Milli Voleybolcu Tesettüre Girdi Gazeteler
                                            Artık bir şeyler değişiyor...  
 
 

Çok Okunanlar
Devamını Oku Hristiyan Suyumuzu Kirletmesin!
Devamını Oku soL: Özkan'ın Televizyon Solculuğu Bitti
Devamını Oku Gül'e Şovalye Nişanı
Devamını Oku TRT'nin "Yayıncılık Başarısı"
Devamını Oku Ayşe Arman Feci Yüklendi

Son Yorumlananlar
Devamını Oku Ülkücüler Üniversite Şenliğine Saldırdı
Devamını Oku Erdoğan'a Adana Şoku
Devamını Oku Kanaltürk Çalışanından Mektup Var
Devamını Oku Hristiyan Suyumuzu Kirletmesin!
Devamını Oku Einstein'dan Din Karşıtı Görüşler

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı
Şifre

Üye Olayım

Şifremi Unuttum

Sitemiz
Mozilla Firefox
Internet Explorer
Opera
Safari
ile test edilmiştir.



RSS / XML
RSS / XML
EkleBunu RSS Ekle Butonu
Anasayfa> Kültür - Sanat> 'Sol'un Resmini Çizemeyiz Artık'
 'Sol'un Resmini Çizemeyiz Artık'

'Sol'un Resmini Çizemeyiz Artık'
Saffet hocanın (Ferhan Şensoy) 'Son Ders'te üniversiteli gençlere öğrettiği, müfredat yerine şu cümle:




