|

''25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü'' nedeniyle kadına yönelik şiddeti protesto etti.
Galatasaray Lisesi önünde toplanan Emekçi Kadın Komisyonları üyesi bir grup, ''Eşit işe eşit ücret'', ''Cinsel, ulusal, sınıfsal sömürüye son'', ''Kadın olmadan devrim olmaz, devrim olmadan kadın kurtulmaz'' şeklinde sloganlar attı.
Grup adına Güneş Akyüz tarafından okunan basın açıklamasında, 25 Kasım'ın, 1981 yılında Kolombiya'da toplanan Latin Amerika Kadın Kurultayı'nda ''Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü'' ilan edildiği hatırlatıldı. Açıklamada, 8 Mart'ın olduğu gibi 25 Kasım'ın da kadınların kapitalist sisteme karşı mücadele günü olduğu belirtilerek, kadına yönelik şiddetin, sömürünün olduğu her yerde ve yaşamın her alanında hala görüldüğü ifade edildi.
Açıklamada, mevcut yasalarda kadını koruyan bazı maddeler yer almasına rağmen bazı maddelerin göstermelik olduğu savunuldu. Açıklamanın ardından müzik dinletisi sunan grup, daha sonra dağıldı.
Polislere "Kadına Karşı Şiddete Son" eğitimi "Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesinde Polisin Rolü ve Uygulanacak Prosedürler Eğitimi Projesi'nin ilk ayağı olan ''Eğiticilerin Eğitimi'' tamamlandı. Eğiticilerin eğitiminin tamamlanması dolayısıyla yarın Devlet Bakanı Nimet Çubukçu'nun katılımıyla basın toplantısı düzenlenecek.
Kadına Karşı Şiddete Son Ulusal Kampanyası kapsamında 26 Aralık 2006 tarihinde Devlet Bakanı Çubukçu ile eski İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu tarafından imzalanan protokol ile başlatılan proje, ''Eğitici Yetiştirme Eğitimleri'' ve ''Polis Merkezlerinde Çalışan Görevlilerin Eğitimi'' olmak üzere iki aşamadan oluşuyor.
Projenin ilk aşaması olan ve Mayıs 2007'den bu yana devam eden ''eğiticilerin eğitimi'' kapsamında 81 ilden 270 amir sınıfı teşkilat mensubu ''Şiddet Mağdurlarına Yaklaşım Teknikleri, Kadına Yönelik Şiddet, Aile İçi Şiddet, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği'' ile ilgili konu başlıklarında eğitim gördü. Projenin ikinci aşamasında bu eğiticiler, Türkiye genelindeki 1197 polis merkezinde çalışan yaklaşık 40 bin emniyet personeline hizmet içi eğitim verecek. Eğitim, 2008 yılı sonuna kadar tamamlanmış olacak.
(Gazeteport)
Gün olarak varlığının bile çok şey ifade ettiği "25 Kasım Uluslararası Kadına Karşı Şiddette Hayır Günü", kadın-erkek eşitliği, kadının insan haklarının korunması ve geliştirilmesi, toplumsal yaşamın her alanında kadının konumunun güçlendirilmesi talepleriyle ve bir sonraki 25 Kasım'da bu tarz ihlallerden bahsetmeme umuduyla kutlanıyor.
Aile içi şiddet azalacağına artıyor. Töre cinayetleri, erken ve zorla evlilikler devam ediyor. Şiddetin ağırlıklı uygulayıcısı erkekler bu günle pek ilgilenmiyor.
CİNSİYETLERİNDEN DOLAYI ŞİDDET 25 Kasım tüm dünya kadınlarının, cinsel şiddete, aile içi şiddete, seks turizmine, kadın tutuklu ve mültecilere yönelik şiddete karşı tavır aldığı ve mücadeleye devam ettiklerini gösterme fırsatı yakaladıkları bir gün. Ancak ne yazık ki kadınlar hâlâ cinsiyetlerinden dolayı şiddet görüyorlar. Bu şiddet bazen aşağılanma, hor görülme, bazen de koca dayağı, tecavüz, sarkıntılık olarak karşımıza çıkıyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin 2006 Kadınlara Karşı Şiddet Raporuna göre dünyada her üç kadından biri, yaşamının bir noktasında şiddetle tanışıyor. Şanssız olanlar için, bu şiddet varolmaya devam da ediyor.
