Araç Takip, GPS, Araç Takip Sistemi
Bizimgazete.org  
 
 
 

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı
Şifre

Üye Olayım

Şifremi Unuttum


Alevi Siteleri Listesi

   
 
Veliyettin Ulusoy'a Cevabımdır

Hikmet Öztürk

8 Ocak 2009 22:29

Milliyet Gazetesinden Devrim Sevimay Alevilerin ruhani önderlerinden Postnişin Veliyettin Ulusoy ile 05.01.2009 tarihinde bir röportaj yaptı, röportajın tamamına o tarihli milliyet sayfasından erişmeniz mümkün. Ben, aleviler arasında tartışılması gereken bazı hususları tartışmaya açmak için Veliyettin bey'in bazı soru cevaplarını aşağıya alarak bu konulardaki görüşlerimi aktarmaya çalışacağım. (Gazeteci Devrim Sevimay'ın soruları DS başlığıyla, Veliyettin bey'in VU başlığıyla, Benim yorumlarım ise kalın karakterlerle ve HÖ başlığıyla yazılmıştır)

 

-DS- Ehlibeyt'i nasıl anlatırsınız?

VU- Peygamber, Hz. Ali, Hz. Fatma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin… Ehlibeyt deyince bu çekirdek beş kişiyi ve onlardan gelenleri anlarız. Zaten kelime anlamı "ev halkı" demek. Peygamberimiz vedasında "Sizlere Kuranı ve bir de Ehlibeytimi emanet ediyorum" der. Ehlibeyt Alevi Bektaşiler için çok önemlidir. Ehlibeytsiz bir Alevilik olmaz.

 

HÖ - Ehlibeyt'ten kasıt Peygamberimiz sırasında, o yüzyılda yaşamış peygamber ailesi ise bu aileye tüm Müslüman dünyasının saygı duyduğu kesindir. Ancak burada, Veliyettin bey'in, Fermani Altun, İzzettin Doğan 'ın kastettikleri yaşayan ehlibeyt soyundan geldiğini iddia eden  kişilerin alevi toplumunun doğal ruhbani temsilcisi oldukları ima ediliyorsa bunu kabul etmek mümkünmüdür. Alevileri bir soydan geldiğini iddia eden kişiler mi idare edecektir. Bu Fermani Altun veya İzzettin Doğan veya Veliyettin bey mi olmak zorundadır ? Demokratik bir seçim yoluyla, veya hükümet atamasıyla değil de soya dayalı bir tercihle mi önderimizi belirleyeceğiz. Kim daha ehlibeyt soyundan geliyor kan testi mi yapacağız ? Aleviler bu şekilde sunnilerden daha gerici bir anlayışı savunur duruma düşmeyecekler mi? Sunnilerin Diyanet İşleri Başkanı bile hükümet tarafından atanıyor ve devletin bir memuru statüsünde ? Diyanet işleri başkanı Danıştay'ın verdiği bir kararla ilgili olarak '' Bana sordunuz mu'' demişti de aleviler ve aydınlar olarak ne kadar tepkimizi çekmişti. İlerde, tartışmasız olarak, sıf ehlibey soyundan geldikleri için (Öyle iddia ediyorlar, kan testi yapacak değiliz) alevilerin ruhani lideri olacak kişinin de bu şekilde bilime ve demokrasiye aykırı görüşlerine hoşgörü mü göstereceğiz. Bu sonuç ülkemizi alevi şeriatına, sunni şeriatına, Yahudi şeriatına ve bu şeriat liderlerinin çatışmasına götürmez mi?

 

-DS - Bu "yol" İslam içi midir, İslam dışı mı?

VU - Bu çok saçma bir tartışma konusudur, çünkü biz "on iki imamları" andığımızda onlar kimdir? Peygamber kimdir? Hacı Bektaş Veli kimdir? Bunların hepsi İslam. O halde kimse Alevilik İslam'ın dışında diyemez. Bunu dediğiniz zaman siz Alevi Bektaşiliğe sadece dışarıdan bakmışsınız demektir. Bugün Alevilerin yüzde 99.9'u da İslam'ın içinde olduğunu bilir, "Elhamdülillah Müslümanız, Aleviyiz, Bektaşiyiz" derler. "Allah Muhammed Ali" diye bir üçleme vardır.

