|

AKP'nin 1 Mayıs'ta işçi ve emekçilere yaptığı saldırılardan İslamcı gazetelerin yazarları bile rahatsız oldu.
İslamcı ve sağcı gazeteler her ne kadar, bin dereden su getirip kendilerini zorlasalar bile AKP'nin 1 Mayıs'ta işçi ve emekçilere yaptığı saldırılardan duyulan rahatsızlık artık onların arasına bile sızdı. AKP'nin yan kuruluşu gibi çalışan Zaman gazetesi yazarı bile 1 Mayıs'ta emekçilere uygulanan şiddete isyan etti.
Hilmi Yavuz - Zaman: Bayramı Zehir Ettiler Zaman gazetesi yazarı Hilmi Yavuz bakın 5 Mayıs Pazar günü yazısında neler yazdı:
1 Mayıs günü'nün bir talihsizliği var. Güzelim mavi ilkyaz denizinin, sarı güneşin, morumsu erguvanların ve göz alabildiğine yeşil çayırların izlenimci bir tahayyülü kışkırtan yaşama sevincine, biber gazı bombalarının, panzerlerin, copların ve tekmelerin kirli görüntüsünün siyahlığı ve akan kanların kırmızılığı karışıyor.
Bir Manet resminin yaşattığı kırsal asudeliğin yanına, Munch'un o kapanık ve kara 'Çığlık'ının cehennemi asılmış gibi sanki... Bir Arcadia ve bir Cehennem yan yana...
Bu güzelim ilkyaz gününü, uğursuz bir el, bir azaba dönüştürüyorsa eğer, bundan sadece o gün Taksim Meydanı'nda bulunanlar ya da orada olmak isteyenler değil, bütün bir Türk halkı mustarip olmalıdır. İlkyaz, özgürlüktür çünkü: Dileyen ellerinde bayraklar ve çiçeklerle bir alanda toplanabilmeli; dileyen, kırlara, güneşli kıyılara açılabilmelidir. Birliktelik ya da yalnızlık, ilkyazda, daima bir mutluluğun müjdecisi olmalıdır. Ellerinde bayraklar ve çiçeklerle alanlarda halay çekerek bir dünya görüşünü bahtiyarlığa dönüştürenlerin, bir kır kahvesinde çayını yudumlayarak yalnızlığını harikulade bir yaşantıya dönüştürenler kadar, ilkyazın hazzını duyumsamaya hakkı vardır çünkü...
Kim, niçin ve hangi gerekçeyle, bir ilkyaz sevincini bize haram ediyor? Orada bulunalım, bulunmak isteyelim ya da istemeyelim, hepimizin bu hazzı birlikte ya da yalnız başımıza yaşamamızı istemiyor? Onların bir aradalıklarından, bayraklardan, çiçeklerden, halaylardan ve marşlardan duydukları hazzı, bizim de duyabileceğimizi, duymak istediğimizi düşünmüyor. Niçin?
Ali Bayramoğlu - Yeni Şafak: Kimse Hikaye Anlatmasın Yeni Şafak'tan Ali Bayramoğlu ise çok net biçimde söyledi söyleyeceğini. Bayramoğlu, 3 Mayıs tarihli Yeni Şafak'taki köşesinde hiç kıvırmadı, çekinmedi:
Önceki gün İstanbul'da Taksim Meydanı civarında ortaya çıkan utanç verici görüntüler, "devlet terörü" rüzgarı, her şeyin önünde ve önümüzde duruyor…
Kimse tahrikten, yasalara uymamaktan, DİSK'in zorlayıcı politikalarından söz etmesin…
Bu durumda tek sorumlu vardır:
O da yönetemeyen, yönetemedikçe cebir kullanan devlet ve iktidar anlayışıdır…
Hadi Özışık - Star: Vahşet Dedikleri Bu Olsa Gerek Olaylara isyan eden bir diğer isim ise, "4-5 gündür hükümeti canla başla, son bir umutla müdafaa etmeye çalışan Star gazetesinin" yazarı Hadi Özışık. 3 Mayıs tarihli yazısında 1 Mayıs'a değiniyor Özışık:
Taksim'in dört yanı çevrili. Sokaklarda müthiş bir arbede. Can pazarı yaşanıyor adeta. Polis habire su fışkırtıyor elindeki oyuncağı deniyormuşcasına!
Biber gazı denemeleri de cabası...
'Her şey Türkiye için' diyor ya Başbakan!
Polisin ki de o mesele:
-Her şey Taksim için.
Vahşet dedikleri bu olsa gerek.
Ne oldu, ne yaptı o insanlar, nasıl bir suç işlediler?
Gerçekten kafasına jop inen insanlar suçlu mu?
Bilindiği gibi AKP'nin 1 Mayıs'ta işçilere ve sendikacılara yönelik şiddeti herkes tarafından kınanırken; Zaman, Star, Yeni Şafak, Tercüman gibi gazeteler çaresiz biçimde AKP'yi savunmaya çalışıp DİSK'i hedef gösterme uğraşı veriyordu. Lakin artık bu gazetelerin kendi yazarları bile inanmıyor demek ki, bu hikayelere. AKP, baştan beri kendi yanında olanların desteğini de bir bir kaybetmeye başladı. 1 Mayıs 2008 günü bütün Türkiye'nin AKP'nin demokratlığını göreceğini okumuştunuz Renkhaber'de. Bütün Türkiye gördü. AKP'lilerin kendisi bile gördü.
Renkhaber
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|