|

Dursun Karataş Brüksel'de bir hastanede kanserden öldü
|
Hakkında daha önce de öldü haberleri çıkan DHKP-C örgüt lideri Dursun Karataş Brüksel'de bir hastanede kanserden öldü..
Bir süredir Belçika'da kanser tedavisi gören yasadışı DHKP-C örgüt lideri ve terör suçuyla aranan Dursun Karataş öldü.
Karataş 1953 yılında Elazığ'da doğdu. 1978'de İstanbul Teknik Üniversitesi Derneği'nde Devrimci-Sol fraksiyonunu kurdu. Örgüt, o dönemde eski başbakan Nihat Erim ve MHP Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak'ı öldürdü. 12 Eylül harekatından sonra 30 Eylül 1980 tarihinde yakalanan Karataş, 3 Kasım 1980'de tutuklandı. Yargılanma sonucu idama mahkum oldu, cezası müebbete çevrildi. Dokuz yıl cezaevinde kalan ve bu süre içinde örgütü cezaevinden yöneten Karataş, 25 Ekim 1989'da Bayrampaşa Cezaevi'nden, örgütün ikinci ismi Bedri Yağan'la birlikte firar etti. Avrupa'ya kaçtı ve bugüne kadar Almanya, İngiltere, Fransa, Yunanistan, Belçika ve Hollanda gibi ülkelerde, sahte kimlikle ve kaçak olarak yaşadı. Örgüt 1994'de siyasi temeli olan Mahir Çayan liderliğindeki THKP-C'den esinlenerek DHKP-C (Devrimci Halk Kurtuluş Partisi ve Cephesi) adını aldı. Karataş, 9 Eylül 1994'de Fransa'da yakalandı ve dört ay cezaevinde kaldıktan sonra 26 Ocak 1995 tarihinde serbest bırakıldı.
DHKP-C DOĞRULADI
Yasadışı DHKP-C örgütü liderleri Dursun Karataş'ın öldüğünü doğruladı.
Yasadışı sol örgüt Devrimci Halk Kurtuluş Partisi - Cephesi (DHKP-C) liderleri Dursun Karataş'ın öldüğünü açıkladı. Örgüt, yayımladığı bildiride "Komutanımız, önderimiz, dayımızı yitirdik" dedi.
"Binbir Surat" ve "Dayı" lakabıyla da bilinen DHKP-C Genel Sekreteri Dursun Karataş'ın öldüğü açıklandı. Yasadışı DHKP-C örgütü, bu sabah yayımladığı bildiride Karataş'ın vefat etiğini duyurdu. Örgüt, "Karataş, son altı güne kadar görevlerinin başındaydı. Ölümüne dek herşeyi planladı" ifadesini kullandı.
Karataş'ın ölüm haberini uzun bir bildiriyle duyuran yasadışı örgüt, "Halkımız, yoldaşlarımız!" başlığıyla yayımladığı bildiride şu ifadelere yer verdi:
"Önderimiz 10 yıldır kanser tedavisi görüyordu. Bu savaşında da her zaman olduğu gibi güçlü ve iradiydi. Hastalığı bir günde ortaya çıkmadı elbette. Ağır işkencelerin, uzun tutsaklık yıllarının, onlarca kez girilen açlık grevlerinin, ölüm oruçlarında geçirilen tüberkülozların, sürgün yıllarındaki zorlukların kısacası, faşizmin ve emperyalizmin baskı ve kuşatması altında geçirilen 38 yılın sonucuydu sağlığını kaybetmesi. Tedavisi için gereken herşey yapıldı fakat bilimin ve doğanın sınırları vardı. O sınırlarda kaybettik onu. Tek bir gün bile, görevlerinden geri kalmadı bu yıllar boyunca. Son 6 güne kadar da görevinin başındaydı. Kendi ölümü dahil, her şeyi planladı."
Karataş'ın artık "eldeki bayrak" olduğunu da belirten örgüt, bildirisine yölle devam etti:
"Kadrolarımız, taraftarlarımız ve halkımız emin olabilir ki örgütümüz, tüm yönetim mekanizmalarıyla görevinin başındadır ve onun öğrettikleri ile savaşmaya devam edecektir. Onun yaşamı, bağımsız, demokratik, sosyalist Türkiye'ye adanmış bir yaşamdır. 38 yılı devrime verilmiş bu yaşamın her saatini, her saniyesini belirleyen bu adanmışlık olmuştur. Bu adanmışlık, bu dava adamlığı, bize her zaman hedefimizi hatırlatan bir miras olarak önümüzde duracak. Bağımsız, Demokratik Sosyalist Türkiye hedefinden hiç sapmadan devrim yürüyüşümüze devam edeceğiz."
Örgütü, Karataş'ın hayat hikayesinin de yer aldığı bildiride, ölümün nerede gerçekleştiğine ve cenazenin nerede kaldırılacağına ilişkin bir açıklama yapmadı. İddialara göreyse, Karataş Brüksel'de tedavi gördüğü bir hastanede öldü. Karataş'ın uzun yıllardan bu yana kanser tedavisi gördüğü biliniyordu.
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|