 

HÖ - Kimse Alevilik islamın dışındadır diyemez diye buyuruyor Veliyettin bey. Peki yüzyıllardır, sunniler Hac'cı, Namazı, Camiiyi, Ramazanı kabul etmeyen, kadınlı erkekli birlikte semah dönen Alevileri red etmediler mi ? Böyle Müslümanlık olmaz demediler mi? Hala red etmiyorlar mı? Hala şunu söylüyorlar, Ehlibeyti biz de seviyoruz, biz de saygılıyız, ancak sizin yolunuz yanlış, camiye gelmeden, namaz kılmadan, Ramazanı tutmadan, Hacca gitmeden Müslüman olunmaz. Hala cem evlerini Müslümanların ibadethanesi olarak kabul etmiyorlar. Ezber bozmanın zamanı, gerçeklerle yüzleşmenin zamanı gelmedimi ?

Diğer yandan bu görüşün doğru olup olmadığına aleviler tartışarak mı karar verecek yoksa biri aleviler adına kestirip atacak mı?Son sözü bir post sahibi mi söyleyecek, ben siz,  milyonlarca tüm diğer alevi dostlarımız neci ?  (Doktoru, mühendisi, profösörü, uzmanı, teknisyeni, yazarı, çizeri, edebiyatçısı, milyonlarca emekçisi, sendikacısı sivil toplum önderleri değersiz görüşlere sahip insanlar ve onların görüşü önemsiz mi?)

 

Aleviler,  Alevilik islamın içindemidir, dışındamıdır sorusuna cevap vermeye adeta itilmiştir ve artık bu soruna her iki tarafı da susturacak ve sorunu çözecek bir cevap bulmak zorundadır.

 

İslam nedir, uygulandığı yerler nerelerdir, diye sorduğumuzda, Aleviler dışında gerek hristiyan dünyası ve gerekse islam dünyası, İslam ülkesi olarak Arap ülkelerini, islam olarak ise bu ülkelerdeki dini uygulamaları göstereceklerdir. Bu gün dünyanın neresinde, hangi inanca bağlı olursa olsun insanlara islamı sorduğunuzda, tanımladıkları çerçeve, maalesef sunni veya şii İslam çerçevesi olmaktadır. Türkiyede vatandaşlarımızın yaygın olarak yaşadığı İslam, Türkiye dışında yaşanan İslam ile birebir aynı olmamakta, kadınlar dini bakımdan eksik, gizlenmesi, saklanması gereken varlıklar olarak algılanmamaktadır. (Bence bu fark Anadolu islamı yani Alevilik farkından dolayı gelmektedir)

 

Sorun şudur. İslam'ın geçerli olduğu ülkelerin neredeyse tamamında,(Hatta ülkemizde, sunnilerin çoğu tarafından) alevi uygulamaları (Hacca gitmeme, Ramazan orucunu tutmama, camiye gitmeme, namaz kılmama, içkiyi helal sayma, kadın erkek birlikte ibadet, cem ayini  vs) İslam dışı uygulama olarak kabul edilmekte.

 

Peki, Alevilerin, kendilerini İslam içinde görmesi, sunnilerin görüşlerini değiştirmekte midir  ? maalesef hayır., Sunniler Alevilere, bizim gibi olacaksan biz de aleviyiz, yok farklı olacaksan bu İslam değil demekte ısrar etmekte.

 

Sorunun çözümü açısından, aleviler önce soruyu kendilerine şu şekilde sormalı ve cevabını vermelidir. Alevilerin yaşadıkları inanç uygulamalarının, sunniler tarafından, islamın dışında olarak değerlendirilmesi, Aleviliği değiştirmektemidir ?  Aleviler bu durumda neden aşağılandıklarını düşünmekteler ?

 

 Altın madeni değerli bir metaldir, kimyasal olarak, toplumun ve dünyanın özelliklerini bildiği bir değerli metal. Altın'a dünyada bazı kesimlerin başka bir ad vermesi, altın'a ait olmayan bazı özellikleri altın'a yüklemesi altın'ın özelliklerini değiştirmez. Yani, Alevilerle ilgili sunnilerin görüşü Aleviliğin özünü de değerini de itibarını da değiştirmez. Dolayısıyla, Aleviliğin islamın dışında veya içinde olması Alevilik inancı açısından olumsuz bir etki yaratamaz. Aksine, aleviler yüzyıllardır, sunnilerin iddialarına karşı mücadele ederken her iki taraf gereksiz yere gerilmekte ve sürtüşmekte.