Kadına yönelik şiddet, 21. yüzyılda da eğitim, sosyo-ekonomik durum, sınır, milliyet, din, dil, sınıf farkı gözetmeksizin tüm insanlığın en önemli sorunlarından biri olma sıfatını kaybetmiş değil. Kadınlara karşı şiddetin küresel olarak süregelme-sinde, hatta artmasında önemli bir faktör de şiddeti gerekçelendirmede 'kültür'ün hatalı olarak kullanılması gösteriliyor. BM raporuna da girdiği haliyle, Kültürel geleneklerin savunulduğu iddiası ile kültürel gerekçelendirme bazı devletler ve birçok ülkedede toplumsal gruplar tarafından kadınların insan haklarını kısıtlamak için kullanılıyor.
NEDEN 25 KASIM? 25 Kasım 1960 yılında Dominik Cumhuriyeti'nin Kuzey bölgesinde bir uçurumun dibinde üç kadın cesedi bulundu. Ertesi gün gazeteler bunun bir kaza olduğu haberini yayınladılar. Ancak kısa zamanda anlaşıldı ki, General Trujillo'nun diktatörlüğüne karşı mücadele veren üç kız kardeş sivil polisler tarafından öldürülmüştü. Üstelik işkence ve tecavüze uğrayarak. Patria, Minerva ve Maria Teresa Mirabal kardeşler, Agua adlı küçük bir köyde dünyaya gelmiş ve Latin Amerikalı diktatör Rafael Leonidas Trujillo'nun politikalarına karşı demokrasi mücadelesi vermişlerdi. Birçok kez hapse girmişlerdi. Mirabal kardeşlere dönük bu acımasız şiddet, 1981 yılında Kolombiya'da feministler tarafından, 'Kadına Yönelik Şiddete Karşı Dayanışma Günü' olarak ilan edildi.
Mirabal kardeşler, daha sonra 'kelebekler' olarak anıldılar. Bu isim, Minerva'nın gizli siyasi eylemlerde kullandığı kod adı idi. Dominik Cumhuriyeti ve Amerika'da tanınmış bir yazar olan Julia Alvarez'in, Mirabal kardeşlerin hayat öyküsünü anlattığı 'Kelebekler Zamanı' adlı romanıyla 'kelebekler' ismi iyice yaygınlaştı. Günümüzde de kadın hakları mücadelelerini sürdüren kesimlerce, Condoleezza Rice gibi 'savaş prensesleri' değil, Mirabal kardeşler örnek alınıyor.
BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ? 15 - 40 yaş arası birçok kadının kanser, trafik kazaları ya da sıtma yerine toplumsal cinsiyet kökenli şiddet nedeniyle ölmekte ya da yaralanmakta olduğunu? Her 3 kadından ı'inin yaşamı boyunca dövüldüğünü, cinsel ilişkiye zorlandığını ya da taciz edildiğini? Kadın cinayet kurbanlarının yüzde 70'inin erkek partnerleri tarafından öldürüldüğünü? Her yıl iki milyon kızın cinsel organlarının sünnet edilme riski olduğunu? Kadınlar için hem barışın hem de savaşın ayrımcılık ve şiddet zamanları olduğunu?
Şiddetin, militarizasyonun ana özelliklerinden biri ve artan şiddetin kadına yönelik cinsiyet kökenli şiddetin seviyesini de artırdığını? İstikrarsızlık ve silahlı çatışmaların tecavüz ve cinsel şiddet de dahil olmak üzere şiddetin her türünü artırdığını?
