Bizimgazete.org  
 
 
 
Cimbom Keita-yı aldı - video
Taraftarlar kulüp başkanını dövdü - video
Futbol ve müzik dünyası karşı karşıya

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı
Şifre

Üye Olayım

Şifremi Unuttum


Alevi Siteleri Listesi

   
 
Bahçelievler'de Yılbaşında İçki İçmek / Satırlanmak

Hikmet Öztürk

2 Ocak 2009 15:14

2009 yılının ilk sabahında Habertürk televizyonundan verilen haber şu şekildeydi.

Bahçelievler İstanbulevler yakınlarında parkta yılbaşı gecesi bira içtikleri iddia edilen 3 gence satırla saldırdılar! 1 ölü, 2 yaralı! - Bahçelievler'de, oturdukları mahalledeki parkta yılbaşı gecesi bira içtikleri iddia edilen 18 yaşındaki Soner Karaağaç, 20 yaşındaki Mustafa Uçan ve 16 yaşındaki T.Y., çevrede Vanlı Mehmet olarak tanıdıkları bir kişinin satırlı saldırısına uğradı. Üç arkadaşın kaçmaya başlaması üzerine tabancasını çeken Vanlı Mehmet, arkalarından kurşun yağdırdı. Soner Karaağaç hayatını kaybederken, Mustafa Uçan ve T.Y., ise yaralandı

Bu haber üzerine, çok yakın dönemde epey tartışma yaratan mahalle baskısı konusunu yeniden ele almamız gerektiğini,. bundan sonraki bu tür cinayetlerde, ölen kişilerin alevi, laik veya ateist olup olmadıklarının iyi takip edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ölen 3 gencin alevi, laik, ateist olup olmadıklarını henüz bilmiyoruz ancak en azından dindar olmadıkları kesin, yılbaşında oturmuşlar parkta içki içmişler.

Bu çocuklar kim ? 16, 18, 20 yaşlarındaki bu çocuklara bu yılbaşı gecesinde ne sunuldu? çocukların önlerinde ne alternatif vardı da parkta sıfır derecede, ıslak bankın üzerinde içki içmeyi tercih ettiler ?

Ben bu zavallı çocuklara 5 yıldızlı otellerde laiklik karşıtı Müslümanlarımızın yaptığı gibi içkisiz mükellef bir ziyafet önerilseydi bu çocukların ille de parkta ve ille de içki olacak diye direteceklerini sanmazdım.



Birkaç saatliğine zorlukları unutmak veya evde baskı uygulayan, annesini döven cahil ceberut babasından kaçan, veya sıfırı tüketmiş Van daki, Tuncelideki, Siverekteki ailesine 3-5 kuruş para göndermek için tamirciye çırak olarak verilmiş olup ana kucağını, ana şefkatini özleyen ancak yılbaşında bile anasına gidemeyen onu göremeyen veya babaları tarafından eve yeteri kadar para getiremediği için azarlandığı ve bir günlüğüne bunu unutmak için sokağa kaçan veya hayatında belkide ilk defa arkadaşıyla ev dışında bir deneme yapacak olan çocuklar bunlar. (Farklı da olabilir, serseri, tinerci de olabilirler ancak her zaman gerçeğin görmediğimiz tarafı gördüğümüzden daha derin ve can acıtıcıdır. Rahmetli hukukçu ve ağır ceza hakimliği de yapmış olan Dr. Faruk Erem'in çok güzel bir sözü vardır. Suç'u kazı altından insan çıkar)



Konuyu dağıtmadan tekrar gelmek istediğim nokta, son günlerdeki bilinen adıyla MAHALLE BASKISI. AKP nin iktidardaki 6 sene boyunca yaptığı kadrolaşma sonucunda gelinen noktada, dindarların laiklere veya farklı düşüncedeki insanlara karşı hoşgörüsünün hızla azaldığı ve baskı yapmaya başladıkları hususu. ( İstanbul Büyükşehir belediyesi artık taksimde yılbaşı kutlaması yapmıyor. Bu sene de Filistindeki katliamı sebep gösterdiler, eğer AKP İstanbul Büyükşehir belediyesini hala elinde tutuyor olursa ben seneye de bir başka gerekçe ile Taksim de yılbaşı kutlanmayacağını şimdiden tahmin ediyorum.). İstanbulda içkili restaurantlar hızla azalıyor. Ramazan ayında artık neredeyse taksimde bile insanlar yemek yemeye çekiniyor. Eskiden örtülü insanlara bakılırdı artık örtünmeyenlere tuhaf bakılıyor. Diyanet işleri başkanlığı millete din hizmeti veme işinin üstüne, diğer bakanlıklara kadro transferi yapma görevini de yüklenmiş. Sormak lazım, acaba bu 6 senede Diyanet'ten diğer bakanlıklara, çeşitli pozisyonlara ne kadar imam atandı ?. Tabii burada, imam olmayıp imam hatip liselerini bitirmiş, Diyanet'le hiç ilgisi olamayanları hariç tutuyorum



