|

Yargıtay'ın kapatma davasına ilişkin gazetelerdeki ilk yorumlar şöyle:
Nazlı Ilıcak / Sabah
Kapatma Davası....
Şaka gibi... Milletin oylarının %46'sını almış bir parti hakkında kapatma davası açılıyor. Türkiyemize yazık değil mi?
Yanlış hesap Anayasa Mahkemesi'nden ya da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden döner diyoruz ama bir ihtimal daha var.
AK Parti, referanduma gitmek şartıyla, Anayasa'nın parti kapatma ile ilgili 69'uncu maddesini veyahut, Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçim yöntemini değiştirecek çoğunluğa sahip. Belki de referandum sayesinde, yanlış hesap milletten döner.
Emre Aköz / Sabah
Demokrasiye aykırı fiillerin odağı!
Bu "ikinci" iktidar şu anda karşı saldırıya geçmiş durumda. Hamlesi boşa gidecek olsa dahi... Dünya ekonomik krizi yaklaşırken... Kürt sorunu çözüm beklerken... Avrupa Birliği süreci devam ederken... Ergenekon meselesi önemini korurken... Hükümeti ve iktidar partisini, bu dava ile uğraşmaya itmenin ardında " siyasi " niyetler olduğunu düşünmeden edemiyoruz.
Ama en önemlisi şu: Bu dava bir turnusol kâğıdı gibi olacak... Kim demokrasiden yana, kim değil; apaçık ortaya çıkacak.
AKP'nin "Laikliğe aykırı fiillerin odağı " olup olamadığını bilemem ama kimin " Demokrasiye aykırı fiillerin odağı " olduğu meydanda.
Mehmet Barlas / Sabah
Siyasi ve ekonomik istikrarsızlığın eşsiz yöntemi
Şaka gibi değil mi?
Ülkenin Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Meclis Başkanı, Bakanları ve TBMM çoğunluğu AK Partili.
Bu parti ikinci seçimde de tek başına iktidara seçilmiş.
Ülkenin güvenliğinin, gelişmesinin, istikrarının, bütünlüğünün, ekonomisinin sorumluluğunu, seçmen ikinci kez ve daha büyük oy oranıyla bu partiye teslim etmiş.
Devletin dış ilişkilerini bu partinin kadroları sürdürüyor.
Ve bir cuma günü akşamüstü ülkenin Anayasa Mahkemesi'ne Cumhuriyet Başsavcısı'nın "bu partiyi kapatın" içerikli dava açılması istemi geliyor.
Rejim adına onu bunu kapatıp yasaklayanlar, daha sonra o yasaklıların Başbakan, Cumhurbaşkanı olduklarını görmediler mi?
Geride sadece Türkiye'nin kayıp yılları kalmadı mı?
Hukuk ve yargı toplumun yaralarını kaşımak, kamplaşmaları derinleştirmek için yoktur ki.
Türkiye'yi siyasi ve ekonomik istikrarsızlığa sürüklemek isteseydim, herhalde benim de aklıma iktidardaki partiyi kapatmak gelirdi.
Ergun Babahan / Sabah
Yine aynı kriterler
Cumhurbaşkanlığı seçimi için en az 367 oy aranacağını seçimden çok önce ilan eden Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, bir süredir AK Parti'nin laiklik karşıtı faaliyetlerin odağı haline geldiğini, bu nedenle kapatılması gerektiğini savunuyordu.
Siyasete doğal olmayan yollarla müdahale, Meclis'teki AK Parti Grubu'nun aynı çoğunlukla yoluna devamını engelleyemeyeceği gibi, önümüzdeki ilk seçimde planlananın çok dışında bir tabloyla karşı karşıya kalmanıza yol açabilir.
Tarih, bize bunun hep böyle olduğunu gösteriyor.
Bu işin birinci yönü.
İkincisi ise cumhurbaşkanının bile kapatma davasında siyaset yasağına konu olabilmesi, rejimin ciddi bir sarsıntıdan geçtiğini gösteriyor.
Dileriz, Türkiye bu büyük kavgadan yara almadan çıkar.
Oktay Ekşi / Hürriyet
AKP yargı önünde
TÜRKİYE aynı güne sığdırılan olayların sayısı yönünden herhalde eşi olmayan bir ülke.
Dün sabah Sosyal Güvenlik Kurumu ile ilgili yasal düzenleme gündemdeydi. Akşam saatlerinde karşımıza Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) "laikliğe aykırı eylemlerin odağı haline geldiği" iddiasıyla kapatılması için Anayasa Mahkemesi'ne dava açması çıktı.
Önce belirtelim, bir demokraside siyasi parti kapatma, o demokrasinin iyi işlemediğinin ilk göstergesidir.
Türkiye bu açıdan hayli kabarık bir sabıkaya sahiptir.
Kuşkusuz yüksek yargının ne diyeceğine ilişkin kanaat ileri sürmek bizim -veya başkasının- hakkı ve haddi değildir.
Ancak Türkiye'de yaşanmış öteki örneklerin ve özellikle Refah Partisi'nin başına gelenlerin ışığında bir değerlendirme yapılacak olursa, "laik sistemle" oynamak, onu koruyormuş gibi görünüp sistemin altını oymaya çalışmak görülür ki hep aynı sonucu veriyor.
Son olarak Refah Partisi bu nedenle kapatılmasının haksız olduğunu ileri sürerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) de gitti ama kapatma kararının hukuka uygun olduğunu orada da gördü.
