| Aşk Umutsa, İhanet Kehanettir... |
|
| |

Sayım Çınar'ın, yazarımız Rahmi Vidinlioğlu ile söyleşisi.
Tatilde okuduğum kitaplar beni çok mutlu ediyor. Marmaris'te küçük bir teknede, Rahmi Vidinlioğlu'nun "İhanet ve Kehanet" adlı romanını bir çırpıda okudum. Yazarın yeni kitabı mitolojik bir öykü ile başlıyor. Kitabın ilk bölümü, Tanrı ve şeytan arasındaki ilişkiye sağlam göndermelerde bulunan mitolojik bir masal gibi… Bu romanda insanı kahreden duygular var. Romandaki karakterler hep acıyla besleniyorlar hem de kocaman acılarla. Kitapta aşk acıları yoğun bir şekilde işlenmiş. Romanın başkahramanı olan Sedat, aynı zamanda şizofren… Yazar bunu açıklayarak teşhis koymak yerine bize onun şizofren olduğunu yaşantısından kesitler sunarak gösteriyor. Sedat, gerçek dünya dışında kendisine bambaşka bir dünya yaratmış durumda. Tedavisi olmayan bir saplantısı var, o da aşk… İlk kitabı Şizofreni Yalnız Oynanmaz'da eşini aldatan şizofren Cenk'in can alıcı öyküsü ile edebiyat dünyasına hızlı bir giriş yapan ve birçok eleştirmenden tam not alan Rahmi Vidinlioğlu, bu kitabında da okurlarını fazlasıyla etkilemeyi başarıyor. Romanda anlatılan aşk hem biraz melodram hem de romantik. Bu kitabı okurken hep duygusal temalı şarkılar dinledim. Geçmişimi hatırladım. Yazar hayatından kesitleri de dikkatli bir okuyucuya sunuyor. Bu kitapta önemli olan, romantizmi hissetmek… Kim ne derse desin nasıl düşünürse düşünsün, saygı duyulası güzel bir durum yaratmış Rahmi Vidinlioğlu. Rahmi yazmaya çalışıyor, başka bir derdi yok. "Şiddetli trajediler, entrikalar var bu kitapta." Yeni bir dünyanın, dolayısıyla yeni bir hayatın izini süren Vidinlioğlu, uçak hızıyla hareket eden bir akılla, okuru kendi âleminin karmaşasında gezdiriyor… Son olarak, İhanet ve Kehanet asla bir hesaplaşma romanı değil. Devam mecburiyeti olan bir dersmiş gibi bu roman… Cinius Yayınları tarafından yayımlanan bu romanı şiddetle öneriyorum
Romanınız mitolojik bir öykü ile başlıyor. Sizce Antik Yunan'da yaşanan aşklarla, günümüzde yaşanan aşklar arasında ne gibi benzerlikler var?
Evet, İhanet ve Kehanet mitolojik bir öykü ile başlıyor. Aslında burada dikkat çekmek istediğim nokta, söz konusu olan aşksa, Tanrısal dahi olsa işlerin kötüye gideceğiydi. Aşkın doğası gereği sanırım mutlaka sonu hüsranla bitiyor…
Her aşkın sonu hüsran olmak zorunda mı peki?
Ne yazık ki biraz objektif baktığımızda başka bir çıkar yol gözükmüyor. Her aşk yalnızlığa karşı işlenilmiş planlı bir cinayet olsa da aynı zamanda bireyi acıya sürükleyen en önemli faktörlerden biri.
Romanınızda insanı kahreden duygular var. Acı insanın kendisine yakın olanı giydirmesi midir?
Aslında burada acıdan ne anladığımız çok önemli. Acı bence okunması zorunlu bir okul gibi karşımıza dikilmiş durumda ve biz gerçek acılarla yüzleşmek yerine kendisine sanal acılar yaratan korkak insanlarız… Aşk, acı çekmek uğruna arkasına saklanılan en büyük paravanlardan biri olmuş durumda. Aşkın seks ile kirletildiği ve yalnızca bedenlerin değerli birer metaya dönüştüğü günümüzde, aşkın acı vermekten başka bir şey de yapamayacağı ortada.
Kitaptaki bahsettiğiniz insanı kahreden duygular, yaşanmak istenen ama bir türlü hayata geçirilemeyen bir aşkın enkazı aslında. Karakterlerin tümü kendilerini kurtaracak tek şeyin aşk olduğuna inanıyorlar ama 21. Yüzyılda aşk artık hayalden öte değil. Bu nedenle belki de karakterler kendilerini gerçek dünyadan soyutlayarak kendi içlerine kapanıyor ve kendilerine yeni dünyalar yaratmayı seçiyorlar.