Sonuç. Yıl başında işlenen bu cinayetin büyük bir tehlikenin habercisi olduğunu, önümüzdeki aylarda Mahalle Baskısı'nın ve bu tür cinayetlerin, linçlerin, kavgaların artacağını düşünüyorum Aşağıda incelemelerinize sunduğum, Açık Toplum Enstitüsü ile Boğaziçi Üniversitesi Bilimsel Araştırmalar Projesi tarafından desteklenen, sorumluluğunu tanınmış siyaset bilimci, Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Binnaz Toprak'ın üstlendiği '' Mahalle Baskısı Raporu'' nun bu tehlikeyi açıkça gösterdiğine inanıyorum

Hikmet Öztürk




Bunun adı mahalle baskısı

Ruşen Çakır kaleme aldı


AKP'ye yakınlığı ile tanınan, Vatan gazetesi yazarı Ruşen Çakır, Türkiye'deki mahalle baskısını çok çarpıcı örneklerle kaleme aldı.

İşte Anadolu'dan inanılmaz örnekler...

Türkiye'de Farklı Olmak: Din ve Muhafazakârlık Ekseninde Ötekileştirilenler" başlıklı 183 sayfalık araştırmada, gençlerin, kadınların, Alevilerin, çoğunluğun hoşuna gitmeyen farklı yaşam tarzı tercihi olan kesimlerin şikayetleri okuyunca insanın içini derin bir ürperti kaplıyor.

MAHALLE BASKISI ÜZERİNE İLK CİDDİ KAPSAMLI ARAŞTIRMA

Prof. Şerif Mardin'in ilk kez Vatan'daki bir röportajında dile getirdiği ve hızla benimsenen "mahalle baskısı" kavramı geniş çaplı bir bilimsel araştırmanın konusu oldu. Açık Toplum Enstitüsü ile Boğaziçi Üniversitesi Bilimsel Araştırmalar Projesi tarafından desteklenen çalışmanın sorumluluğunu tanınmış siyasetbilimci, Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Binnaz Toprak üstlendi. Prof. Toprak'a ek olarak İrfan Bozan, Tan Morgül ve Nedim Şener'den oluşan ekip Aralık 2007-Temmuz 2008 tarihleri arasında Erzurum, Kayseri, Konya, Malatya, Sivas, Batman, Trabzon, Denizli, Aydın, Eskişehir, Adapazarı, Balıkesir ile İstanbul'un Sultanbeyli ve Bağcılar semtlerine gitti. Ekip her ilde üç ile dört gün süreyle 265'i erkek, 136'sı kadın olmak üzere toplam 401 kişi ile görüştü.

Araştırmacılar amaçlarının başlangıçta "Anadolu'nun küçük kentlerinde farklı kimlik ya da yaşam tercihleri olan kişilerin din ve muhafazakârlıktan kaynaklanan baskı ve ötekileştirme ile karşı karşıya kalıp kalmadıklarını saptamaya çalışmak" olduğunu söylüyorlar. Ancak görüşmeler yaptıkça, kendilerini sadece toplumdan kaynaklanan baskılarla sınırlamama kararı almışlar. "Çünkü," diyorlar "Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının kadrolaşması ve dini cemaatlerin ekonomik gücü ve yaygın örgütlenmesi sonucunda laik kimliği olan kişilerin yalnızlaştırma/ötekileştirme ya da iktidar kaynaklı baskıya da maruz kaldıkları gittiğimiz her ilde bize aktarılanlar arasındaydı."

