Artık bir şeyler değişiyor...  
Anasayfa Künye Reklam Arama
Haberler Video Haber RH+ Röportaj Yazarlar
 
 

Çok Okunanlar
Devamını Oku Topbaş ve Gökçek’le yola devam mı?
Devamını Oku Avukata oruç dayağı
Devamını Oku Oğlum devlet için 93- 94 adam öldürdü
Devamını Oku Belediye'den içki yasağı açıklaması
Devamını Oku ADD'de şok

Son Yorumlananlar
Devamını Oku LeMan'dan Bomba Resepsiyon!
Devamını Oku TÜBİTAK: UFO Görüntüleri Gerçek
Devamını Oku Bu poponun sırrı çözüldü
Devamını Oku Sayım Çınar, Ayşe Özyılmazel ile Söyleşti
Devamını Oku Bu Akşam Dem Tv'de Kırmızı Kart'tayız

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı
Şifre

Üye Olayım

Şifremi Unuttum

Sitemiz
Mozilla Firefox
Internet Explorer
Opera
Safari
ile test edilmiştir.



RSS / XML
RSS / XML
EkleBunu RSS Ekle Butonu


   
 
Müzede kahve ve sohbet

Gülenay Börekçi

Bir arkadaşımla Sultanahmet'teyiz. Burası güzel, serin ve yeterince cıvıltılı... Meydan'da tur atıyoruz, dar sokaklara sapıyoruz, tarihi yapıların arasında kaybolup kaybolup yolumuzu buluyoruz... Her köşesini ezbere bildiğimizi sandığımız bir şehri yeniden, yeniden keşfetmenin mümkün olduğunu kavrıyor, kristof kolombculuk oyununun tadını çıkarıyoruz. Sonra kendimizi Arkeoloji Müzesi'nin gölgeli bahçesine atıyoruz. Artık müzenin siyah-beyaz, nazlı kedisi Fatoş'la mırıl mırıl aşk tazeleyebilir, masa niyetine antik sütun başlarını kullanarak kahvemizi içebiliriz...

Okuyacak bir şey bulamıyorum, diye yakınıyorum ben. Yani güzel romanlar, hikayeler çıkıyor elbette... Ama işte, 'bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti' duygusu, benim oralara uzun süredir uğramıyor. Fielding'in, Dickens'ın, Kafka'nın, Joyce'un yarattığı büyülenme halini yenilerin hiçbirinde yaşayamıyorum. Tanpınar'ın yayınlanmamış kitapları çıksa diye hayallere kapılıyorum. Hafiflemek istiyorum ara sıra, John Irving'in 'A World According to Garp'ını, Capote'nin 'Tiffany'de Kahvaltı'sını veya Anita Loos'un bir ara tüm arkadaşlarıma hediye edip zorla okuttuğum 'Erkekler Sarışınları Sever'ini bi daha istiyorum.

'Mistik Olay'ın boş bir eve sığınan kahramanları vardı ya, diyorum. Evdeki kitapların hepsi yaldızlı birer ciltten ibaretti, içleri boştu. Meyve sularının mumdan, hamburgerlerin plastikten olmasına şaşırmışlardı ama kitapların içleri boş diye hayret etmemişlerdi. Onlar gibi oluyoruz biz de?

Sahafta kulak misafiri olduğum karı-kocayı anlatıyorum sonra. Eski bir Fransızca ansiklopediyi beğenip ciltçiye göndermeye karar vermiş, uzun uzun renk seçmeye çalışmışlardı. Kadın şarap kırmızısının öteki eşyalara pek uyacağını, salonun rengini açacağını söylemişti. Böyle hikayeleri şehir efsanesi sanırdım, halbuki gerçekmiş.

Hem hiç okunmayacak kitapları dekoratif bir unsur olarak ciltletmek gibi aşırılıklara lüzum yok, 'aslında kitap olmayan kitaplara' fazlasıyla aşinayız. Hatırlanmaya değmeyecek 'trendy' romanlara, 'piliç edebiyatı'nın aşk ve seks geyiklerinden başka hiçbir şey içermeyen saçmalıklarına, germeyen gerilimlere... Uzun süredir Pandora, Simurg veya Robinson Crusoe dışındaki kitapçılara pek gitmiyorum bile mesela, yüzeysellik bombardımanından uzak durayım diye...