 

Ancak herne hikmetse, Cem Vakfı ,Ehlibeyt vakfı, Sn. İzzettin Doğan, Fermani Altun, Veliyettin Ulusoy ve Reha Çamuroğlu, aleviliğin islam içinde olduğunu hararetle savunmakta, aykırı görüşlere  saldırmaktalar. Bunun anlaşılabilir bir gerekçesi yok. Aleviliğin özü değişmediğine göre, müslümanlığı temsil ettiğini söyleyen büyük ezici çoğunluğun alevileri islam dışı saymasının, aleviliğe kaybettirdiği hiçbirşey yoktur (Tersine batıda islamofobi gittikçe büyümekte ve maalesef İslam dünyası batı devletlerinin sinsi politikalarına da alet olarak körükörüne bu fobiyi haklı kılacak eylemlerini arttırmakta.

 

İslamiyetin dünyada bir prestiji vardır da aleviler İslam dışı olunca bu prestiji mi kaybedecekler. Tam tersine, alevilerin, mevcut islamiyetten farklı olduklarını ortaya koydukları oranda dünya milletlerindeki prestijleri yükselecek, imajları farklılaşacak ve AİHM'e müracaatlarında iddiaları haklılık kazanacak. (Sunniler AİHM'i stratejik olarak kullanıyor, Aleviler neden kullanmasın)

 

Körler sağırlar birbirini ağırlar misali, Alevilerin kendi kendilerine,  Alevilik islamın özüdür diye propoganda yapmasının alevilere bir faydasının olduğunu söylemek ne kadar doğrudur ?.  Aleviliğin, islamın  içinde veya dışında olmasının, türk ulusunun birliği açısından bir risk oluşturup oluşturmadığını da incelersek,  çok dinli, çok kültürlü, değişik etnisitedeki insanların oluşturduğu, adeta bir kültür mozayiği olan ülkemizde alevilerin hiçbir zaman ayrılıkçı olmadığını görürüz. Bu yazının başından beri, yazarın belirttiği husus, Aleviliğin sunniler tarafından algılanışıyla ilgilidir, yoksa Aleviliğin inanç değerlerinin değişimi ile ilgili değildir. Aleviler hiçbir zaman ayrımcılığı desteklememiştir, bundan sonra da desteklemeyecekler, bu konuda bazı etnik ayrımcı oyunlara ve tuzaklara da düşmeyeceklerdir.

 

AB' nin desteğini alacak stratejiler geliştirmek, bunun için AİHM'e müracaat dahil,  sunnilerin ne kadar hakkıysa (AİHM' e Cumhurbaşkanımızın eşi dahil birçok türban müracaatı, Alevilerin zorunlu din dersi ile ilgili müracaatı) Alevilerin de hakkıdır. Eğer, Aleviliğin islamın dışında olması, AB nezdinde Alevilerin işini kolaylaştıracaksa bu önermeyi daha baştan red etmenin stratejik olarak hata olacağına inananlardan biri olduğumu belirtmek zorundayım.

Sunniler, Alevilerin dini inancını İslam içinde kabul etmiyorlarsa, AB de bu pozisyonun Alevilerin işini kolaylaştıracağı öngörülüyorsa, Alevilerin bu pozisyonu tartışarak stratejilerini buna göre geliştirmesi daha mantıklı değilmlidir ?

 

 


- DS - "Mürşit" kimdir?

VU - Benim gibi postnişinlere "mürşit" deniyor, ama bana göre biz sadece o görevi karınca kararınca yürütmeye çalışan insanlarız. Bence mürşit sadece Hz. Ali ve Hacı Bektaş Veli'dir.

 

HÖ - Burada Veliyettin bey doğru davranıyor ve kendisinin (Veya İzzettin Doğan'ın, Fermani Altun'un doğal önder (Murşit, yol gösterici ) Olamayacağını ifade ediyor. Bu nedenle Veliyettin bey İzzettin Doğan ve Fermani Altun dan farklı davranıyor ve demokrasiyi işaret ediyor. Bu açıdan Veliyettin beye saygı duymamak elde değil.


- Dede maaş aldığı anda "Rıza şehri"nden çıkar, "dünyalı" olur

- DS - Dedeleri kim atıyor, kim kontrol ediyor?