Fiiliyata geçmeyen eşit yurttaşlık

Gerçekten de "Türkiye'de Farklı Olmak: Din ve Muhafazakârlık Ekseninde Ötekileştirilenler" başlıklı 183 sayfalık raporu inceleyip gençlerin, kadınların, Alevilerin, çoğunluğun hoşuna gitmeyen farklı yaşam tarzı tercihi olan kesimlerin şikayetlerini okuyunca insanın içini derin bir ürperti kaplıyor.

Araştırmacılar da genel izlenimlerini şöyle özetliyorlar: "Türkiye'yi anlamak isteyen herkese Anadolu'yu 'görmelerini' salık veriyoruz. 'Turist' olarak değil. Turist gözüyle baktığınızda Anadolu kentleri geniş bulvarları, büyük mağazaları, alısveriş merkezleri, beş yıldızlı otelleri, yepyeni binalarıyla Türkiye'nin geleceği hakkında umut veriyor insana. Ancak görünürdeki bu modernite, beklentilerin aksine, çoğu yerde günlük yaşama yansımıyor. Anadolu'yu 'içten' irdelediğinizde ise, seyahatlerimizin dönüşünde hissettiğimiz gibi, bunalmışlık duygusuyla karşı karşıya kalınabilir. On iki Anadolu kentinde yürüttüğümüz bu çalışmanın sonuçları, kurulduğundan bu yana eşit yurttaşlık ilkesine söylemde sadık kalan Cumhuriyet'in bunca yıl sonra bu söylemi fiiliyata geçirememiş olduğunu gösteriyor."

Gülen cemaati egemenliği

Araştırmacılar "aramadığımız halde dini cemaatler konusu geldi bizi buldu" diyor ve şöyle devam ediyorlar: "Araştırmamızın belki de en önemli bulgusu, Türkiye'nin giderek İslami bir kimliğe büründüğü tezleriyle bağlantılı olarak Gülen cemaati ve faaliyetleri hakkında edindiğimiz bilgilerden oluşuyor." Sonuçta raporda Gülen cemaatinin Anadolu'daki yaygın faaliyetleri doğrudan ve dolaylı tanıklıklarla derinlemesine ele alınmış. Raporda cemaat hakkında şunlar söyleniyor:

"Cemaatin büyük kentlerdeki kanaat önderleri ve medya kurumları tarafından benimsenen 'demokrat ve ılımlı' tavrı, tabanda yerini taşralı muhafazakâr, baskıcı ve ayrımcı kişiliklere bırakıyor gözükmekte. Bu kişilerin taşradaki faaliyetlerinin Anadolu kentlerinde zaten mevcut olan baskıcı muhafazakârlığı daha da derinleştirdigi kanısındayız. Gülen cemaatinin ne cemaate dahil olan kişilere ne de dışında kalanlara açık baskı uygulamadığı gözönüne alındığında, cemaat üyelerinin dayanışma amacıyla örgütlenmelerinin kısıtlanması elbette düşünülemez. Diğer tüm örgütlerin tabi olduğu saydamlık ilkelerinin bu oluşuma da uygulanması gerektiği kanısındayız."

Raporda cemaat bütçesinin yanısıra teşkilat şemasının, hangi amaçlar çerçevesinde örgütlendiğinin vb. konuların da şeffaf olması gerekitiği vurgulanıyor ve "Bu kadar etkin ve güçlü bir yapılanmanın böylesi gayr-ı saydam olması kabullenilemez diye düşünüyoruz" deniyor.

Hükümet ve muhalefete eleştiriler

Raporda hükümet yaşanan baskılardan birinci derecede sorumlu tutuluyor. "Elde ettiğimiz bulgular AKP iktidarının bu kentlerde baskıcı muhafazakarlığın aşılması, burada yaşayanların farklı kimliktekilere karşı hoşgörüyle yaklaşmaları, kişi hak ve özgürlüklerine daha saygılı olmaları gibi konularda dönüştürücü bir rol oynamadığı yönünde. Aksine, AKP'nin yaygın gözüken kadrolaşması Anadolu kentlerindeki cemaat yapılanmaları ve faaliyetleriyle de birleşince, geçmişe göre bu açılardan daha kaygı verici bir ortam yaratılmış olduğu kanısındayız" deniyor. Araştırmacılar muhalefet partilerinin de baskıların hafifletilmesi konusunda ciddi çaba içinde olduklarını düşünmüyorlar. Pek çok kentte farklı kimliktekilere karşı olan tutumun en çok "ülkücü" çevreden geldiğine CHP'nin yerel politikalarının ise, AKP karşıtlığı ve laiklik söylemi üzerine kurulu olmaktan öteye geçemediğine dikkat çekiyorlar.