Kitabınızda çok fazla not var. Bu notları kitabın sonuna eklemişsiniz. Bu romanınızı okumak için Antik Yunan mitolojisini iyi bilmek gerekiyor, değil mi?
Evet, kitap çok yoğun bir şekilde mitolojik öğeler barındırdığı için, özellikle Antik Yunan mitolojisi bilmek kitabın anlatmaya çalıştıklarına hâkim olunması için gerekli gözüküyor.
Kitaptaki notların fazlalığı hem bunun çok fazla mitolojik öğe barındıran bir roman olmasından hem de anlatmaya çalışılanların günlük hayatta çok sık kullanılmayan kelimelerle aktarılmasından kaynaklanıyor. Standart bir edebiyat okurunu bile zorlayacak kadar karmaşık cümleler var romanda. Bunların tek tek açıklanmaları gerekiyordu. Ayrıca çoğu detayı da, kitabın akışını bozmasından endişe ederek, notlarda vermeyi tercih ettim.
İlk kitabınız Şizofreni Yalnız Oynanmaz' da eşini aldatan şizofren Cenk'in can alıcı öyküsü ile edebiyat dünyasına hızlı bir giriş yaptınız. Bu kitabınızda da fazlaca ihanetler var olmasını neye bağlıyorsunuz? Hayatta çok güvendiğiniz birisi sizi arkanızdan vurdu mu?
Aşk, ihanete uğramayı göze alarak kalkışılan bir savaş aslında… Geçmişte çok büyük bir ihanete uğramamış bir insanın bu kadar sert bir şekilde yazmasını zaten bekleyemeyiz. Hayatımın akışını değiştiren ihanetler yaşadım elbette ve bunlar yazma sürecimde başrol oynadı. Özellikle bu kitabı ortaya çıkartan asıl sebep karşı karşıya kaldığım bir ihanetti.
Hayatın içinde sıkışıp kalmış karakterleri yazmanızın ve bu karakterleri uzun bir şiir tadında anlatmanızın nedeni nedir?
Yarattığım karakterler genelde içlerine çökmüş ve dış dünyayı reddetmiş kişilik yapılarına sahipler. Bunu, dışarıdaki Dünya'nın acımasız karmaşasından korunmak için tek yol olarak görüyorlar. Hepsi hayatta tutunamamış bu nedenle düşlerinin peşinden gitmeyi seçmiş kişiler. Yakın gelecekte herkesin kendi içine kapanmaktan başka çaresi kalmayacağını düşünüyorum. Çok hızlı bir şekilde dağılan toplum yapısı bizi buna mecbur bırakacak. Hayatın içinde sıkışıp kalmış karakterleri yazmamın nedeni, bu karakterlerin ruhsal çözümlemelerini yapmak istemem aslında.

Tüm bunların upuzun bir şiir gibi ahenkle yazılmasının sebebi ise sanırım sözü süslemeyi çok seviyor oluşum. Karakterlerim ne kadar sıradan insanlar da olsalar tıpkı birer asilzade gibi konuşurlar. Bu hem çok sıkıcı olan konuşmaların bile zevkle okunmasını hem de anlatılmak istenenin çok daha sanatsal olarak sunulmasını sağladığı için şiirsel bir dille yazmayı seviyorum.
Gerçek hayatta nasıl bir ruh haline sahipsiniz? Yazdıklarınız sizin hayatınızdan izler taşıyor gibi…
Gerçek hayatta normal bir insan gibi yaşıyorum. Yazma süreçlerimde eve kapanır ve herkesle ilişkimi keserek yazıya odaklanırım. Yazmayı bir ibadet gibi görür ve bu ritüelin gerekliliklerini yerine getirirseniz, okur da yazdıklarınızı bir ibadet gibi okuyacaktır. Yazdıklarımın beni ne kadar yansıttığına gelince… Elbette her yazar kendi hayatından önemli noktaları eserlerine taşır. Özellikle travmalar yazarı besleyen en önemli kaynaklardan biridir. Ben de kendi hayatımdan bir çok noktayı ister istemez yazılarıma taşıdım. Bununla birlikte yazmak benim için kendi ruhumun derinliklerine doğru çıkılan sonu gelmez bir yolculuk. Her satırda kendime ait bir başka ruhla tanışıyorum. Tanıştığım bu yeni ruhlar ile bazen çok iyi anlaşıyorum ve onu yanıma katarak yoluma devam ediyorum bazense karşıma çıkan ruhu reddediyorum ve onunla aramda bir savaş başlıyor. Her ne zaman karşıma düşman bir tarafım çıksa o zaman mükemmel bir okuma zevki sunan yazılar yazıyorum.