Saffet hocanın (Ferhan Şensoy) 'Son Ders'te üniversiteli gençlere öğrettiği, müfredat yerine şu cümle: "Söylemek istediklerini erteleme." 12 Mart döneminin beş solcu arkadaşı, polisten kaçmak için yolları ayırıp yıllar sonra buluştuğunda biri davadan dönmüş, diğeri köşeyi... Söz verdiği gibi yaşayan da var tabii. Saffet ise kavgayla olmayacaksa kalemle diyerek hoca olmuş İsveç'te. Ömrü kısalınca da ertelediği cümleleri söyleyebilmek için dönmüş ülkeye. Dünya küçük; beş arkadaşla birlikte yakın tarih, duyarsız gençlik, komedi, dram ve aşkın yolu kesişmiş aynı filmde. Mustafa Uğur Yağcıoğlu ile Iraz Okumuş'un yönettiği 'Son Ders'in yükü en çok Ferhan Şensoy'un üzerinde...
Saffet hocadan çalarak; diyelim ki bu son röportajınız. Sonradan keşke dememek için ne söylersiniz?
Bu zor, normal sorulara geçelim. Saffet hoca, ertelemiş hayatında bir sürü şeyi. Ben öyle biri değilim, ertelemedim. İstediklerimi yaptım ve yapıyorum.
Yönetmen, 'Son Ders'in senaryosuyla geldiğinde 'Bu rol çok dramatik, bana gitmez' demediniz mi?
Dedim tabii. 'Komedi mi?' diye sordum ilkin. 'Değil abi' dedi. Biraz duraladım. Senaryoyu okumaya kerhen başladım. İzleyici, adımı görünce bir komiklik var diye düşünüyor. Sokakta bile gülüyorlar bana. Ama senaryoyu sevdim. Öğrenciliğimi hatırladım. 70'lerin başında üniversitede mimarlık öğrencisiydim. Gençlik, politikanın içindeydi o zaman. Şimdiki gibi değil. Filmde bu işleniyor zaten.
O günün gençleri, bu günün anne babaları şimdiki kuşağı apolitik görüyor. Filmde bolca iğneleme var bu konuda. Sizin görüşünüz?
Filmde anlatıldığı gibi görüyorum gençliği. Politikayla ilgilenmeyen, kendi dünyasına kapanmış, çabuk tüketen... F tipi internet gençliği diyorum ben. Seçim öncesi çoğu nereye oy vereceğini bile bilmiyor. Şaşkın ve dalgalılar.
Gerçekten külliyen ilgisizler mi? Yoksa filmdeki Ulaş'ın babası gibi 'çekingenleştirilmiş' bireylerin çocukları olduklarından mı?
Herkes kendi yaşadıklarını oğlu yaşamasın istiyor tabii. Öyle yetiştirilmiş bir 12 Eylül sonrası kuşağı, hatta birkaç kuşağı var. Doğru. Göz göre göre, kasıtlı olarak apolitize edildi gençlik.
Filmde sol üzerine epey klişe var. Jean Baby'nin 'En Güzel Dünya'sı, Deniz Gezmiş'in yeşil parkası..
Devrimcilik bir dünya görüşü; sadece yeşil parkayla betimlenemez ama Deniz Gezmiş'in parkası herkesin özendiği, hayranlık duyduğu bir şey.
Şimdi nasıl çizebiliriz solun resmini?
Çizemeyebiliriz şimdi. Çünkü aktif bir sol yok artık. Kayboldu, paramparça oldu. Sosyal demokrat kalmadı. Köşeyi dönen çok. Eskiden Dev-Genç üyesiydi, sonra Anavatan Partisi'nden milletvekili oldu kimileri... Peşinden gidilecek bir sol rüzgârı esmiyor artık.
Böyle bir rüzgâr esmezken gençler kime oy verecekleri konusunda bocalamakta haklı değiller mi?
Bir anlamda haklılar ama kime oy vereceklerini düşünüp mevcut partileri analiz etmiş değiller. MHP ve AKP'nin farkı nedir, CHP'nin durumu nedir? Asıl önemlisi bir dünya görüşleri yok.
Siz hangi partiye oy verdiniz?
CHP'ye tabii ki, alternatifsiz olarak.
Kötünün iyisi diye mi? Politikalarını(!) desteklediğiniz için mi?
Evet, ehven-i şer. Bu taraf mı, diğer taraf mı? Tabii ki CHP tarafıydı. Parti, politika üretebiliyor mu bilemem ama Deniz Baykal, seçim öncesi ve sonrası çok güzel politika üretiyor. Seçim öncesi sağdan oy bekliyordu, ona göre davrandı. Şimdi solcu kesildi. Onun yüzünden CHP bu hale geldi zaten.
Sinema ve televizyonun 12 Mart ve 12 Eylül'den fazlaca beslenmesi o dönemle yüzleşebilecek bir özgürlük ortamındayız gibi algılanabilir mi?
Evet, olabilir. Özellikle 12 Mart çokça işleniyor. İyi de oluyor. Yakın Cumhuriyet tarihini bilmeyen bir kuşak var çünkü. O dönemle hesaplaşmak bugün daha kolay. Daha özgür bir ortam.
Demokratikleşme yönünde yol mu kat ettik?
Şu anda öyle bir yönde gittiğimizi sanmıyorum ama tabii ki bir yerlere vardı ülke. Ve varılmış noktadan geriye gidilmez. Kimi özgürlükler ve haklar edinilmişse onlardan vazgeçmek çok zordur. Çark edip orta çağa dönemeyiz. Farklı siyasi dönemlerden geçilir; çalkantılar, hatta askeri darbeler olur ama geri gidilmez.
'Geri gidiyoruz.' diyorlar ama rahat mı olalım?
Birilerinin geri götürme çabaları var, evet. Ama dediğim gibi kolay kolay geri gidilmez.
Film, gençler tarafından izlendiğinde onların midesine en çok ne oturacak?
Saffet Hocanın diğer hocalardan farkına takılacak onlar. Çarpılacaklar. Müfredat yok, kitap yok, not tutmak yok... 'Dersi ben değil, hayat verir' diyor, 'Aşkınızı ertelemeyin' diyor Saffet Hoca.
Toplum psikolojisi dersinin kitabı yok belki...
Olur mu, bütün derslerin çalışılacak kitabı vardır. Mimarlık okurken bir bavul kitabım vardı; statik, yüksek matematik... Fransa'da konservatuar okumaya gidince sekreterliğe sorduğum ilk soru kitapları nereden alacağım oldu. 'Ne kitabı, yok öyle bir şey' dediler. Ben zannediyorum ki Yunan tiyatrosu, Dünya tiyatrosu okunacak. Hocalardan biri 'kütüphane ikinci katta' dedi. İsteyen gider okur, dersler uygulamalı.
Filmde eğitim sistemi de masaya yatırılıyor yani...
Eski anlayış, kitaplar, müfredat... Saffet'e şaşırıyor diğer hocalar. Aslında öyle hocalarımız var. Mesela Tahir Alanga hocamız vardı Galatasaray'da. İlk derste Nihat Sami Banarlı'nın edebiyat kitabı, defter, kalem bekliyoruz biz. O, mümessile toplattı kitapları. Bu okunmayacak, Sait Faik'in külliyatını alın dedi. Yan sınıfta mefailün failün okuyorlar...
Mimarlığa nasıl girdiniz peki, hasbel kader mi?
Değil. Hasbel kader değil. Tiyatro sevdasına kapılmıştım ama babam çok laf etti. Ben de Akademiye girdim. Dekor yapar, tiyatrodan uzaklaşmam diye. Öğrenciyken devam ettim tiyatroya, Grup Oyuncuları'nda. Evden gizli. Yaşlı bir adamı oynuyordum. Beyaz sürerdim kaşlarıma. Bir akşam eve geldim, çıkmamış boya, anladı annem. İtiraf ettim.
Sonra tiyatroyla evlendiniz. Nasıl durum? Geçen hafta Milliyet Pazar'da bir haber vardı; bir sürü oyun kapalı gişe oynuyor diye.
Dolu olmayan bir tek biz varız herhalde. Böyle bir hareket yok bence. Seyirci erozyonu devam ediyor. İzleyici 'bu akşam şu oyun, öbür akşam öteki' diye bir takipte değil. 'Bu akşam oyun var mı?' diye geçerken gelebiliyorlar. 'Pazartesi oyun var mı?' diye soran bile var...
Dolu olanlar nasıl doluyor peki?
Suni bir doluluk. Tiyatro izleyicisinde öyle bir ilerleme olduğunu sanmıyorum. Salonları küçük olan tiyatrolar doluyor olabilir. 80 kişiliktir, dolar. Toplu satışlarla, davetiyelerle de dolar salonlar. Burası, İstanbul'un en büyük salonlarından; 550 kişilik. 80 kişi gelince boş kaldı demektir. (Radikal)