Öneriler

Raporun son bölümde dile getirilen bazı önerileri sıralayacak olursak:

1) Ombudsmanlık kurumunun bir an önce hayata geçirilmesi ve sadece laiklik konusuyla ilgilenecek bir ombudsman kurumunun ihdas edilmesi.

2) Devlet dairesi/hastane/okul gibi mekanlardaki hizmet alanla-hizmet veren arasındaki ilişkinin siyasi iktidarların veya cemaatlerin önceliklerine göre değil, uluslararası insan hakları ve demokratik teamüllere göre düzenlenmesi.

3) Belediyelerin web sayfalarında azınlık gruplarından kaç kişinin istihdam edildiği ve bu grupların yaşadıkları semtlere ne gibi hizmet götürüldüğünün ilan edilmesi.

4) Farklı kimliktekilere ve kadınlara karşı önyargıların bertaraf edilebilmesi için özellikle eğitim alanında bir "seferberlik" başlatılması.

5) Pozitif ayrımcılık ilkesinin kabul edilmesi.

6) Alevilik hakkında ciddi ve tarafsız bilgi verilmesi. Bu amaçla, devletin elindeki iletişim imkanlarının tümü kullanılarak özel bir bilinçlendirme/bilgilendirme programı uygulanması.

7) Öğrenci yurtlarının yaygınlaştırılması, yurt ücretlerinin düşük tutulması, ödeyemeyecek olanlara burs imkanları sağlanması, öğrencilerin kente ve üniversiteye uyum sağlaması için oryantasyon programları oluşturulması.

8) İçkili mekanların/içki içmenin kriminalize edilmesi ve belediyelerce kamusal alanlarının dışına çıkarılmasına son verilmesi. "Türkiye'de demokrasinin derinleşmesini, çoğulcu ve farklı kimliktekilere karşı hoşgörülü bir toplum yaratılmasını önemseyen her kesime ve her siyasi partiye neler yapılması gerektiğine dair ipuçları verme" iddiasındaki araştırma, bu amacına fazlasıyla ulaşmış gözüküyor.

Araştırmacıların yüz yüze görüştüğü vatandaşlardan bazı örnekler...

CEMAAT BASKISI

Kayserili bir iş adamı: "Bir çember oluşmuş, o çemberin içine kimseyi almıyorlar. Güya maç oynamaya çalışıyorlar, birbirlerine çok kısa paslarla. Bu çemberin adı 'Sen, ben, bizim oğlan çemberi.' Bu çemberin dışında kalanlar iflas noktasındalar."

Denizlili bir işadamı: "Durum net. Gülen cemaati birlikte iş yapıyor. MÜSİAD'dan farklılaşıp kendi işadamı derneklerini kurdular. Anadolu'da çok etkinler, birbirleriyle iş yapıyorlar."

Erzurum'da Atatürk Üniversitesi öğrencisi bir genç: "Yurda gelir gelmez nereli olduğumu sordular. Diyarbakırlı olduğunu söylediğinde 'Diyarbakırlı'ysan Erzurum'da ayağını denk alacaksın' uyarısında bulundular."

ETNİK BASKI

İstanbul Sultanbeyli'de lise öğrencisi Alevi bir genç kız: "Arkadaşlarımla aram açılmasın diye okulunda kimseye Alevi olduğunu söylemedim. Sınıf arkadaşım bana 'Tokatlıyım ama Alevi değilim' dedi. Neden bu açıklamayı yapmak zorunda hisettiğini sordum. Bana 'Aleviler gibi olmak istemem. Aleviler oruç tutmuyor, namaz kılmıyor, abdest almıyor, mum söndü yapıyorlarmış' dedi."

ÖZEL YAŞAMA MÜDAHALE

Erzurum'da CHP il örgütünde çalışan uzun saçlı genç: "Annem bile beni 'gavur'olarak algılıyor. Eve komşularını çağırdığında çıkıp gitmesini istiyor".