BEKÂRET KONTROLÜ DE ŞİDDET Türkiye'nin sayılı sığınma evlerinden birini kuran Kadın Dayanışma Vakfı'nın Başkanı Dilara Demir-bulak, vakfı adına şu açıklamayı yapıyor, "Biz kadınlar, şiddetin yaşamımızdan dışlanmasını istiyoruz. Dayak, tecavüz, sarkıntılık, bekâret kontrolü gibi bedenimize ve onurumuza yönelmiş tehditleri kaldırıp, kimliğimize ve geleceğimize sahip çıkmak istiyoruz. Her gün, her yerde şiddetin bir nesnesi konumunda olmak istemiyoruz. Yaşama ve özgürlük haklarımızı öncelikleri arasına almayan hiçbir toplumsal projeye ilgi duymuyoruz".
KOMİSYON KURULMASI ÖNGÖRÜLÜYOR Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü (KSGM) tarafından hazırlanan "Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı: 2007-2010'^ göre TBMM Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu kurulması öngörülüyor.
Kadına yönelik aile içi şiddetin ortadan kaldırılması için yayımlanan Başbakanlık Genelgesi ve Kadına Yönelik Şiddeti Önleme Projesi kapsamında ilgili kurum ve kuruluşların işbirliğiyle KSGM tarafından hazırlanan planda, farkındahk ve zihniyet dönüşümü yaratılması, kadının statüsünün güçlendirilmesi gerektiği belirtiliyor. KSGM ile işbirliği yapacak Bakanlık ve kuruluşlara yer verilen planda, çalışma ve sosyal yaşamda alınacak tedbirler ve gerçekleştirilecek çalışmalarla toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması amaçlanıyor.
Çocuk bakım sorumluluğunun anne ve baba arasında paylaşılması amacıyla ebeveyn izni konusunda yasal düzenleme yapılacağı ifade edilen plana göre, Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB), kız çocuklarının okullulaşmasını arttırabilmek amacıyla uygulanan özel önlemlerin yanı sıra Bakanlık burslarından kız çocuklarının daha fazla yararlanması için özel düzenleme yapılacak, kız çocuklarını eğitime kazandırmak için yatılı pansiyonlu hizmetler sağlanacak.
Ayrıca, okul öncesi ve temel öğretimde toplumsal cinsiyet duyarlılığının gözetilmesi ve bu duyarlılığın ders programlarında, yaşam becerileri kapsamında edinilmesi için çalışmalar yürütülecek.
ŞİDDET UYGULAYANLARA DA TEDAVİ HİZMETİ Plana göre, aile içi şiddete uğrayan kişilerin yanı sıra şiddeti uygulayanlara da tedavi ve rehabilitasyon hizmeti verilecek. Sağlık Bakanlığı tarafından sağlık hizmetlerinin sunumunda kadına yönelik şiddetin önlenmesi için ebelerin ve hemşirelerin ev ziyaretleri ve rutin çalışmaları içerisine kadına karşı şiddet konusu dahil edilecek. Şiddet mağduru ya da risk altındaki kadınlara ülke genelinde 24 saat ücretsiz hizmet verecek uluslararası standartlarda "Alo Şiddet Hattı" kurulacağı ifade edilen plana göre, kent planlamasında da sokak ve parklar iyi aydınlatılacak, acil telefon hatlarına erişilebilirlik artırılacak.
SEMİN SEZERER
* * *
Kadına şiddeti önleme toplantısı sonuç bildirgesi İSTANBUL Barosu ve İstanbul Kadın Kuruluşlarının ortak düzenlediği" Kadına Yönelik Şiddet ve Şiddeti Önleme Yolları" konulu toplantının sonuç bildirgesi açıklandı. Bildirgede şiddeti önleme ve şiddet mağdurunu koruma konularında ne gibi önlemlerin alınması gerektiği yer aldı. Şiddeti önlemenin en önemli yöntemlerinden birinin toplumlarda farkındalığın ve duyarlılığın yaratılması olduğu belirtildi. Bildirgeye göre, bunun için okul öncesinden başlayarak, okul, aile, askerlik, kamu kurum ve kuruluşlarında, özel sektörde kadın hakları ve aile içi şiddet ve şiddeti önleme koşunda eğitimlerin verilmesi gerekiyor.
