Milli Voleybolcu Tesettüre Girdi Gazeteler
                                            Artık bir şeyler değişiyor...  
 
 

Çok Okunanlar
Devamını Oku Hristiyan Suyumuzu Kirletmesin!
Devamını Oku soL: Özkan'ın Televizyon Solculuğu Bitti
Devamını Oku Gül'e Şovalye Nişanı
Devamını Oku TRT'nin "Yayıncılık Başarısı"
Devamını Oku Ayşe Arman Feci Yüklendi

Son Yorumlananlar
Devamını Oku Ülkücüler Üniversite Şenliğine Saldırdı
Devamını Oku Erdoğan'a Adana Şoku
Devamını Oku Kanaltürk Çalışanından Mektup Var
Devamını Oku Hristiyan Suyumuzu Kirletmesin!
Devamını Oku Einstein'dan Din Karşıtı Görüşler

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı
Şifre

Üye Olayım

Şifremi Unuttum

Sitemiz
Mozilla Firefox
Internet Explorer
Opera
Safari
ile test edilmiştir.



RSS / XML
RSS / XML
EkleBunu RSS Ekle Butonu
Anasayfa> İnan Ayrıbaş> Güleriz Gülünecek Halimize
 Güleriz Gülünecek Halimize

İnan Ayrıbaş'ın Renkhaber'deki ilk makalesi:




Kendileri için saf, iyi niyetli ve hatta sazan tabirlerini kullanabileceğimiz insanlar vardır ya, mesela ben hayatta ne öğrendiysem onlardan öğrendim. Şaka falan yapmıyorum, tam tersine o insanlara sonsuz saygı duyuyorum ve hayatın onlar olmadan çok anlamsız olacağını biliyorum. Hatta hiç sınıflandırma yapmadan şöyle diyelim, hepimizin mutlaka sazan pozisyonuna düştüğü anlar vardır, işte onlar hayatın en ince noktasından yakalandığı anlardır çoğunlukla. O anlarda saflık ve doğallık vardır.

İstanbulun denize nazır muhtelif mekanlarından birinde, dostlarla samimi bir ortamda benzer saflık ve devamında dumur'luk anlardan biri, aynen şöyle:

Paris'te birkaç ay kalıp sırf Türk olduğu için Fransız zibidilerin hakaretine uğramış sevdiğim arkadaşlarımdan biri, haliyle anlatıyor neler yaptığını. Birden gayet meraklı bir soru duyuluyor, "Müzelere de gittin mi" diye. "Haaayır, müzeleri yaşlanınca dolaşmayı planlıyorum". Dumur soslu zihinsel silkinme ve tabii kahkaha nöbeti sarıyor ortalığı. Elinde olmadan insanları güldürürken düşündürmek herhalde bu olsa gerek.

"Peki bu dumur vaziyetinden çıkan en kestirme sonuç nedir?" diyebilirsiniz haklı olarak. Normal bir insanın (herkes kendi normalini kendi bulsun) gençliğinde yapacağı işler, yaşayacağı zevkler, düşünceleri vs. farklıdır tabii. Fakat burada garip olan, bir insanın yaşlılıkta zaten 'mecburen' yapacağını düşündüğü şeyleri gençliğinde yapmaya ihtiyaç duymaması. Ya da tersten bakarsak yaşlanınca zaten mahrum kalacağı zevklerden gençken bokunu çıkarırcasına haz çıkarmayı düşünebilmesidir. Üstelik bu mantık yürütme şekli istisna falan da değil. Gayet yaygın (Zaten endüstriyel bir toplumda maddi yatırım da tam olarak böyle bir mantıkla işler).

