|

Aydın Ayaydın Sabah Gazetesindeki iktidar kavgasını ve Gazete patronlarını anlattı.
Aydın Ayaydın Sabah Gazetesindeki iktidar kavgasını ve Gazete patronlarını anlattı. Yeni Harman'dan Kutlu Esendemir ile yaptığı röportajda kaleme aldığı kitabı anlatan Ayaydın'a göre patronlar nasıl bir kişilik yapısına sahip.
Liverpoll'dan 8 gol yemek mi yoksa Sabah'tan kovulmak mı? Hangisi daha acı?
Elbette 8 gol yemek çok daha acıydı.
Sabah Gazetesi'nde, akaryakıt kaçakçılığı ve bu kaçakçılığa göz yuman Gümrük Müsteşarlığı'nın en üst düzey bürokratlarının yargılanmaları önünde engel olduğu iddiasıyla Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'i suçluyordunuz. Bu makalelerinizin Sabah'ta görevden alınmanıza neden olduğunuzu ileri sürmüştünüz. Açıkça ve bir kez soruyorum: Neden bu mu?
Evet. Benim Sabah'tan ayrılmamın nedeni Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'in usulsülük uygulamalarını yazan yazılarım oldu. Bakan Tüzmen 1 yıldır beni Sabah'tan attırmak için çaba sarfediyordu. Ancak gücü yetmiyordu. TMSF nin 6 ay önce Bakan Tüzmen'e bir işi düştü. Bu iş TMSF için çok önemliydi. Bakan da bastırdı ve Sabah ile yollarımızı ayırdı. Benim Sabah ile yollarımın ayrılmasını sağlayan asla ve asla ne gazete yönetimi, ne de Hükümet'ten kaynaklanmıyor. Tek neden Kürşad Tüzmen'dir. Bunun bütün nedenlerini kaleme aldığım ve daha önceki Sabah'ta konu ile ilgili yazdığım yazıları topladığım "El Tüzmen" kitabı Başlık Yayınevi tarafından basıldı ve bu hafta kitapçılarda olacak. Çok önemli bilgiler ve belgeler olacak bu kitapta.
Bakan Tüzmen'in sizi işten attırdığına dair elinizdeki somut veriler ve belgeler nedir?
Son derece eminim. Araştırırsanız göreceksiniz ki, 7-8 ay bekletilen Sakarya İpekyolu Serbest Bölgesi izni, DTM tarafından görevime son verildikten hemen sonra imzalanmıştır. Bu bir kanıt değil mi?
Sabah'ta Kürşat Tüzmen ile ilgili kaleme aldığınız yazılarınızın ardından tehditler aldınız mı? Çok tehdit aldım. Almaya da devam ediyorum. Umurumda değil. İnsan bir kere ölür. Yargıya intikal eden tahditler de var. Nedense e-mail ile gelen tehditler hep Gümrükler Başmüdürlüğü IP'lerinden çıkmadır.
Gümrükler Başmüdürlüğü bilgisayarlarından size tehdit emailleri geliyor ve bir şey yapılamıyor; öyle mi? Evet aynen öyle.
Birlikte çalıştığınız patronlar sizce nasıldı
Dinç Bilgin, hem bankacılık sektörünü bilmediği için, hem de, "Madem başkalarının bankası var, bende banka alayım ve diğer banka sahipleri bu kaynağı nasıl kullanıyorsa ben de öyle kullanayım" düşüncesiyle hareket ettiğini düşündüğünü zannediyorum. Bu düşünce bildiğiniz gibi bir medya patronunun sonunu hazırladı.
Ciner'e gelirsek... Turgay Ciner, akıllı bir işadamı. İş hayatında attığı her adımda kar maksimizasyonuna önem verir. Rekabete açık bir işadamı. Kendisine bağlı medya sektöründe yayın politikasına karışmaz. Profesyonellerine güvenir. Yayın politikası ile çok fazla meşgul olmaz. Medya dışı ticari faaliyetlerini, medya şirketlerinden ayrı tutmaya özen gösterir. Siyasetçilerle mümkün olduğu kadar içli dışlı olmamaya gayret eder. Biraz da hırslı. Frene basmayı sevmez, gaza basmaktan daha çok hoşlanır. Pire için yorgan yakar. Bence bu yönüyle eleştirilebilir.