Barolar, yerel yönetimler, kadın dernekleri, medya, yargı, güvenlik güçlerinin işbirliği içinde olması gerektiğinin vurgulandığı bildirgede, şiddetin olumsuz etkilerine dikkat çekilmesi ve bu konuda yazılı ve görsel basının yayınlar yapması ve medyada şiddet ve çözüm yolları ile ilgili özel programların yapılaması gerektiği vurgulandı. Belediyelerin sosyal sorumlulukları çerçevesinde sığınma evi açma zorunluluklarının gündeme getirilmesi gerektiğine dikkat çekilen bildirgede, bu konuda belediyelerle eğitim çalışması yapılması talebinde bulunuldu.
Kadın ve Erkek Eşitlik Bakanlığı Kurulması, Bakanlık Yasası ve Teşkilatı oluşturulana kadar, TBMM'de Kadın Erkek Eşitliği Komisyonu kurulmasının önerildiği bildirgede, burada özellikle kadın milletvekillerinin yer alması, STK'lar ve barolarla koordineli çalışılarak kadına ilişkin politikaların oluşturulması gerektiği belirtildi. Alo şiddet hatlarının çoğaltılmasının önemli olduğunun vurgulandığı bildirgede, kadın istihdamının artırılması, kadınlar için meslek edinme kurslarının ve kadınlara iş sahası yaratılması konusunda bakanlığın gerekli yardımları yapması talebi yer aldı. Şiddet mağdurunu korumak konusunda da önerilerin sunulduğu bildirgede, polis eğitimlerinin yaygınlaştırılması ve karakolda şiddetle ilgili özel birimlerin kurulması gerekliliğine dikkat çekilerek, şiddet mağdurlarının hemen sığınma evlerine yerleştirilmesinin önemi vurgulandı. Tüm barolarda şiddet başvurusu halinde, derhal avukat tayin edilmesinin gerektiği vurgulanan bildirgede, sığınma evlerinin sayısının artırılması gerektiği kaydedildi.
Elçin Yıldıral
* * *
ÖDP'den soruna ilişkin öneriler "25 Kasım Uluslararası Kadına Karşı Şiddete Hayır Günü" dolayısıyla bir açıklama yapan ÖDP Kadın Koordinasyonu, "Karakollardan başlayıp yatak odalarımıza uzanan, televizyon ekranlarından gazete sayfalarına, sokaklara ve toplumun tüm hücrelerine yayılan şiddet döngüsüne karşı hepimiz sesimizi yükseltmeliyiz" çağrısında bulundu. Ülkemizde ve bölgemizde estirilen savaş ve militarizm rüzgarlarının mevcut şiddet atmosferini daha da güçlendirdiği kaydedilen açıklamada, bu şiddet ikliminin her zaman olduğu gibi önce kadınları vurduğu ifade edildi.
ÖDP'nin kadına karşı şiddeti önlemede şu önerileri dikkati çekti: » Kitle iletişim araçları militarist ve cinsiyet eşitsiz, kadınlara karşı ayrımcı dilden arındırılmalı, toplumsal cinsiyet eşitliği ile ilgili daha aktif rol oynamaları için teşvik edilmelidir. » Şiddetin önlenmesi için pozitif ayrımcılık ilkeleri hayatın her alanında yaygınlaştırılmalı, öncelikle eğitim kurumlarında ve müfredatlarında kadınlara yönelik ayrımcı ifade ve örnekler ayıklanmalı, toplumsal cinsiyet eşitliği vurgulanmalıdır. » Her türlü şiddete maruz kalmış kadınların tüm ihtiyaçları (Fiziksel ve ruhsal tedavi, mahkemeye başvuru vs.) devlet tarafından ücretsiz olarak karşılanmalıdır. »Kadın sığınma evi ile ilgili mevcut yasa uygulanmalı, nüfusu 50 binin üstünde olan tüm belediyelerin sığınak açmaları sağlanmalıdır.
»Yasalarda yapılan olumlu değişikliklerin uygulamada karşılığını bulması için koruma tedbirleri artırılmalı ve mevcut cezalarda kadına yönelik şiddet fiili ağırlaştırıcı neden olmalıdır. » Anayasa değişikliğinde kadınlara dair düzenlemeler anayasa güvencesi altına alınmalı, pozitif ayrımcılık ve eşitlik hakkı anayasada ifadesini bulmalıdır.
(BirGün)
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|