Fehmi Koru / Yeni Şafak
Bu da oldu ya…
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın Ak Parti'nin kapatılması için dava açması insanın ağzını açık bıraktıran sürpriz bir gelişme.
Türkiye bir demokrasi; demokrasilerde parti kapatma olağanüstü istisnai bir durumdur. Ülkede her iki kişiden birinin oyunu almış, Meclis'te biraz destekle anayasayı değiştirebilecek çoğunluğa sahip, altı yıldır iktidarda bulunan bir siyasi örgüt Ak Parti. Ve kapatılması isteniyor... Hayret ki, ne hayret!
Ali Bayramoğlu / Yeni Şafak
Demokrasiye utanç davası…
Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya "AK Parti'nin laikliğe aykırı fiillere odak olduğu gerekçesiyle kapatılması istemiyle dava açtığını" söylüyordu haberdeki cümle…
Ajanstan gelen bu cümleyi okuduğum zaman bir süre şaşa kaldığımı söylemem gerekir…
Hiçbir şey beni bu kadar şaşırtamazdı, hiçbir şey devlet aktörlerinin ve yüksek yargının mantıksızlık ve futürsuzlukta bu noktaya gelmiş olduğunu düşündüremezdi.
Bu nasıl olabilir?
İsmet Berkan / Radikal
Kapatmak çözüm mü?
Anayasa Mahkemesi, önce Refah Partisi'ni ardından da Fazilet Partisi'ni kapatırken, türbana özgürlüğün sadece savunulmuş olmasını bile 'laikliğe karşı eylem' olarak nitelemiş, bu partilerin kapatılma gerekçeleri arasında saymıştı. Hele Fazilet Partisi davasında türbana özgürlük ve Merve Kavakçı'nın türbanıyla milletvekili yemini etmek istemesi neredeyse yegâne kapatma gerekçeleriydi.
Ama bunlar 10 yıl önceydi. Sanıyorduk ki Türkiye buraları aştı, artık Avrupa Birliği kapısına dayandı, artık bu ülkede demokrasi var ve en önemlisi artık bu ülkede parti kapatmak çok zorlaştı.
Ne kadar yanılıyormuşuz. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı önce Demokratik Toplum Partisi için kapatma davası açtı. Ardından kahir çoğunlukla iktidarda olan Adalet ve Kalkınma Partisi için. Yakında Milliyetçi Hareket Partisi için de dava gelirse şaşırmayacağım, öyle ya onlar da türbanı serbest bırakacağı düşünülen Anayasa değişikliğine imza ve oy verdiler.
Anayasa Mahkemesi'nin de savcının istemi doğrultusunda karar vermesi durumunda herhalde 'karşı devrim' süreci tersine çevrilecek, yeniden tek parti dönemine geri döneceğiz!
Murat Yetkin / Radikal
Parti kapatıp sorun çözmek!
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın Adalet ve Kalkınma Partisi aleyhine kapatma davası açması, Türkiye'de yeni ve tartışmalı bir dönemin kapısını açmış bulunuyor.
Kapatma isteminin AK Parti'nin kurucu üçlüsü Başbakan Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve eski Meclis Başkanı Bülent Arınç hakkında (diğer 68 parti üyesiyle birlikte) siyaset yasağı talep edildiğini, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç açıkladı. Böylece Türk siyasi tarihinde ilk kez (yürütmenin, yani en üst siyasi makamın başı olan) görevdeki bir cumhurbaşkanının siyasetten yasaklanması istendi. AK Parti, Anayasa'daki laiklik ilkesine aykırı davranışların kaynağı olmakla suçlanıyor. Hangi açıdan bakılırsa; Türkiye ve demokrasi adına yüz ağartıcı olmayan bir gelişme.
Yalçınkaya daha önce kapatma davasının sinyallerini vermişti.
Mustafa Karaalioğlu / Star
Akıl dumura uğruyorsa...
Bir demokraside parti kapatılmaya teşebbüs edilebiliyorsa... Daha 7 ay önce yapılan dumanı üzerindeki seçimden Cumhuriyet tarihinin en büyük seçim zaferlerinden birisini elde ederek çıkan bir partinin kapatılması düşünülebiliyorsa...
Daha 7 gün önce orduya sınır ötesi operasyon yetkisi veren başbakanın siyasi yasaklı olması isteniyorsa.
Daha 7 gün önce o operasyonu yapan ordunun başkomutanı olan Cumhurbaşkanı'nın adı bile o listeye konabiliyorsa...
Dünya ekonomik krize sürüklenmişken; o krizi başarıyla yönetebilen nadir ülkelerden biri olan Türkiye'nin hükümetine karşı yargı darbesine teşebbüs edilebiliyorsa...
Gazete haberleriyle parti kapatma dosyası hazırlanabiliyorsa...
Girdiği bütün seçimlerden ard arda oylarını artırarak zaferle çıkan bir partinin kapatılması hesap edilebiliyorsa...
O partiye oy veren milyonlarca insanın ne düşündüğü umursanmayabiliyorsa...
Demokrasiye karşı savaş ilan etmek mümkün olabiliyorsa...
Halka sürü muamelesi yapmanın; yapanın yanına kar kalacağı zannediliyorsa...
Akıl dumura uğruyor; mantık tepetaklak oluyorsa...
(Gercekgundem.com)
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|