|

AKP, 1 Mayıs'ta işçilere gösterdiği tahammülsüzlüğün ardından köşe yazarları arasındaki desteğini hızla yitirmeye başladı.
Basında AKP'yi destekleyen köşe yazarlarının 1 Mayıs'taki olaylardan sonra AKP'ye tepkisi dikkat çekti. Kamuoyunda AKP'ye desteği ile bilinen köşe yazarlarının yorumlarını aktarıyoruz:
Ergün Babahan / Sabah "Temel haklar konusunda hiyerarşi olmaz" görüşünü savunuyorsak, bunu toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına da yaymak gerekir. Dünyanın her yerinde her gösteriyi provoke etmek isteyen terör grupları vardır. Başarı, onlara fırsat bırakmadan hakkın kullanımını mümkün kılmaktır. "Taksim'de provokasyon olur, Çağlayan'da olmaz" demek, inandırıcı ve etkileyici gelmez kimseye. Evet devletin gücü karşısında durmak mümkün değil. Değil ama devletin bu gücü hep solcuları eziyor nedense."
Emre Aköz / Sabah Bu ne biçim " aşırı güç " ve " aşırı güven " ki kendisini devirmeye çalışan darbe heveslileri apaçık ortaya çıkmasına rağmen kılını dahi kıpırdatmıyor? Elinizi vicdanınıza koyup da söyleyin: 2002 seçimlerinde yüzde 34 oy alan AKP mi daha dinamikti, yoksa yüzde 47 ile iktidarını sürdürmekte olan şimdiki AKP mi? Velhasıl... İş o hale geldi ki... AYM'deki dava olumlu sonuçlanıp AKP aklansa bile karizma çizilmiş durumda. Bu kafayla giderlerse, toparlanamazlar da...
Mehmet Barlas / Sabah Yarım yüzyıllık siyaset hayatımıza damgasını vuran Süleyman Demirel'in yaşam kesitindeki dönemleri inceleyin. Muhalefette veya siyasi yasaklı olduğu dönemlerdeki söylemleri ile, Başbakan veya Cumhurbaşkanı olduğu dönemlerdeki söylemlerini ve "Devlet" e karşı tutumunu karşılaştırın... Veya muvazzaflıklarına TürkAmerikan İttifakı'nın bekçileri olan generallerin, emekli olduklarında anti-Amerikan söylemlerin sahipleri olmalarına bakın. Devlet ile hukuk ilişkileri de böyle karmaşıktır. Vatandaş hukuktan, "Adalet "i anlar. Doktrinde ise hukukun Devlet'in de üzerinde olması gerektiği söylenir. Oysa Devlet için hukuk, "Düzen" demektir. Bu açıdan Devlet'ten büyük güç yoktur. Dün de Devlet'in polisi, düzeni korumak için Devlet'in emekçilerine su sıkıyordu Şişli'de...
Hasan Cemal / Milliyet Neden olmasın diye düşünüyorum: Polisler, 1 Mayıs sabahı Taksim Meydanı'nın girişinde işçileri, emekçileri ellerinde çiçeklerle karşılayamazlar mıydı? İktidardan muhalefetten siyasetçiler hep birlikte emekçinin, işçinin dayanışma gününü kutlayamazlar mıydı? Evet, neden olmasındı? Bu soruları en başta Başbakan Erdoğan'ın kendine sorması gerekiyor. Kendisi bunu sağlayabilirdi.
Mehmet Ali Birand / Posta Bu olay tipik bir Devlet otoritesini gösterme, Devletin gücünü ispatlama çabasıdır. "Bizim yasak dediğimiz yerde, siz kim oluyorsunuz da gösteri yapmak istiyorsunuz" kafasıdır. Bir türlü " Devlet otoritesini göstermek" için gereksiz güç kullanma alışkanlığından kurtulamıyoruz. Daha önce de değinmiştim. DİSK, kısıtlı bir törenle Taksim'e girmeye hazırdı. Ancak, Devletin tepeden bakan, kibirli yetkilileri bir defa HAYIR dediler mi, bir daha geri dönmezler. İstanbul'da yaşanan manzara Türk toplumunda gereksiz bir gerilim yaratmanın ötesine geçmemiştir.
Gülay Göktürk / Bugün Günlerdir çağrılar yapılıyor hükümete; gel diretme; bütün tedbirlerini al, Taksim Meydanı'nı işçi bayramına aç; provokasyon yasaklamakla engellenmez, tam tersine bu yasak provokasyonlar için zemin yaratır deniyor. Demokratik devlet, gücünü gösterecekse demokratik bir hakkı engellemek için göstermez; o hakkın kullanımı için güvenlikli ortam yaratarak gösterir, deniyor. Ama ne fayda... Hükümet kös dinliyor... Ve şimdi eminim, ortaya çıkan bilançonun altında nasıl kalkacağım diye kara kara düşünüyor.
Cengiz Çandar / Referans İstanbul'da dünkü 1 Mayıs gibi bir 1 Mayıs yaşanması için, 22 Temmuz öncesi beklentilerin üzerinde odaklandığı bir AKP iktidarı gerekmiyordu. Bir "özgürlükçü proje"ye sahip bulunmayan, klasik türden herhangi bir "yasakçı" iktidar altında 1 Mayıs'ı dünkü gibi yaşayabilirdi Türkiye.
Hal bu ise, AKP iktidarına Türkiye'nin niçin ihtiyacı olsun?
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|