VU - Dedelerin yıllık görgüsünü Hacı Bektaş Veli Dergahı yapar. Eğer dede yola karşı suç işlemişse görevden alınır ve cezasını çekse bile bir daha dedelik görevi yapamaz.

 

HÖ - İşte, Zayıf noktalardan, Alevilerin görmek istemediği temel sorunlardan bir tanesi daha. Dedeler toplumun din işlerini karşılayacak, onlara hitap edebilecek, merasimlerde gerekli ritüelleri saygı duyulacak bir estetik ile ve bilgiyle yerine getirecek seviyelerde midir ? Buna evet demek mümkün müdür. Gerekli din eğitimi almış kaç tane dede vardır ? Dedeleri atayan, görevden alan, disipline aykırı, ahlaka aykırı davranışları takip eden ve değerlendiren bir makam olduğunu sanmıyorum. Dolayısıyla, Dedelik makamlarının İmam'a eşdeğer olacak şekilde belirlenmesi, İmam Hatip liseleri gibi Dede Okulları (Liseleri) nın da açılması ve Alevilerin bu eksiğinin giderilmesi şarttır. Ancak her ne hikmetse aleviler bu eksiklerini gündeme getirmiyorlar ancak Dedelerin Diyanette yer almasını, dedelere post makam, maaş, lojman verilmesini talep edebiliyorlar. Bu talebin hükümet tarafından kabul edilmesi durumunda oluşacak yapının ne tür tuzaklara yol açacağı derinlemesine tartışılmıyor.

 

-DS -  Dedenin cem yapmak dışında diğer işleri nelerdir?

VU - Dini liderliği dışındaki görevleri bundan hiç aşağıya değildir. Mesela devletin halka vermek zorunda olduğu hizmetlerin çoğunu biz Osmanlı döneminde dedelerden almışızdır. Sırasında doktor sırasında öğretmen olurlar. Dedeler bu yolu bu güne kadar getiren büyük insanlar.

 

HÖ - Veliyettin bey, burada yine bana göre iyi niyet ile, ancak yanlış bir görüş bildiriyor. Dedeler bugüne kadar sırasında doktor sırasında öğretmen olmuşlar (Yani, bazı sunni üfürükçüler gibi insanları tedavi ediyorlarmış) da vatandaş olarak bizim  haberimiz olmamış. 52 yaşında bir mühendis olarak ben belki 40 senedir dedelerden bu şekilde bir hizmet almadığım gibi böyle bir hizmet de beklemedim. Alevilerin dedelerden beklediği, cenazelerin kaldırılması sırasındaki ritüeller, mevlütler, ölülerin ardından okunacak 40. Gün vs gibi anma, dua okuma ritüelleri, Semah ritüelleri gibi dini birtakım prosedürleri yerine getirmeleridir. Doktorluk, öğretmenlik değildir. Böyle düşünmek Alevilerin yüzlerce yıl evvelki basit toplumsal yapıda olduklarını ima etmek olur ki bu tüm Alevileri aşağılamak anlamına gelir.


En az 100 bin dede var

- DS - Peki, bunun adına maaş yerine "proje bazlı destek" dense bir şey değişir mi, Sait Yazıcıoğlu öyle diyor?..

VU - Bu aynı şeye benziyor; faizi almıyorlar ama adına başka bir şey deyip paradan gelir elde ediyorlar. Onun gibi bir şey olur bu da.

Eğer bize yardım edeceklerse bize kendi yerlerimizi versinler. Artı aynı öbür vatandaşlara yapıldığı gibi imar planında inanç için ayrılan yerlerden bize de versinler. Fakat bunun içersine Diyanet'i karıştırmasınlar. Diyanette temsil edilmek demek Başbakanın emrinde bir memur olmak demektir. Yani Başbakan bana diyecek ki "Sen ancak şunları öğretirsin, bunları öğretemezsin" ben de onları yapacağım. Olur mu öyle şey? Hem zaten devlet elini çeksin inançtan. Devlet ne bize ne de diğer inançlardan olanlara bir kuruş versin. Laik bir devlette Diyanet olmaz. İnançlara aynı uzaklıkta olsunlar. Bu ideal çözüm bizim için.

 

HÖ - Veliyettin bey'i bu aydınlık görüşü nedeniyle tebrik etmemek mümkün mü?

Alevilere diyanetten pay verilirse, Ermeniler Yahudiler kiliselerine sinegoglarına pay istemeyecekler mi ? Devlet bu payları vermediğinde devletimizi AİHM de mahkum ettirecek yeni problemler ortaya çıkmayacak mı ?