İşte sevgili okur, artık gülmek (evet basbayağı gülmek) de böyle bir eylemdir. Nasıl ki gençlik yaşlılık ayrımını belirleyen artık yaş meselesi değil de, neleri tükettiğimiz meselesiyse, gençlerle benzer şeyleri tüketmek, onlara benzemeye çalışmak da yaşlılıktan kaçmak için en yaygın yöntemdir. Artık gülmek, hazır tüketilen paketlenmiş bir ihtiyaçtır ve hatta genellikle tıpkı "aşk" gibi ihtiyaç olmanın ötesinde insanların kendilerini tanımlamalarını sağlayan bir araçtır. (Yoksa insan niye Cem Yılmaz' a güler ki?) Güldürü, ışıltılı plazaların yapay ve bencil 'sosyal' ortamından kurtulmak isteyenlerin raftan alıp, kullanıp çöpe atacakları, bayatlamış esprilerin para etmediği bir sektör halini almıştır. Evet, sevgili okur, tüketim artık marketten iki tane çikolata almaktan ibaret olmayıp hayat tarzı olmayı da aşmış ve dahi aşklarımızı, zevklerimizi, dostluklarımızı kısaca kendimizi en fazla son kullanma tarihine kadar kullanılabilen metalar haline dönüştürmüştür.

Yani iddia ediyorum artık kimse kendi hayatını yaşayamaz. Hatta başkasının hayatını yaşarken bile başrol oyuncusu da olamaz sadece seyirci, en iyi ihtimalle figüran olabilirsiniz. Bu tiyatro oyununda herkesin rolü belirlenmiştir kendiliğinden, üstelik aynı gün içinde okulda, işte, evde, sokakta, fabrikada, tarlada (valla, Pelin Esmer'in yalancısıyım), sevgili yanında, aile yanında hep farklı kişiliklerde yaşarız. Hatta biz de yaşamayız bu hayatı, hayat bizi yaşar. Eğer hayat zoraki oynadığımız bir oyun ise, gülmek (yani sanatsal manada güldürü) de bu oyundan kaçarken sığındığımız bir limandan ibarettir.


Nasıl ki Louvre' a gitmek yaşlılığa havale edilmiş bir işse, "haydi eller havaya" vaziyetinde sırıtık sırıtık ortalıkta dolaşmak da o kadar gençliğe uygun görülmüş bir durumdur. Tabii orta yaşı da unutmak olmaz, ona da ileride harcamak üzere para biriktirmek için kariyer soytarılığı yapmak kalıyor (Gerçi "ülkemizin geleceği gençler" -bunu bizim rektörden öğrendim- bayağı seviyor bu işleri).

Pekala, daha fazla "uçmadan" kapanış sorusuyla bitirelim: "Normal" ebatlarda bir insan gün içinde ve ömrü boyunca en fazla ve en az kaç rolü üzerinden çıkarıp yenisini giyinebilir? (Sazanlık yapmak serbesttir, hatta kendilerinin cevapları özellikle önemlidir şahsım açısından!)



İnan Ayrıbaş

07.09.2007 02:00:16
 
Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Yazdır Yukarı Çık

Bu habere henüz yorum yazılmamış...




İnan Ayrıbaş Bölümünden Son Yazılar
Devamını Oku 14.11.2007 00:14:26 - "Hürriyet" Elinde, Ertuğrul Gider Savaşa...
Devamını Oku 07.09.2007 02:00:16 - Güleriz Gülünecek Halimize
Haberi Değerlendirin
Gereksiz bir haber
Yayınlamanız gerekmezdi
Faydalı bir haber olmuş
Gerekli bir haber
Haberiniz çok çok isabetli
Bu haber için oy kullanan 8 ziyaretçimizin puan ortalaması: 5,00
Haber İşlemleri
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yorum Yaz
Yorumları Oku
Haberi Paylaş
Google Google Live Live MySpace MySpace
Facebook Facebook Delicious Delicious Digg Digg
 
Yorum Bölümümüzdeki Sorun Giderildi
Yorum Bölümümüzdeki Sorun Giderildi Bir süredir okuyucularımız yorum girerken oluşan bir hata, okuyucularımızın bildirmesi üzerine düzeltildi....
Bu da Aşırı Sosyalleşme!
Youtube Şimdilik Yeniden Özgür
0,58 saniyede derlendi.