Aşk kavramını çok fazla sorguluyorsunuz. Sizi aşka yaklaştıran en temel duygudan bahseder misiniz?
Aşkı tanımlamanın mümkün olmadığına, onun yalnızca sorgulanabileceğine inanıyorum. Bu nedenle aşkın her yönünü detaylı bir şekilde sorgulamayı tercih ediyorum. Kendi hayatımda da cevap veremediğim sorulara yazdıklarımda cevap arıyorum.
Tıpkı herkes gibi beni de aşka yaklaştıran en temel duygu yalnızlık korkusu aslında. Ardından ego geliyor. Sevildikçe güçlendiğini hisseden bir karakter yapısı var bence insanın.

"Devam mecburiyeti olan bir dersmiş gibi artık intihar!"diyorsunuz. İntihar, psikiyatrik araştırmalara göre, çoğu insanın bilinçaltında, geride bıraktığı insanlara bir mesaj bırakmak ve onlara acı çektirmeyi düşünerek gerçekleştirdiği eylem olarak yer alıyor. Siz intihar hakkında ne düşünüyorsunuz?
İntiharı da en az aşk kadar sorguluyorum. İntihar, yarattığım karakterlerin hepsi için bir kurtuluş yolu olarak gözüküyor; tıpkı aşka baktıkları gibi! İntiharı hem çok istiyoruz hem de intihar etmekten deliler gibi korkuyoruz. Ben burada intiharın bir kurtuluş olup olmadığını sorgulamak yerine neden bizi bu kadar çok korkuttuğu üzerinde durmayı tercih ediyorum. İntiharın geride bırakılan insanlara acı çektirmekten öte, bireyin kendisini yok ederek yaşadığı derin acıyı sona erdirmesi olarak ele alıyorum. Geride kalan hiç kimse cezalandırılamaz. İntihar dinmek bilmez acılar içinde kıvranan bir ruh için ödüldür. Çünkü bu dünya yalnızca fiziksel acıları önemser, kimsenin ruhunda kopan fırtınalar bir diğer insanı ilgilendirmiyor.
Siz yazdıklarınızla dünyanın dönüş hızını mı değiştiriyorsunuz?? Birileri bizim uyumamızı mı istiyor?
Aşkı seks ile bir tutmak istiyoruz, böyle büyük bir günaha saplanmış olduğumuzu göre göre bunu yapmayı sürdürüyoruz. Bu bize sürekli enjekte edilen kapitalist ideolojinin marifetidir. Aşk ve seks birbirinden ayrı ele alınması gereken kavramlar.
Aşk bitince, hayatın bir anlamı da kalmıyor. İnsanlık kendisine sunulan en büyük armağan olan aşkı elinin tersiyle itince, geriye kalan her şey zaten meta haline geliyor. İşte ben tam bu noktada aşkın hâlâ var olduğunu haykırıyorum.
Evet, yazmak dünyanın dönüş hızını değiştirebilecek bir eylemdir. Her yazar bu amaç ile oturur yazının başına. Peki, yazdıklarım bunu başarabilecek mi? Hayattaki tek amacım bu olsa da bu sorunun cevabını zaman verecektir diye düşünüyorum.
Dünyanın düşünce yapısında sürekli bir değişim söz konusu. Dünyayı değiştirmek için ne yapmamızı bekliyorsunuz?
Küresel bir çöküş içinde insanlık. Düşünce yapısı değişmiyor artık, düşünce yapısı yok oluyor. Düşünmeyen toplumlar, düşünmeyen bireyler yaratırken sistem, buna karşı hepimiz sessizce durmuş adeta kıyameti bekliyoruz.
Ben dünyayı değiştirmenin tek yolunun inanmak olduğunu düşünüyorum. Herşeyden önce insanın etten ve kemikten oluşan bir yaratık olmakla sınırlı kalmadığını yeniden hatırlamamız ve ruha gerektiği değeri vermemiz gerekiyor. Yazdıklarımda en dikkat çekici nokta, bireylerin nasıl çöküşe sürüklendikleri… Böyle giderse hepimiz ciddi bir çöküşe doğru sürükleneceğiz…
Sizin okurlarınız kimler olacak? Hangi kitleyi hedef aldınız?
Aslında bir yazar olarak herkese seslenmek istiyorum elbette ama yazdıklarımın hedef kitlesi kaliteli edebiyat okurları… Edebiyatın değerli olduğuna inanan ve ucuz numaralara prim vermeyen okurlara seslenmek benim için en önemli noktalardan biri.
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|
|
|
Haberi Değerlendirin
Bu haber için oy kullanan 12 ziyaretçimizin puan ortalaması: 4,00
|
|