|
Lost manyağı arkadaşım "Meğer televizyonu biz 'Lost'u izleyebilelim diye icat etmişler" demişti. Dizi seyretme özürlü olduğumdan, pek kaale almamıştım. Ne de olsa, 'Evli ve Çocuklu'dan bu yana tahammül edebildiğim tek dizi 'Dexter'dı.
'Lost'a da epey bir süre karşı koydum. Hatta birinci sezonu DVD'de silah zoruyla seyrettim. Ve inadım inat ya, sevdim demedim. Lakin büyü beni de sarmış olmalıydı ki, öteki bölümleri vakit geçirmeden aldım.
Haftalardır 'Lost'ta kaybolmuş vaziyetteyim. Dördüncü sezon bittiğinde bu konuda yazacağımı söyleyerek, 'Lost'un kitaplarından söz etmek istiyorum şimdi.
'Lost' dizilerin en edebiyat sever olanı. 'Alice Harikalar Diyarında'ya ve Homeros'un 'Oddysseia'sına yapılan göndermeler neredeyse sınırsız. Bunun dışında en entelektüel olanından en hergelesine, kahramanlar ha bire kitap okuyor, dahası kitaplar üzerine tartışıyorlar. Koca bir bölüm Hemingway-Dostoyevski rekabetine ayrılmış mesela. Hemingway hep Dostoyevski gibi yazmayı istemiş ve ama o kadar büyük olamayacağını da hep bilmiş.
Popüler bir dizi için ne ağır tartışma, değil mi? Favori kahramanım Desmond ise hakiki bir Charles Dickens tutkunu. 'Hiçbir şey Dickens okumanın verdiği yaşama sevincinin yerini tutamaz' diye düşünüyor. Okumadığı tek Dickens kitabı var, 'Our Mutual Friend'... Hapishanedeyken de, ıssız adadayken de onu yanından hiç ayırmıyor, ölmeden önce okuyacağı son şey o olsun istediği için.
Yerli dizileri sulandırdıkça sulandıran ve 'halk bunu istiyor' bahanesinin arkasına saklanan yapımcılara bir şey ifade eder mi acaba bu? Aynı halk 'Lost'u da ayıla bayıla seyrediyor zira.
Demek ki, dizileri seyrettiren yüzeysellik, cahillik ve sululuk değil.
--------------------------------------------------------------------------------
Köpek tüyünden kazak
The Bookseller dergisi geçenlerde 'En Tuhaf İsimli Kitap' ödülünü vermiş.
Listede neler var, neler... Mesela 'Greek Rural Postmen and Their Cancellation Numbers', yani 'Yunanistan'daki Taşra Postacıları ve İptal Numaraları'... Pul koleksiyonculuğuyla ilgili küçük bir kitapken, bir anda kült başyapıt oldu.
Onun en yakın rakibi 'People Who don't Know They're Dead'. 'Paranormal' etiketli raflarda benzerlerine rastlayabileceğiniz 'Öldüğünden Bihaber İnsanlar'ı unutulmaz kılan içeriği değil, ismi. Yakında grindcore tadında bir sinema filmi haline gelirse şaşmam. Yönetmen adayımsa, elbette George Romero...
'After the Orgy'yi, yani 'Orjiden Sonra'yı, ilhamını Fransız düşünür Baudrillard'dan alan teorisyen Dominic Pettman yazmış, epey sağlam bir pop kültür ve medya eleştirisi. ('Orijiden Sonra İçilen Kahve' yazımın çıkış noktası bu kitaptı.)
Tuhaf, enteresan, ilgi çekici veya manasız isimli öteki kitaplara gelince...
The Anger of Aubergines, Patlıcanların Öfkesi. Bombproof Your Horse, Atınızı Bomba İşlemez Kılın. Coyotes I Have Known, Tanıştığım Çakallar. Fancy Coffins, Şık Tabutlar. God Makes Sex Great, Seksi Harikulade Yapan Tanrı'dır. The Aesthetics of the Japanese Lunchbox, Japon Sefertası Estetiği. The Joy of Chicken, Tavuk Coşkusu. Reading Toes, Ayak Parmaklarını Okumak. Reusing Old Graves, Eski Mezarları Yeniden Kullanmak. The Sexual Politics of Meat, Etin Cinsel Politiği. Tattoed Mountain Women and Spoon Boxes of Daghestan, Dağıstan'ın Dövmeli Dağ Kadınları ve Kaşık Kutuları. Rats: For Those Who Care, Fareler: Aldırış Edenlere. How to Shit in the Woods, Çalılıklara Büyük Tuvaletinizi Nasıl Yaparsınız. ('Yitip gitmiş bir sanata çevreci bakımdan güçlü bir yaklaşım' alt başlığını taşıyan bu sonuncusuna 'gözden geçirilmiş 2. baskı' ibaresi eklenmiş.)
En güzeli 'Knitting with Dog Hair'. Köpeğinizin halıya, koltuğa, yatağa yorgana yapışan tüylerini biriktirip nasıl atkı, bere vesaire örebileceğinizi anlatan bir kitap... Alt başlık şöyle: 'Hiç tanışmayacağınız bir koyundansa, tanıyıp sevdiğiniz bir köpeğin tüyleriyle öreceğiniz kazak daha iyidir'...
Okur muyum? Okumam. Zaten örgü de öremem. Yine de, biliyorum, bu kitabı bulursam alacağım.
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|