|
Yarım kalan işler insanın peşini bir türlü bırakmaz, bu yüzden yerli mizah yazarlarından söz etmeyip New Yorklu Woody Allen'ı methetmemden yakınan okuruma geri döneceğim. Fikrimi değiştirecek değilim ama. Israrlıyım; bizde eğlenceli hikayeler, romanlar yazılmıyor.
'Penguen' gibi, 'Uykusuz' gibi neredeyse tek başlarına siyasi muhalefet olma işlevi üstlenen şahane mizah dergilerimiz çıkıyor, kabul. Atilla Atalay'ımız; Serdar Turgut'tan Ahmet Hakan'a, Pakize Suda'dan Sezyum'a mizah duygusu kuvvetli, okurken eğlendiren, eğlendirirken ısıran köşe yazarlarımız da mevcut, ona da peki.
Yine de edebiyat alanında böyle muazzam bir boşluk var işte; komik roman, komik hikaye çıkmıyor. İçinde mizah unsurları barındıran romanlar yazılıyor ara sıra, evet ama onların da öncelikli amacı başka. Mizahın günlük hayatta seri halde üretildiği ülkemizde, ya içi boş manasızlıklar silsilesi altında eziliyoruz ya da ağırbaşlı, uslu, derin kitapların gölgesinde boğuluyoruz.
Kara mizah denince akla gelen ilk isim olan İzzet Yasar ve 'Özel Sektör İmamı' bir istisna. Alper Canıgüz'ün İngilizceye tercüme edilecek psiko-absürd romantik komedisi 'Oğullar ve Rencide Ruhlar' ise varlığıyla o kadar engin bir boşluğu dolduruyor ki, 'kült' olmayı hak ediyor. İslami kesimden Murat Menteş'in macera, aşk ve bol miktarda espri, dil oyunu, abartı, teşbih içeren ve Yavuz Turgul'un filme çekeceği söylenen romanı 'Dublörün Dilemması' da öyle... Bir de Murat Somer'in bir vakitler 'Hop Çiki Ya Ya' serisiyle adım attığı 'yeraltı' mizahı var. Hepsi bu, devamı başka bahara...
Sebebi her şeyden önce cesaretsizlik. Akıl, gölgesini üzerimizden eksik etmiyor. Hayatta hiç imtina etmediğimiz şeylerden edebiyatta uzak duruyoruz. Yazarlar abesle iştigal edip zırvalayacaklarından korkuyor, bizimse birileri bize gülerse küçük düşeceğimiz için ödümüz patlıyor.
Eleştirinin taraftarlık veya aleyhtarlık düzeyinden öteye gidemez olduğu ülkemizde, mizah da bundan payını alıyor. Hoşgörü kabiliyetimiz yerlerde sürünüyor, alınganlık düzeyimiz yüksek. Bize benzemeyen, bizim tamamen dışımızda tiplerle dalga geçilmesine tahammül edebiliyoruz sadece.
Politikacılarla, popüler kültür şahsiyetleriyle ya da Recep İvedik'in yazıdaki karşılığı olan prototiplerle, evet ama bizimle asla!
Mizahın zihinlerde işgal ettiği yer de epeyce kuşkulu zaten, rengi kapkara olmadığı müddetçe mizaha kolay kolay edebiyat payesi verilmiyor. Ödüller hep ağır abilerin ağızda kesif tatlar bırakan romanlarına gidiyor.
Oysa bir anlasak, Alain de Botton'un bir kitabında yazdığı gibi, haksızlık ve düşkırıklığının yaşandığı her yerde eleştirinin espri kılığında da boy göstermesi gerektiğini. Hayatı biraz da bunun katlanılır hale getireceğini, o zaman kendimizi artık eskisi gibi yalnız hissetmeyeceğimizi...
Kusurlu bir dünyanın kusurlu şahsiyetleri olduğumuzu bir idrak etsek. Sadece bize olur zannettiğimiz durumların başkalarının da başına gelebileceğini kavrasak, hafiflesek. Ağırbaşlılık maskelerimizi bir kenara fırlatsak...
--------------------------------------------------------------------------------
SERİ ÜRETİME DAİR SORULAR
'Bu sadece Türkiye'de olur' denecek türden hadiselerin vuku bulduğu bir ülkede yaşıyoruz, dedim ya, işte birkaç misal...
Talih Kuşu: Adamın birinin kafasına aynı gün içinde içinde üç kez kuş pislemiş, adam da gidip piyango bileti almış. E, ne var bunda demeyin! Böyle bir hadise başka hangi ülkede ana haber bültenine konu olur, insan merak etmez mi?
'Kadın' Atatürk: Fatma Girik'in 'Kadın Hamlet' olup bizi Royal Shakespeare âlemlerine rezil rüsva etmesinin ezikliğini bunca yıldır içimizden atamamışken, Nurseli İdiz'in sırf sarı saçlı, mavi gözlü diye 'Kadın Atatürk' olmasına ne demeli... Nasıl üstesinden geleceğiz biz bu travmanın? Sharon Stone, Abraham Lincoln kılığına girse, içimiz bir parça ferahlar mı acaba?
'Salo' Sevan: Sevan Nişanyan'ın Pasolini'nin 'Salo' filminde millete gümüş tepsiler içinde kendi pisliğini yediren zorbalarla rekabete girip eşine kavanoz içinde 'bir şeyler' ikram etmesinin altında yatan sebepleri dernek dernek, üniversite üniversite aramayı, arada da birbirimizle didişmeyi sürdürecek miyiz?
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|