Anlayacağın, dedim konuşmaktan yorulup bitirirken, ben bugünlerde bazı klasikleri ve kendi klasik adaylarımı 'yeniden' okuyorum. 'Suç ve Ceza'yı tuvalette okursam eğer, kaç senede bitirebilirim sence? diye dalga geçenlere de fena halde gıcık oluyorum.

Gevezeliklerimi sabırla dinleyen arkadaşımın cevabı doğrusu bir parça kırıcıydı: "Bu kadar abartma! Zaman değişti ama sen çocukça bir şımarıklıkla her şeyin eskisi gibi olmasında diretiyorsun. Dünyanın sana sunulmuş koca bir malikane olduğunu düşün, anahtar destesini alıp odaları dolaşacak, keşfedeceksin ama bakıyorsun kilitlerin hepsini değiştirmişler. Çaren yok, ya çekip gideceksin o evden, ya anahtarlarını yenileyeceksin... Hem şu da var; belki sadece yaşlanıyorsundur."

Söylediklerini düşüneceğime söz verdim. Tabii yaşlanma bölümünü bir daha hatırlatmazsa..

- Akşam -


20.07.2008 11:38:11
 
Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Yazdır Yukarı Çık

Bu habere henüz yorum yazılmamış...




Gülenay Börekçi Bölümünden Son Yazılar
Devamını Oku 03.09.2008 13:00:49 - Çikolatalı rüya tabirleri
Devamını Oku 21.08.2008 11:13:52 - Recep İvedik ve adab-ı muaşeret
Devamını Oku 12.08.2008 19:26:47 - Okan Bayülgen Mr. Big mi?
Devamını Oku 03.08.2008 13:39:02 - 2 dakikada 20 sene
Devamını Oku 31.07.2008 12:24:50 - Middlesex: Ne kadın ne erkek olmak
Devamını Oku 27.07.2008 18:30:54 - Bi’ çeşit canavar
Devamını Oku 24.07.2008 23:29:33 - Atatürk'ün Ruhu 21 Gram mıdır?
Devamını Oku 23.07.2008 12:06:24 - Okumak Kraliçe’yi bozar mı?
Devamını Oku 20.07.2008 11:38:11 - Müzede kahve ve sohbet
Devamını Oku 16.07.2008 00:30:04 - Kazmalar tenis oynayamaz!
Devamını Oku 12.07.2008 23:39:35 - Rufus Wainwright’tan Guantanamo’ya
Devamını Oku 10.07.2008 15:06:12 - Atatürk’ün ruhu 21 gram mıdır?
Devamını Oku 06.07.2008 10:43:58 - Sezen Aksu ile deniz yıldızları
Devamını Oku 01.07.2008 12:22:58 - Mizah nereye saklanıyor?
Devamını Oku 29.06.2008 22:37:18 - Latife Tekin C vitamini ve arsızlık
Devamını Oku 26.06.2008 14:33:37 - Alametler ortada...
Devamını Oku 23.06.2008 00:06:16 - Doğrusu, pek umurunda değilsin!
Devamını Oku 19.06.2008 19:13:28 - Juliet’i uyutup Romeo’yu düşlemek...
Devamını Oku 16.06.2008 10:29:11 - Kayıp Espri Defterleri
Devamını Oku 10.06.2008 14:54:45 - Annemi nasıl öldürebilirim?
Haberi Değerlendirin
Gereksiz bir haber
Yayınlamanız gerekmezdi
Faydalı bir haber olmuş
Gerekli bir haber
Haberiniz çok çok isabetli
Bu haber için oy kullanan 6 ziyaretçimizin puan ortalaması: 2,67
Haber İşlemleri
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yorum Yaz
Yorumları Oku
Haberi Paylaş
Google Google Live Live MySpace MySpace
Facebook Facebook Delicious Delicious Digg Digg
 
Google Chrome ne kadar hızlı?
Google Chrome ne kadar hızlı? Bir Google ürünü olan, Google chrome, gerçekten de çok mu hızlı?...
Dünya nefesini tuttu bu deneyi bekliyor
Film yıldızı olmak ister misiniz?
0,36 saniyede derlendi.