|
Endişe, tedirginlik, belirsizlik... Şair-şarkıcı Rufus Wainwright'ın Aya Irini'deki konserine şu sıralar rengi gittikçe koyulaşan alacakaranlığı aralamak, bir parça nefes almak ümidiyle gittim.
İlhamını Amerikan müzikalleri, Fransız şansonları ve Alman lied'lerinden alan Wainwright, Peter Pan'la sevgilisi Tinkerbell'in bir karışımı gibiydi. Şarkı aralarında bol bol konuştu. Dünyanın en rengarenk, 'şen' ve 'gay' köprüsüne sahip olan İstanbul'u çok beğenmiş mesela. 'Little Sister' şarkısını kadınlara ithaf etti, çünkü bilirsiniz, o 'koskoca' bir gay olduğu için 'oğlanlardan' hoşlanıyormuş ama ah işte, şarkılarını oğlanlar değil kadınlar seviyormuş...
Osmanlı sultanlarının kaftanlarını şarkıcı Dolly Parton'un kıyafetlerine benzetti sonra. Kilise mi, cami mi olduğunu kestiremediği Aya- sofya'yı gördüğünden beri kendini Bizans İmparatoriçesi gibi hissettiğini anlattı. 'Leaving for Paris'i söylerken sahneye çıkıp rol çalan kedi ise ona -elbette mahsusçuktan- küçük bir kıskançlık krizi geçirtti.
Bu epey janjanlı adamın aynı zamanda sağlam bir siyasi tavır geliştirmiş olduğunu bilmek güzeldi. Bizim sahnelerimizde 'politikayı ağır abiler yapar, eşcinsellerse eğlendirir' klişesi hakimdir ya, diğer türlüsüne alışık değiliz pek. Halbuki, eskiden demokrasi ve hürriyet anlamına gelen ABD'nin Bush hükümetinden sonra sürekli kıyım ve yıkım üretmesine ve gündelik hayattaki dekadansa tahammül edemediği için ülkesini terk etmiş biri Wainwright. Dün sahnede pembelere bürünüp kelebek gibi daldan dala konarken de isyankârdı.
İŞKENCE VE ASİMETRİK SAVAŞ
Benimse yanımda onun kadar şanslı olmayan başka şairlerin şiirlerinden oluşan bir kitap vardı; Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkan 'Guantanamo'dan Şiirler'...
Guantanamo, biliyorsunuz, 11 Eylül saldırısını bahane ederek Ortadoğu'da acil bir yeniden yapılandırmaya giden ABD hükümetinin dünyanın dört bir yanından topladığı terörist zanlılarını kapattığı toplama kampı. 2002'de 775 Müslüman, suç kanıtı olmadan, yargı önüne çıkarılmadan, sırf birilerinin canı öyle istedi diye Küba yakınlarında bir adaya götürülmüştü. Sadizme adını veren Marquis de Sade'ın bile aklına gelmeyen ileri işkence teknikleri icat edilmişti onlar için. ABD'nin 'asimetrik savaş' saydığı toplu intiharlar, kendini her gün öldürmeye yeltenip her seferinde ağır ağır öldürülmek üzere 'kurtarılanlar' vardı.
Masumiyetleri kanıtlanan mahkumlar yıllar sonra dışarı çıkabildi. Kalanların durumuysa belirsiz...
Sivri dilli Amerikalı yazar Gore Vidal kitap için 'Guantanamo'dan nihayet bir ses geldi' diyor. Gerçi şiirlerin çoğunun , onları dilimize çeviren Gündüz Vassaf'ın da söylediği gibi edebi değeri pek yok. Lakin bazı kitapları edinip okumak için edebi değer taşımaları da gerekmez.
Öfkelerini, isyanlarını, başlarına gelenler karşısında hissettikleri hayret ve inanmazlığı dile getiren mahkumlar yapay köpükten bardaklar üzerine çakıl taşlarıyla kazıyarak ve o bardakları hücreden hücreye geçirerek yazmışlar şiirleri. Kağıt kalem kullanmalarına ancak iki yıl sonra izin verilmiş. Yine de şifreli mesajlar taşıyabilecekleri şüphesiyle yazdıkları her şey, sadece şiirleri değil, mektupları bile ellerinden alınıyormuş.
'Guantanamo'dan Şiirler'i yayına hazırlayan kişi, mahkumların avukatlığını da üstlenen Amerikalı hukukçu Marc Falkoff. Pentagon'un 'insanlığın güvenliğini riske attığını' iddia ettiği kitabı şöyle anlatıyor: "Buradaki şiirler, Amerikan hükümetinin 'kötülerin en kötüsü' olarak tanımladığı bu adamların insanlığını doğruluyor sadece."
Bir de şu var... Sözcüklerle soluk alıp veren, okunmak için değil sağ kalabilmek için yazan bu mahkumların şiirleri, onların aklanmalarına da yardım edecek, zira elde edilen gelir Falkoff yönetiminde süren davaya gönderilecek...
Şilili yazar Ariel Dorfmann, yayınlanması bile mucize olan bu incecik kitaba yazdığı sonsözde şöyle diyor: "Belki bir gün, eğer yeterince umursar isek, dünyayı özgürce dolaşan yalnızca şiirler olmayacak, onları yazan eller, dudaklar ve ciğerler de özgür kalacak..."
Ve yeterince kaygılanırsak; iyi adamların güzel şarkılarını günün birinde yüzlerini bilmediğimiz o mahkumlar da dinleyebilecek...
- Akşam -
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|