 

Ayrıca, Bu paylar hangi kıstaslara göre verilecek, Alevilerin, hristiyanların, Yahudilerin, ateistlerin sayımı mı yapılıyor ki herkesin kabul edebileceği bir oran oluşsun ve bu orana göre Alevilere veya diğer gruplara pay verilebilsin. (Ateistler veya deistler  AİHM e gidebilir ve diyanet bütçesinin toplam bütçeye oranı kadar kendi ödeyecekleri vergilerde indirim isteyebilecekler)

 

Bu aşamada pay verilebilmesi için sayım yapılması zorunlu hale gelecektir. Çünki ülkemizdeki Alevilerin (Ve yahudilerin ve hristiyanların ve deistlerin) sayısı belli değildir. İnsanların dini açıdan ayrıştırılarak nüfus cüzdanlarına işlenmesi zorunluluğu ortaya çıkacak ikinci aşama Türk, kürt, laz, Çerkez gibi etnik farklılıkların da kimliklere işlenmesi talep edilecek ve artık bu yoldan geri dönülme imkanı da olmayacaktır. Yani değerli okurlar,  devlet eliyle sürgit sürecek bir kavga süreci başlatılmış olacak ve bu süreci bugüne kadar devletin birliğini savunan aleviler tetiklemiş olacak.

 

- DS - Peki, ama asıl o zaman (Diyanet kaldırıldığında) laiklik tehlikeye girmez mi, din tarikatların eline kalmaz mı?

 VU - Acaba şimdi tarikatların elinde değil mi?

HÖ - Veliyettin bey yine doğruyu tesbit ediyor. Devletin görevi dine, etnik ayrıma karışmak değildir. Devlet tüm ırklara, tüm dini gruplara eşit mesafede olmak zorundadır. Dolayısıyla Diyanet gibi bir örgütün mevcudiyeti kabul edilemez.


-DS -  Peki Alevilik şu anda hangi çağını yaşıyor sizce?

VU - Öldürmekle bitmeyeceğimiz anlaşıldı, cana yönelik tehditler önceki yüzyıllara göre çok azaldı, örgütlenmeler başladı, ama aslında Alevilik en tehlikeli dönemini yaşıyor. Çünkü birincisi bugün biz inancımızı uyguluyoruz dersek yanlış olur, aslında biz taklitçilik yapıyoruz. Giderek esastan uzaklaştık, şekilciliğe doğru hızla bir gidiş var. Bu bizim için çok büyük bir tehlike. İkincisi, birtakım kişiler bizi asimile etmek istiyor. Diyanet başta geliyor, sonra Gülen cemaati, İran, Avrupa'da Katolik kilisesi. Bunların hepsi bizi kendilerine benzetmeye çalışıyor. Üçüncüsü de, bize aslında "Gelin bir masanın etrafında söyleyin, ne istiyorsunuz" dense biz karar vermekte epey zorlanırız, çünkü birlik yok.

 

HÖ - Veliyettin bey tehlikeleri kısmen görüyor. Doğru ve sağduyulu bir davranışla diyanetten pay istemiyor diyanet'in kaldırılmasını talep ediyor.

Bir büyük alevi kurultayı yaparak, bu sorunların demokratik olarak tartışılması, çözümlerinin araştırılması gerekmektedir. Alevilerin kararı Türkiyenin geleceğini, birliğini en çok etkileyecek, şekillendireck bir karardır, sadece Alevileri değil bu ülkenin birliğini bütünlüğünü savunan aydınlık görüşlü her türk vatandaşını da fazlasıyla ilgilendirmektedir,ilgilendirmelidir.

 

Hikmet Öztürk




Hikmet Öztürk

08.01.2009 22:29:32
 
Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Yazdır Yukarı Çık

ÇOK ÖNEMLİ UYARI: Sitemizde yayınlanan tüm yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir. Herhangi bir başvuruda, bu yorumları yazanlara dair her türlü bilgi, adli mercilere ulaştırılacak, gerekli hukuki önlemlerin alınmasına yardımcı olunacaktır. Editörlerimiz; hukuk veya ahlak dışı mesajları yayından kaldırabilir; sorumluların saklı tutulan bilgilerini hukuk danışmanı aracılığıyla adli kurumlara iletir.