Adapazarı'nda okuyan üniversiteli bir genç: "Bir yaz günü aynı evde birlikte kaldığı arkadaşlarımla balkonda yemek yerken kapıya polis geldi. Balkonda şortla oturduğumuz için komşu kadınlar rahatsız olmuş. Polis, 'içeride' yemek yemezizi rica etti. İlk anda şoke olduğumuzdan bir şey diyemedik. Ancak mesajı aldık, Adapazarı merkezinde genç kadınlar rahat rahat mini etek giyemez, genç erkekler de kolay kolay şortla dolaşamaz".

Aydınlı bir hanım: "Arkadaşımın kızı vefat ettiğinde mevlidine gittim. Yanımda oturan kişi, ojeli tırnaklarıma bakarak, 'senin okuduğun Kur'an kabul olmaz' dedirat, 'vali, kaymakam düzeyindeki kişilerin ve gençlerin yanında bu şekilde konuşamazsınız'diyerek itiraz etti. Konuşmama, ancak vali muavinin müdahalesiyle devam edebildim."

KÖPRÜYÜ GEÇENE KADAR...

- Araştırmacılar yaptıkları çalışmada bir konunun özellikle altını çiziyorlar. Dikkat çektikleri konu ise "Köprünün öbür tarafı" klişesi. Bu sözü şöyle açıklıyorlar: "Hemen hemen her ilde bir 'köprünün öbür tarafı' hikayesi duyduk. Örneğin Kayseri'de 'köprünün öbür tarafı' Boğazköprü ve Kapadokya bölgeleriydi. Pazar günleri Kayserili ailelerin kaçabilecekleri tek yer olmuştu. 'Köprüyü geçtikten sonra' kadınlar başlarını açıyor, ailecek öbür taraftaki içkili lokantalarda yemek yeniyordu."

İÇKİ İÇİLEN YERE KAÇANLAR

- Araştırmadaki başka bir sonuç ise, insanlar içki içebilecek yer bulamayınca yakındaki illere gidiyorlar. Bu duruma 'Köprünün öbür tarafı' adı veriliyor. Kayserililer Ürgüp'te soluğu alırken Adapazarı'ndakiler de Sapanca'yı tercih ediyor. Bir kadın akademisyen Kayseri'deki durumu şöyle aktarıyor: "Kayseri'de gençlerin gidebileceği ne bir bar ne de kafe var. Ben bile bakkala gidip içki alacak olsam poşetten görüneceği için çekiniyorum. Eğlenmek istediğimizde ise Kapadokya'ya, Ürgüp'e gidiyoruz."



Hikmet Öztürk

02.01.2009 15:14:24
 
Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Yazdır Yukarı Çık

ÇOK ÖNEMLİ UYARI: Sitemizde yayınlanan tüm yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir. Herhangi bir başvuruda, bu yorumları yazanlara dair her türlü bilgi, adli mercilere ulaştırılacak, gerekli hukuki önlemlerin alınmasına yardımcı olunacaktır. Editörlerimiz; hukuk veya ahlak dışı mesajları yayından kaldırabilir; sorumluların saklı tutulan bilgilerini hukuk danışmanı aracılığıyla adli kurumlara iletir.

Haber Yorumları (4 adet)

Misafir: malikaraman Editöre Bildir
saçma!
anlayamadığım bişey var.bu ülkede yıulbaşı kutlamak ne kadar normal hale gelmiş.kimse bunu sorgulamıyor.kızlı erkekli aynı evde toplaşmalar. parklarda içip kusmalar felan.üstelik bunu gündeme getirenleri azarlayıp aşağılamak ne kadar normal. ama unutmayın bu memleket müslüman ve de öğle kalacak. saygılar!!
%0 %0 %0
04.01.2009 11:06:41

