| PUNA PAMİR'İN İKİNCİ KİTABI 'BENİM İNSANLARIM' ÇIKTI |
|
| |

Goa Yayınları'ndan çıkan 'Benim İnsanlarım' yazarın Ankara'da çocukluğunun geçtiği semtlere dair bir öykü kitabı
|
SAYIM ÇINAR
sayimc@superonline.com
Benim İnsanlarım/Puna Pamir/Goa Yayınları
2004 yılında aşk hikayelerin den oluşan ilk kitabı "Yolculuklar" tanıdığımız, Puna Pamir'in ikinci kitabı olan "Benim İnsanlarım" okurları ile buluştu. Bu kitabı Goa yayınları yayımladı. Yazar "Benim İnsanlarım"adlı kitabında, çevresinde izlediği kimi sıradan, kimi sıra dışı insanların öykülerini kendi hayat akışının özeti içinde bize sunuyor. Yazarın çocukluk yıllarının geçtiği, bugün için değişmiş ve unutulmuş Ankara semtlerinde başlayan anı öyküleri, günümüzün İstanbul'una ve yazarın kendi dünyasındaki yolculuklara doğru uzanıyor. Yazarın öykülerinin kaynağı gerçek hayat. Öyküleri olduğu gibi değil, edebi ve estetik kaygılarla yazıldığını görüyoruz. İnsanın geçmişini ve yaşadığı yerleri unutmaması güzel bir duygu. Kitabın genelindeki nostaljik öğeler, yazarın gözlem gücü, insan psikolojisinin derinliklerine inme yeteneği, anlatımındaki duygu ve düşünsel derinliğinin yanı sıra öykülerde kahramanların tutkuları, saplantıları, sevgileri, sırları ve özlemleri bizimle paylaşılıyor. Babamla elli dakika ve Son Mektup öykülerinde, duygu yüklü anlar yaşıyor ve yer yer göz yaşlarını tutamıyorsunuz. Nostaljik Ankara ortamında başlayan ilk anı öyküde, yakınları tarafından aldatılacağı korkusunu yaşamı boyunca duyan ama sonra bu korkularına doğru seçimler yaparak kaderini oluşturan Ferhan Teyzeyi tanıyoruz. Yazarın, yine çocukluk yıllarında Ankara'daki bir komşusu olan Nelli Abla'nın, kişiliği gereği yaptığı seçimlerle, sıra dışı bir hayattan nasıl sıra dışı bir sona ulaştığını okurken öykünün geçtiği yıllardaki Ankara'nın pek çok unutulmuş özelliği bize hatırlatılıyor.Bir sonraki anı öykü yine Ankara'da, yazarın genç kızlık yıllarında gözlemlediği, evlenmeyi ve çocuk sahibi olmayı kendine tutku haline getirmiş bir komşusunun sır dolu öyküsü. Yazarın üniversite yıllarına denk gelen bir diğer öykü ise "Vücut Şampiyonu" adını taşıyor ve yine o yılların Ankara'sından betimlemelerle anlatılıyor.Ankara'da iş hayatına başladığı yıllarda tanıdığı ve kişiliği ile yazarda unutulmaz izler bırakan "Kahraman Küçük Kadın" özellikle Kızılay çevresinde bugün çoğu yok olmuş pek çok yerin anlatımıyla birlikte okuyucuya sunulan bir öykü.Yetmişli yılların başında başlayan bir sonraki anı öyküde yazar, kendinde büyük değişimler için çabalayan Sibel'in, çabalarının ardındaki psikolojik nedenleri bize sunuyor.Bundan sonraki öyküler artık İstanbul'da geçiyor. Öykünün geçtiği tarihteki İstanbul özelliklerinin de vurgulandığı ilk öyküde evde çalışan bir yardımcının hayatını okuyoruz. Artık seksenli yıllara gelinmiştir. Türkiye değişimlerin içindedir, kapital birikimi arttıkça, İstanbul'da yüksek sosyete oluşmuştur. Bir fabrikatörün eşi olan ve ebedi gençliği arayan Nimet hanımın yaşam öyküsünde, onun tutkularını ve sırlarını öğreniyoruz.Yazar, sonra seksenli yılların sonunda tanıdığı Ubeydullah adlı Kürt kökenli bir işçinin öyküsünü anlatırken, bir önceki öyküdeki varsıllığı ve bu öyküdeki yoksulluğu peş peşe yazarak Türkiye'deki sosyal yapının çelişkilerini hatırlatıyor. Sevgi üzerine farklı düşüncelerin dile getirildiği bir başka öyküde yazar, sevginin çoğu zaman sanıldığı gibi olumlu duygularla oluşmadığını vurgularken, gerçek sevgiyi bir rastlantıyla komşusunun nasıl keşfettiğini anlatıyor. Yazarın kendi hayatının akışı içinde anlattığı anı öykülerinde artık doksanlı yıllara ulaşılmıştır ve sıra kırk yıllık arkadaşları ve kocalarının arasındaki günlük davranışların tuhaflıklarından söz etmeye gelmiştir. Kitabın son bölümünü, yazarın kendi hayatından çekip çıkarttığı, çarpıcı ve duygu yüklü iki öykü oluşturmaktadır. Öyküler 2000'li yıllarda geçmesine rağmen yıllar öncesindeki anılar, duygular ve olaylarla doğrudan bağlantılıdır.

Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|
|
|
Haberi Değerlendirin
Bu haber için oy kullanan 10 ziyaretçimizin puan ortalaması: 2,60
|
|