkacak. Hiroşima çıkacak, Çernobil çıkacak, Holokost çıkacak, Orta doğu çıkacak. Her kuyudan sayısız ölü çıkacak. Her adımda acı olacak belki. Çünkü çocuklar büyüyorlar ve elleri kirleniyor Virginia. Ama gerçekle bağı koparmamanın tek yolu onu gerçekten aramak olmalı. Evet, belki Noel Baba'yı bulamayız. Ama sen "Lütfen doğruyu söyleyin" diyorsun ya; işte o doğruya dokunabiliriz.
Yola çıkalım Virginia.
Kuytuya, daha kuytuya, en kuytuya...
Korku ve umutla G.
Gül Doğan
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|