Haber Yorumları (26 adet)

Misafir: senol yücel corum Editöre Bildir
alevilik ser cesme
alevilik batil inac degildir dedelik osmanli zülmüne karsi yol önderleridir günümüzde özeligi yitmisdir ancak bilgiliaydin dedeler devan etmeliünüfersitesi kurulana kadarözan ne diyor aynayi tutum yüzüme ali göründü gözümesünnilerle aramizdaki fark budur odürüslük simgesi ali yi kalbineimam hüseyni direcine yerlestirmezsen alevi olaman bunlar haci bektasi veli nin sözlerdirveliyetin efendim en büyük alevi önderdir diger kendilerini önder sayanlar cikarcidir köse kapmak pesindedir
%0 %0 %0
15.01.2009 13:01:45

Misafir: hüsamettin yılmaz Editöre Bildir
sd.vu ile hö nün yazısı hk.
sayın hikmet bey alevilği ya yeni öğreniyorsun yada eleştiri yapayım da..
bakınız alevi köylerinde 1970 li yıllara kadar mahkemelik hiç bir olay olmadıysa dedeler sayesindedir.ne kadı ne müftü nede başka bir hukuka güvenmemişlrdir.yada kendi değer yargıları ve yargıçları başka bir makamı aratmaamıştır.
alevilik yaşanmadan öğrenilmez.bugün amerikada uygulanan halk jürisi nereden alınmıştır.hiç dede karşısına veya yoluna teslim olup yargılandın mı?
biz on öğretmen bir hafta araştırma yaptık."dünyada en kolay iş nedir"?
evet ya "ELEŞTİRMEK" en kolay iş.
dünyanın yedi harikasına bile kusur bulabiliyorlar.
Alevi felsefesi insanlığın son kalan değerlerinden biridir.daha şimdiden bin yüz bin bir milyon alevi yanyana gelmeden post kavgası yapmak neyin nesi?
elinizi ve dilinizi bilmediğiniz yerlere uzatmayın demek hakkım yok.herkes düşündüğünü söyleme hakkı ar mı? onuda size bırakıyorum.
saygı ve sevgilerimle.
hüsamettin yılmaz
%0 %0 %0
14.01.2009 15:55:09

Misafir: Hikmet Öztürk Editöre Bildir
Bünyamin bey'e cevabımdır.
Bünyamin bey.
1. yazınızı sistemden ben kaldırmadım, Editör'e de böyle bir ima da bulunmadım. Editör yazarlardan bağımsız olarak kendi kararını kendisi alıyor. Yazışmalarda belli kriterleri var. Birbirimizi, cahil, art niyetli, dış mihraklara hizmet eden kişiler gibi görür anlayıp dinlemeden hemen saldırırsak bu gazetenin kalitesini de düşürür ve elbette gazete bu durumlara müsade etmez.
2.Evinize gelen misafirinize bu şekilde mi davranıyorsunuz ? Misafiriniz size farklı bir fikir beyan ettiğinde hemen saldırıyormusunuz, hemen kökü dışarda fikir mi diyorsunuz, hemen Türkiyeyi bölmek istiyorsunuz mu diyorsunuz.(Biz gazetede yazan kişiler sizlerin misafirleriniz gibiyiz)

Yazımı iyice okumadan, iyice anlamadan, aynı konudaki yazılarıma bakıp beni iyice tanımadan hemen saldırı yapıyorsunuz ve daha sonra bizi hoşgörüsüz olmakla suçluyorsunuz.

Bir alevi olabilirsiniz ancak yolunuz Atatürk'ün yolundan uzaklaşmakta ve şeriata yaklaşmakta. Yazınızda surelerden bahsediyorsunuz, Benim size cevabım ise biz aleviler laik sistemi destekliyoruz, Hukuk sistemine ve bilime uygun yaşıyoruz, siz surelere göre yaşayın, 4 kadın alın, 14 yaşında kızınızı evlendirin, 14 yaşında türbana sokun, mihri müeccel e göre nikah yapın, boş oldun deyince karınızı boşayın, karınıza, kızınıza mirastan eşit pay vermeyin. Karınızı kızınızı çalıştırmayın evde tutun, bakabildiğiniz kadar, yetiştirebildiğiniz kadar değil yapabildiğiniz kadar çocuk yapın (Allah rızkını verir) Sizin alevilere tavsiye ettiğiniz bunlar. Siz alevi olduğunuza eminmisiniz. Yoksa sunnilerin ezici gücü karşısında yolunu şaşırmış alevi şeriatını özleyen bir garip misiniz.