Misafir: xxxxxx Editöre Bildir
xxxxxx
Ölen 3 gencin alevi, laik, ateist olup olmadıklarını henüz bilmiyoruz ancak en azından dindar olmadıkları kesin. Lafını bilde konuş be. mustafa uçan benm sevgilim. onlar orda bira içmiyorlardı. onlar evlerinde içtiler ve o parktan 7 kişi olarak bakırköye gitmek için geçiyorlardı. arkdşları orda kusunca durmak zorunda kaldılar. vanlı mehmet diye adlandırılan kşide geldi. küfr etti giti. bekçiye silah bıraktı. bekçide çocuklara vanlı mehmet polis rahat durun dedi ve ardından vanlı mehmeti aradı. arkdşları düzeldiği için o aradn geçtiler (yani medya dedi ya şu aradan kaçtılar adam kovaladı. Öyle olmadı işte sadece ordan geçtiler) Ve vanlı mehmet geldi yollarını kesti. döner bıçağı ve silah vardı elinde. saldırmaya kalkınca tuttular. ve o silah rasgele ateş etti. mustafa uçan yani bnm sevgilim ona bilerk ateş etti ama ölen arkadaşım soner'e rasgele. sessiz sakin çocuktu. şerefsiz öldürdü çocuğu amk piçii. neyse kafanızdan bişeyler uydurmayın. sizde olmayan ahlak ve din onlarda mevcut. medya baya yalan yazmış. onları okudukça gülüyoruz. başka bişey olmuyo yani. yazılan o saçmla yalan haberlere gülmekten başka bişey yaptığımız yok. hadi ALLAH'A EMANET ! ...
%0 %0 %0
04.01.2009 02:34:32

Misafir: mustafa Editöre Bildir
yazık bu ülkeye
başlitaki gibi yazık bu ülkeye ne durumlara düşyük halende bu düzeni isteynler var
%0 %0 %0
03.01.2009 23:41:45




Hikmet Öztürk Bölümünden Son Yazılar
Devamını Oku 02.03.2009 23:18:56 - Trajikomik bir olay
Devamını Oku 25.02.2009 12:47:51 - Herkes kendi işini (iyi) yapsa
Devamını Oku 14.02.2009 07:04:15 - Bahşiş, rüşvet, haraç
Devamını Oku 05.02.2009 14:42:16 - Bilim - İnanç - Halk’ların davranışı
Devamını Oku 27.01.2009 19:20:20 - Dürüstlük ve Boşboğazlık: 10 Rum Öldürdüm
Devamını Oku 24.01.2009 03:44:51 - Kriz Derinleşiyor / Yatırımlarınız
Devamını Oku 17.01.2009 19:38:13 - Yahudiler Neden Güçlü / Biz Müslümanlar Neden Mağduruz?
Devamını Oku 08.01.2009 22:29:32 - Veliyettin Ulusoy'a Cevabımdır
Devamını Oku 06.01.2009 00:04:46 - Aleviler Diyanet'ten Payı Kabul Ederse
Devamını Oku 03.01.2009 21:40:33 - Yedi Parlak Öğrenci Öldü / Cuma'nız Mübarek Olsun
Devamını Oku 02.01.2009 15:14:24 - Bahçelievler'de Yılbaşında İçki İçmek / Satırlanmak
Devamını Oku 31.12.2008 12:54:54 - 2B: Bir Yılan Hikayesi
Devamını Oku 30.12.2008 09:53:12 - Rüşveti Kabul mü Edelim / Diyanet Kalsın mı?
Devamını Oku 29.12.2008 10:47:06 - Demokraside Tıkanıklık / Klavuzu Karga Olanın...
Devamını Oku 25.12.2008 09:12:53 - Metrodaki Sanatçı / Bakmak Görmek Değildir
Devamını Oku 24.12.2008 07:42:45 - TESEV'in Kürt Raporu / Aleviler Kel mi?
Devamını Oku 23.12.2008 13:02:32 - Cumhurbaşı Hem Türk, Hem Müslaman. Çok Şükür.
Devamını Oku 21.12.2008 07:48:02 - Alevilik İslam İçidir/Dışıdır Sorunsalı
Haberin karnesini siz belirleyin
1 - Zayıf 2 - Geçer 3 - Orta 4 - İyi 5 - Pekiyi
Bu haber için oy kullanan 21 ziyaretçimizin puan ortalaması: 3,52
Haberi Paylaşın
Google Google Live Live MySpace MySpace Facebook Facebook Delicious Delicious Digg Digg




 
Ay'da uranyum bulundu
Ay-da uranyum bulundu Ay'da en ağır doğal element olan uranyumun varlığına ilişkin bulguların ilk defa saptandığı bildirildi....
Faturanızı ucuzlatın!
2 bin 601 internet sitesi yasaklandı
0,17 saniyede derlendi.

Evden eve Nakliyat - Hubyar - Nur Pompa