14.02.2008 07:24:55
 
Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Yazdır Yukarı Çık

Bu habere henüz yorum yazılmamış...




Kültür - Sanat Bölümünden Son Yazılar
Devamını Oku 15.05.2008 18:35:17 - Yeni Star Wars Geliyor
Devamını Oku 15.05.2008 18:27:51 - Dünyayı Sarsan Yıl: 1968
Devamını Oku 15.05.2008 17:06:18 - "O... Çocukları" Gerginlik Yarattı
Devamını Oku 15.05.2008 14:04:30 - Mahir Çayan'ın Kitaplarına Toplatma Kararı
Devamını Oku 14.05.2008 23:17:35 - Cannes'da Görkemli Açılış
Devamını Oku 14.05.2008 23:15:26 - Bu da Penguen Kapağı
Devamını Oku 14.05.2008 19:23:20 - Önay Yılmaz'dan Yeni Kitap: "Bandırma Yolcuları"
Devamını Oku 14.05.2008 00:20:04 - LeMan'dan "Kraliçe" Kapağı
Devamını Oku 13.05.2008 20:06:46 - MHP, Hatırla Sevgili'den Rahatsız Oldu
Devamını Oku 13.05.2008 19:05:55 - Bir Gezi Kitabı: Batı, Doğu'dan Başlar
Devamını Oku 13.05.2008 18:32:00 - Boleyn Kızı 23 Mayıs'ta Sinemalarda...
Devamını Oku 13.05.2008 15:16:03 - Gırgır'ın İşçi Dostu(!) Erdoğan Kapağı
Devamını Oku 12.05.2008 19:26:48 - Gencer İçin İtalya'da Tören
Devamını Oku 12.05.2008 09:46:44 - Recep İvedik'in Devamı Geliyor
Devamını Oku 11.05.2008 00:52:10 - MESAM'a Ağır Suçlama
Devamını Oku 11.05.2008 00:09:46 - Bir Çınarı Yitirdik
Devamını Oku 10.05.2008 13:51:58 - Kuliste Komaya Girdi
Devamını Oku 09.05.2008 13:11:10 - İşçi Filmleri Festivali Yapıldı
Devamını Oku 09.05.2008 12:23:41 - Sinema Desteği Akrabaya mı?
Devamını Oku 08.05.2008 19:50:08 - 78'lilerden "Baharda İsyan" Forumu
Haberi Değerlendirin
Gereksiz bir haber
Yayınlamanız gerekmezdi
Faydalı bir haber olmuş
Gerekli bir haber
Haberiniz çok çok isabetli
Bu haber için oy kullanan 1 ziyaretçimizin puan ortalaması: 1,00
Haber İşlemleri
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yorum Yaz
Yorumları Oku
Haberi Paylaş
Google Google Live Live MySpace MySpace
Facebook Facebook Delicious Delicious Digg Digg
 
Yorum Bölümümüzdeki Sorun Giderildi
Yorum Bölümümüzdeki Sorun Giderildi Bir süredir okuyucularımız yorum girerken oluşan bir hata, okuyucularımızın bildirmesi üzerine düzeltildi....
Bu da Aşırı Sosyalleşme!
Youtube Şimdilik Yeniden Özgür
0,31 saniyede derlendi.