Bence
1. önce karşınızdakini anlamaya çalışın
2.Aleviliğin sunnilikten, şiilikten uzlaşılmaz farklılıklarını iyice öğrenin
3.Ulusları birbirine dinlerin bağlayamadığını bağlayıcı unsurun hukuk ve adalet olduğunu, bilim olduğunu iyice kavrayın (Din bizi bağlasa aleviler yüzyıllardır katledilmezdi, kürtlerle türkler bu kadar ayrışmazdı). Bilimin dışında kalmış toplumların huzurlu olduğu, bütünlüklerini koruduğu, kalkındıkları nerede görülmüş.
3. Atatürk'ümüz Hayatta en hakiki murşit bilimdir. sözünü tesadüfen söylemedi. Bu sözü söylemek için bütün ömrünü harcadı.Tekkeleri, Tarikatları da keyif olsun diye kapamadı.

Ben, size bildiklerinizi bir kenara bırakıp olaylara farklı açılardan bakmanızı ve referanslarınızı değiştirmenizi tavsiye ediyorum.
Son söz, İncinsen de incitme
Saygılar
Hikmet Öztürk
%0 %0 %0
12.01.2009 13:07:47




Hikmet Öztürk Bölümünden Son Yazılar
Devamını Oku 02.03.2009 23:18:56 - Trajikomik bir olay
Devamını Oku 25.02.2009 12:47:51 - Herkes kendi işini (iyi) yapsa
Devamını Oku 14.02.2009 07:04:15 - Bahşiş, rüşvet, haraç
Devamını Oku 05.02.2009 14:42:16 - Bilim - İnanç - Halk’ların davranışı
Devamını Oku 27.01.2009 19:20:20 - Dürüstlük ve Boşboğazlık: 10 Rum Öldürdüm
Devamını Oku 24.01.2009 03:44:51 - Kriz Derinleşiyor / Yatırımlarınız
Devamını Oku 17.01.2009 19:38:13 - Yahudiler Neden Güçlü / Biz Müslümanlar Neden Mağduruz?
Devamını Oku 08.01.2009 22:29:32 - Veliyettin Ulusoy'a Cevabımdır
Devamını Oku 06.01.2009 00:04:46 - Aleviler Diyanet'ten Payı Kabul Ederse
Devamını Oku 03.01.2009 21:40:33 - Yedi Parlak Öğrenci Öldü / Cuma'nız Mübarek Olsun
Devamını Oku 02.01.2009 15:14:24 - Bahçelievler'de Yılbaşında İçki İçmek / Satırlanmak
Devamını Oku 31.12.2008 12:54:54 - 2B: Bir Yılan Hikayesi
Devamını Oku 30.12.2008 09:53:12 - Rüşveti Kabul mü Edelim / Diyanet Kalsın mı?
Devamını Oku 29.12.2008 10:47:06 - Demokraside Tıkanıklık / Klavuzu Karga Olanın...
Devamını Oku 25.12.2008 09:12:53 - Metrodaki Sanatçı / Bakmak Görmek Değildir
Devamını Oku 24.12.2008 07:42:45 - TESEV'in Kürt Raporu / Aleviler Kel mi?
Devamını Oku 23.12.2008 13:02:32 - Cumhurbaşı Hem Türk, Hem Müslaman. Çok Şükür.
Devamını Oku 21.12.2008 07:48:02 - Alevilik İslam İçidir/Dışıdır Sorunsalı
Haberin karnesini siz belirleyin
1 - Zayıf 2 - Geçer 3 - Orta 4 - İyi 5 - Pekiyi
Bu haber için oy kullanan 38 ziyaretçimizin puan ortalaması: 3,08
Haberi Paylaşın
Google Google Live Live MySpace MySpace Facebook Facebook Delicious Delicious Digg Digg




 
Beyin dalgalarıyla iletişim kurdular!
Beyin dalgalarıyla iletişim kurdular! İngiliz bilim insanları iki insanın beyin dalgaları aracılığıyla iletişim kurmasını sağladı....
Apple'ın belalısı yine başardı...
Erişim yasağı şoke etti!
0,25 saniyede derlendi.

Evden eve Nakliyat - Hubyar - Nur Pompa - GPS Araç Takip Sistemi - Oto aksesuar