|
Garaj İstanbul'da cuma gecesi bir etkinlik var. Pamelia Kurstin, Baba Zula ve Dinar Bandosu'nun da katıldığı 'Geçmiş Gelecek' adlı etkinlik, dünyanın ilk elektronik müzik aleti 'teremin'e ithaf edilmiş.
Beach Boys'un 1968'i ve güzel günlere dair umudu simgeleyen şarkısı Good Vibrations var ya, işte oradaki harikulade sesler tereminden geliyor. Led Leppelin'in Whole Lotta Love'ındaki orgazm çığlıklarına eşlik eden esrik tınılar da tereminden... Ve B-sınıfı UFO filmlerindeki ürkütücü müzikler... İnsana mı, hayaletlere mi ait olduğu belli olmayan şu acayip 'viuuuuv' sesleri...
Teremini icat eden adamın, 70 milyonluk bir 'ne yapacağını, kime güveneceğini kestiremeyen insanlar topluluğu' olarak demokrasiyle yönetildiğimizden şüphe etmemize yol açan kişi olduğunu da araya sıkıştırayım. Yani bugün yavaş yavaş kendimizi şüphe üzerine kurulu bir 'Büyük Birader' diktatörlüğüne hazırlıyorsak, en sıradan telefon konuşmamıza bile ne idüğü belirsiz tuhaf tıkırtılar karışıyorsa, müsebbibi aslında o.
En iyisi, kalbimi yaralayan bu kederli hikayeyi baştan anlatayım...
DEVRİMCİ BİR İCAT
Bolşevik Devrimi'nin büyük kalkınma hamlesi başladıktan hemen sonra Leon Theremin adlı genç bir bilim adamı, Lenin'e devrimci ve her bakımdan 'elektrikli' bir icat sunmuş. Lenin öyle etkilenmiş ki; onu bu müthiş icadı dünyaya tanıtmakla görevlendirmiş. Yıl 1922.
Bir süre teremin dersleri bile alan müzik âşığı Lenin haklıydı bence. Kim olsa etkilenirdi!
Düşünün; genç bir adam eğilip masanıza minicik bir ahşap kutu bırakıyor. Sonra önceden çevresinde elektromanyetik bir alan oluşturduğu kutucuğa hiç dokunmadan, ellerini boşlukta dolaştırmaya başlıyor. Sadece başka alemlerin sakinlerinin anlayabileceği türden bir işaret diliyle konuşur gibi, göze görünmeyen bir kadının vücut kıvrımlarını okşarcasına... Ve ansızın müzik başlıyor. Odadakilerin en küçük devinimi bile değiştiriyor müziği, sesler yükselip alçalıyor, hızlanıp yavaşlıyor...
Sovyet teknolojisinin gururu olan bu cihaz sayesinde genç adam New York jet sosyetesinin de gözdesi oluyor. Eh, kışkırtıcı bir tebessümle gülerken 'meleklerle konuşabilen' birine hayran olmak kolay tabii. Hele baştan çıkarmanın türlü yollarını biliyorsa.
Mesela dönemin güzel kızı Clara Reisenberg'e 18. doğum gününde armağan ettiği pasta... Kız dönen bir tepside gelen pastaya yaklaştıkça mumun alevi yükseliyor, uzaklaştıkça alçalıyormuş.
Ayrı sınıflardan geldikleri için evlenmelerine izin verilmemiş ama Clara'nın kalbini çalan genç adam karşılığında ona teremin çalmayı öğretmiş. Sonradan Rockmore soyadını alan Clara, bugün gelmiş geçmiş en büyük teremin virtüözü sayılıyor. Bir belgeselde, teremin çalarken gözlerini yumup Leon'u hayal ettiğini anlatıyor, her seferinde elleriyle onun yüzüne dokunduğunu hissettiğini, havaya görünmez harfler çizerek şifreli aşk mektupları yazdığını...
Gelin görün ki; 1938'de çok tuhaf bir şey oluyor. Leon sırra kadem basıyor, aylarca bulunamayınca da öldüğü sanılıyor. Stalin'in emriyle apar topar kaçırılıp Gulag'daki toplama kamplarına gönderildiği, kör karanlık bir hücrede durmadan 'yeni icatlar yapmaya' mecbur bırakıldığı ta 1990'da, Glasnost sonrası ortaya çıkıyor. Bu icatlardan biri de başkalarının telefon konuşmalarını dışarıdan dinlemeyi sağlayan cihaz. Artık 94 yaşında tükenmiş bir adam, arzusu ve yaşama enerjisi katledilmiş bir hayalet haline gelen Leon Theremin bir kez daha Moskova'dan ayrılıp yeni dünyanın yolunu tutuyor. Bu kez sadece hatırlamak ve ölmek üzere...
'Büyük Birader' onun hizmetlerini çoktan unutmuş olabilir. Fakat hayaletlerin ve müziğe âşık olanların unutmadığı kesin. Yarın gece giderseniz Garaj İstanbul'a, bunu da hatırlayınız lütfen!
Haber Yorumları (1 adet)
lila
|
|
....
|
| güzel insan :) |
| 06.06.2008 16:13:00 |
|