Çalık da medya sektörünün yeni patronu oldu. Ahmet Çalık'ı iyi tanırım. Çok akıllı bir iş adamı. Medya dışı bir çok sektörde başarılı olmış bir işadamı. Anadolu geleneklerine sıkı sıkı bağlı bir aileden geliyor. Medya sektöründe yeni. Gerçi Malatya'da Lokal TV'ye sahip. Ancak bu onun medyada iş yaptığı anlamı taşımaz. Bana kalırsa Hükümet'e yakın bir işadamı olması onun için bir dezavantajdır.
Doğan Grubu iktidardan çekiniyor
Doğan Grubu Türkiye'nin en güçlü medya grubudur. Siyasal iktidarların üzerinde önemli etkisi de vardır. Ancak buna rağmen Doğan Grubu'nun da iktidardan büyük ölçüde çekindiğini söylemek gerekir.
Babahan nasıl bir isim sizce? Babahan, ara dönemler için yayın yönetmenliğine uygun bir isim. Sahibinin sesi olabilecek yapıda. İlkeler onun için çok da fazla önemli değil.
Fatih Altaylı biraz daha burnunun dikine giden bir yapıya sahip. Biraz da doğrucu Davut. Daha duygusal. Bazılarına itici de gelebilir. Ancak kararlı bir yapıya sahip. Sabah Genel Yayın Yönetmenliği onun ilk idari üst görevi idi. Hataları elbette oldu.
Başbakan'a çakan, Cumhurbaşkancı Babahan
Babahan'ın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e yakınlığı biliniyor. Sizce bu yakınlık nasıl doğmuş olabilir? Çalık Grubu, Babahan ile çalışmak ister mi? Babahan eskiden Deniz Baykal'a sempati duyan ve AK Parti'yi yerden yere vuran biriydi. Yakın arkadaşı Salih Memecan vasıtasıyla Abdullah Gül'e çok yakınlaştı. Aslında Başbakan Erdoğan'ı hiç sevmez ve hep onu eleştirirdi. Erdoğan yerine Abdullah Gül'ün etkili olmasını isterdi. Cumhurbaşkanlığı konusu gündeme geldiğinde Erdoğan ve çevresinin aleyhine, Gül'ün ise lehine katkı sağlayacak haberlere yer verme gayreti içine girdi. Erdoğan'a yakın işadamlarının aleyhine haber yapılıp Başbakan Erdoğan'ın yıpranmasını sağlayacak haberler için ekonomi servisini yönlendirmeye çalıştığına çok tanık oldum. Odamız yanyanaydı. Erdoğan Hükümeti'nin iyi gördüğüm uygulamalarını övdüğüm yazılarda, hep beni olumsuz yönde etkilemeye çalıştı. Erdoğan'ın bugün yok olmasını ve onun yerine Abdullah Gül'ün gelmesini yürekten isteyen biri.
Babahan'ın Erdoğan'a yakın işadamlarının aleyhine haber yapılması için ekonomi servisini yönlendirmeye çalıştığını söylediniz. Yanlış anlamadım değil mi? Hayır.
Bu konuda bize bir tanıklığınızı anlatmanızı rica etsem. Başbakan'a yakın olduğu bilinen ve TOKİ'ye (Toplu Konut İdaresi) iş yapan bir müteahhit için, "Bunu araştırın ve bir şeyini bulun getirin" dediğine bizzat şahit oldum. Ancak bu ismi deşifre etmek istemiyorum. Lütfen bunu anlayışla karşılayın. Elbette Aydın Bey...
Çalık Grubu, Babahan ile çalışmak ister mi? Bu soruya cevap vermek çok zor. Cumhurbaşkanı veya Başbakan'dan, "Babahan kalsın" yönünde çok büyük bir baskı gelmezse Çalık, Babahan'ı o görevde tutmaz. Tutarsa da gazete başaşağı gitmeye devam eder.
Röportajın tamamı Yeniharman'ın bu haftaki sayısında...
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|