|
Lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüellerin sorunlarının çözümü için çalışan Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği hakkında kapatma kararı alındı. Gerekçe, derneğin adıyla amacının 'hukuka, ahlaka ve Türk aile yapısına' uygunsuzluğuydu. Mahkemenin, Lambda'cılara hangi 'nezih' ismi ve hangi 'yüce' amacı yakıştırdıklarını henüz öğrenenebilmiş değiliz.
Nazi Almanya'sında eşcinsellikle mücadele için Gestapo'nun merkez ofisini kuran Himmler, yaşasaydı bu cinsel ayrımcı kararı sonuna kadar desteklerdi. Nihayetinde yüz binlerce eşcinseli 'suçlarının ağırlığına' göre toplama kamplarına göndermiş, işkenceye maruz bırakmış, üzerlerinde tıbbi deneyler yapılmasını desteklemiş ve bütün bunlara rağmen hâlâ ölmemişlerse eğer, idam ettirmişti.
Burada kimse idam edilmiyor neyse ki, işkence de söz konusu değil ama temel mantık benziyor: 'Sağlıklı' bir toplum yaratmak için ayrık otlarını temizlemek, bir şekilde başkalarına benzemeyeni ayıklamak...
Toplumsal, politik ve ekonomik yapının devamlılığını sağlayan, üretim odaklı heteroseksüel seks 'normal' ve ahlaka uygun sayılırken, 'normal' tanımı içinde yer almayı reddeden veya bunu beceremeyenlere varlık hakkı tanınmıyor. Önlerinde çoğunlukla iki seçenek oluyor; ya susup içlerine kapanacaklar, ya da dönüşecekler...
Lambda'nın kapatılması için bu kez öne sürülen gerekçe, derneğin adının ve amacının toplum ahlakını zedelediği.
Halbuki esas tehlikede olanlar eşcinseller ve travestiler değil mi? Alay edilen, aşağılanan, çeşitli vesilelerle hakarete uğrayan, kendilerini gizlemeleri istenen, dövülen, zaman zaman 'toplum ahlakının yılmaz savaşçıları' tarafından vahşice öldürülen bu insanların birbirlerine destek olmak ve seslerini duyurmak adına kurdukları bir derneğin kapatılma gerekçesi hangi suretle haklı bulunabilir? Onların her şeye rağmen kendi ailelerini oluşturma çabalarına kim karşı çıkabilir? En kötüsü, hal böyleyken bizden, bu ülkenin politik sisteminin demokrasi olduğuna inanmamız beklenebilir mi?
Öte yandan, Lambda ve benzer derneklerin kapatılması süreç içinde toplumsal ikiyüzlülüğü de artıracak, homofobinin örtülü bir biçimi olan homososyalliğin çığ gibi büyümesine sebep olacak gibi geliyor bana.
Yani imkanı olan rol yapacak, kendine bile yalan söyleyecek. Hakkında oluşması muhtemel her türlü eşcinsellik şüphesini bertaraf etmek için karısı veya sevgilisiyle yatağa girecek, kalan zamandaysa kahvehanelerde, meyhane masalarında, saunalarda, yani kadınların dışlanıp erkeklerin sözümona erkekçe bir araya gelebildiği muhtelif mekanlarda, çeşitli etiketler altında arzuladığı şeyi yaşayacak. Her gece Juliet'i uyutup Romeo'yu düşleyecek...
Kabul edelim; bu ikiyüzlülüğü ne Juliet hak ediyor, ne de Romeo...
- Akşam -
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|