|
Panzerlerin yürüdüğü yerlerde çiçekler soluyor. Bunu sen de bilirsin.
Ve bu her ne kadar demagojik bir söylem gibi gelse de ilk bakışta, aslında gayet rasyoneldir Virginia. Ve dahası, panzerlerin yürümesi, yürüyecek oluşu da gayet rasyoneldir.
Koku, Virginia, birçok sebeple her şeye dahildir. Her evin kendine özgü bir kokusu vardır mesela, her insan başka türlü, her şehir kendi kokar. Hatta her dünya görüşü, kendince kokular salar dünyaya.
Sokağı sokak yapan insandır Virginia. İnsanın kokusu, insanın sesi, insanın ayak izidir. Şimdi insanı insan yapan şeyden bahsetmeye başlasam, sonu gelmeyen bir masala girişmiş olacağım. Ama ben "hareket" desem, "istek" desem, "talep" desem, "adım atmak", "adım atmaya zorlamak" desem, sen anlarsın biliyorum. Bu masal çokça müdahiliyetle ilişkili.
Sokakları polis kokan, cop kokan, gaz kokan, tazyikli su kokan bir şehir ilk bakışta ne denli saçma görünüyorsa görünsün; o kokuyu dikkatle içine çektiğinde şunu bilirsin: bu karmaşık, bu kötü, bu leş koku 'insan'dan mütevellittir. Orada hâlâ sokağı sokak yapan insanlar var demektir. Ses çıkarmaya, ayak izi bırakmaya çalışan insanlar... Ve ses çıkardıkları kesindir ki en kötü kokular/korkular salınmıştır üzerlerine.
Ne mutlu!
Bu insanlar Virginia, sana Noel Baba'dan bahsetmezler. Göz göre göre sana yalan söylemezler çünkü. Perilerden ve sihirli aynalardan da bahsetmezler sana. Küçücük bir çocuk dahi olsan, büyülü şeylerle kandırmazlar seni. Sen de kendini kandırma Virginia. Noel Baba gerçekten var olsa dahi, sana gerçek mutluluğu hediye edemez zira. Çünkü "gerçek mutluluk" diye adlandırılan o his, o insanca yaşamak hissi, o iliklerine kadar canlı olduğunun duygusu, canın duyusu, üzgünüm ama, buralardan biraz uzakta Virginia. Ama tüm bunları yeniden kazanabilmek içi, yaşamı hakikaten yaşanılır kılabilmek için, önüne konulan tüm tılsımlı yanılsamalardan vazgeçersen, o vakit gözlerin daha güzel görür; ellerin daha bir el olur Virginia.
"Özgürlük"ten bahsetmeyi çılgıncasına seven bir dünya bu. Öyle dillere pelesenk bir yanı var ki bu özgürlüğün, sanki kimse inşa etmiyor duvarları yahut kimse çarpmıyor onlara. Oysa benim bildiğim özgürlük Virginia, duvarları görebilmekle başlıyor. Görmediğin bir şeye inanabilirsin çünkü; ama zorlayamazsın onu.
Duvarları gör Virginia. Ben yalnız bunu istiyorum. Gerekirse yürü üstlerine ve çarp onlara. Canın acısın -ki acıyacak-. Ama sen yeter ki o duvarları gör. Yalnız böyle tahayyül edebilirsin onların ardındaki yaşamı ve yalnız böyle mızmızlanmadan ama bilerek yaşayabilirsin. Ve daha da önemlisi, ancak böyle başka türlü bir dünyada başka türlü hissedebileceğini hissedebilirsin.
Yani, diyeceğim şu ki Virginia, her şey ne göründüğü gibi kötü, ne de göründüğü kadar iyidir aslında. Sokakların kokusu bize tek bir şey söylemez. Aslında hiçbir gösterge bize tek bir şey söylemez Virginia. Müdahiliyet bir çok yerde ve pek çok şekildedir zira.
Haberlerde "Gösteri yapan gruba polis müdahale etti." yazıyor mesela; ben "Bir grup insan insansızlığa müdahale etti." anlıyorum.
Ama elbette, yine de bir şeyler beni incitiyor Virginia. Seni de incitecek. Ama bu incinmişliğe kendini kaptırma.
Kendi sesini kendinden sakınma Virginia.
Umut ve öfkeyle G.
Gül Doğan
Haber Yorumları (2 adet)
|
polente
|
|
çok hoş
|
| içime işledi sanki |
| 14.05.2008 12:37:30 |
|
lila
|
|
tebrikler
|
| edebi mahareti kuvvetli bir yazı, tebrikler |
| 13.05.2008 20:51:59 |
|