istanbul semalarında gözlerimi aradım aklımda tek bir şey dalgalı deniz gibi titrek aşk gibi kuru bir özlem belki en güzeli değil ama en azından yürekli.. bir ceketi vardı,tek düğmeliydi birde atkısı,bembeyaz hiç yanından ayırmazdı
sanki dünyaya kafa tutardı gözlerindeki o buğu sinir ile birleşirdi hep hayatı şarkılar ile değil düşüncesi ile yenerdi belki bir ateş,belki bir yangın kimbilir şapkasının altında neler vardı
ilk tokadında yalanı ayırmıştım hayattan sonra yürüdüm,hiç düşmemecesine son fotoğrafında gülümsediğini gördüm sıcak değildi ama gerçekti acısı ile biten mevsimlerin sonunda hep gülümserdi durmadan büyüyen kuşlar görürdü kanadı olmayan,gözleri görmeyen... ince bir sızıyla da olsa anlatırdı yaraların aslında gerçek olmadığını
sonunda gözlerimi emanet ettiğim gökyüzünden alabildim hatırda tek düğmeli ceketi ve atkısı var şu hayatta belki bir sürü şeyi sevdim ama babam kadar hiçbir şeyi sevemedim ben hayatta en çok babamı sevdim